Tacirin basiretli iş adamı gibi davranma yükümü

Basiretli Tacir Olma Tanımı

Roma Klasik-Sonrası Hukuk Dönemi’nde özen ölçütleri skala haline getirilmiştir. Romalılar ölçütleri belirlerken bonus pater familias yani objektif aile babası kavramını esas almışlardır. Bu kıstasa mensup olan en önemli özen ölçütünden biri de  diligens pater familias(özenli aile babası)’ dır.[1] Tarihsel gelişimi bu şekilde başlayan bu kavramın tanımı Türk Ticaret Kanunu’nda  net bir şekilde yapılmamıştır. Tacirin basiretli olma yükümlülüğü Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından ve ticari teamüllerden hareketle mevcut bir ticari işletmeyi kısmen yahut tamamen kendi adına işleten kişinin ferasetli bir şekilde sağduyu ve sezgileriyle işlemlerini gerçekleştirmesidir.

Basiretli tacir her şeyden önce ticari hayat için zaruri olan kanun maddelerini, ticari hayatın gerekliliklerini, ticari teamülleri, ticari örf ve adetleri bilmek zorundadır. Ticari hayat normal koşullardan farklı olmak üzere gerek ticari dünyanın hızından gerek profesyonellik ihtiyacından dolayı çok daha özenli olmayı gerektirir. Yargıtay’ın tanımlamasına göre basiretli iş adamı: günümüzün ve geleceğin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada değerlendirerek harekete geçmesidir.

İlgili hüküm ‘TTK madde 18/2: Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.’ diye belirterek tacire faaliyetlerinde üstün bir kavrayışla aksiyon alması gerektiği sorumluluğunu yükler.

Basiretli tacir Olmanın Sınırları

Her tacir bütün ticari faaliyetlerinde basiretli olmak zorundadır. Tacire yüklenen basiretin ölçüsü objektif kriterlere göre belirlenmelidir. Ayrıca bu objektif kriterler her somut olay karşısında ferdi olarak incelenmelidir yani önceden bir sınır konulması mümkün değildir. Bir tacire hiçkimsenin tahmin edemeyeceği ve ufak ihtimaller dahilinde bulunan durumları bilebilecek olması gerektiği sorumluluğu yüklenemez. Basiretli olmanın sınırı mücbir sebebin oluşma ihtimaline kadar çizilmiştir. Farz-ı muhal bir tacir yabancı para birimiyle etkileşim halindeyse kur dalgalanmalarını, milli paraya gelince devalüasyon durumunu hatta enflasyon oranlarının değişken olduğunu ve buna göre faaliyette bulunması gerektiğini bilmek zorundadır.

Tacirin kendi imkanları dahilindeki özeni göstermesi değil faaliyetin gerektirdiği özeni göstermesi beklenir. Bu sınır ticari hayatıyla çevrelenmiştir. Diğer bir deyişle tacir kanun lafzından da anlaşılacağı üzere ticari faaliyeti dışında kalan hayatında basiretli olmak zorunda değildir. Örneğin taşımacılıkla uğraşan bir gerçek kişi tacirden demir fiyatlarının ortalama ne kadar olduğunu bilmesi beklenemez. Güven kurumu olarak adledilen bankaların ise tüm işlerinde basiretli olması zorunludur ve bankalar ihtisas gerektiren işleri yaptıkları için basiretin ölçüsü bir miktar daha ağırlaştırılmıştır. Bankaların sır saklaması, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde kullanılmaması açısından büyük önem taşır ve bu özenin ölçüsü objektif kriterlere göre belirlenmekle birlikte sadece sözleşmeden değil ayrıca kanundan da doğmaktadır.[2]

Basiretli Olma Yükümlülüğünün Sınırlandırılması

Türk Borçlar Kanunu md.27’deki haller hariç olmak üzere TBK özel hukuk sözleşmelerine büyük oranda sözleşme serbestisi öngörülmesini sağlar. Bu yüzdendir ki basiretli davranma yükümlülüğü tacire kanun tarafından yüklenen ve bir akit ile aksi hali kararlaştırılmadıkça geçerli olan bir sorumluluktur. Tacir sözleşmeye açık hüküm koyarak basiretli olma sorumluluğunu kısıtlayabilir.[3]

İlgili Pozitif Düzenlemeler

Türk Ticaret Kanunu madde 22’ye göre tacirin TBK hükümlerinde yazılan hallerle aşırı ücret veya cezaya maruz kaldığı olduğunu savunarak ücret ve sözleşme cezasının indirilmesinin mahkemeden istenemeyeceği TTK 21’e göre FATURA alacağına ve teyit mektubuna itiraz etmek için sekiz gün gibi kısa bir süre belirlenmesi de tacirin basiretli olması gerekliliğinin sonucudur. Bunun yanısıra özel kanunlarda da basiretli tacir olma yükümlülüğü öngören hükümler vardır örneğin Kooperatif Kanunu md. 62/1’e göre; Yönetim Kurulu üyeleri kooperatif faaliyetlerinin ” yönetimi için gereken titizliği gösterir”. Bir diğer örnek ise Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun md. 2’ ye göre bankalar çek hesabı açtırmak isteyen kimselerin araştırılması için ”gerekli basireti ve özeni gösterirler.”[4] Çek verilmesi yasaklanan bir tacire çek verilmesi durumunda banka objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden oluşabilecek durumlara katlanmalıdır. Türk Ceza Kanunu ‘nun 162.maddesi ise tacirin basiretli davranmama nedeniyle iflas etmeye sebebiyet vermesi durumunda iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörmüştür.

İmkansızlık halleri bağlamında basiretli olma

Sübjektif imkansızlık yalnız sözleşmenin taraflarından birinin tutumundan dolayı ifa imkansızlığı meydana gelmişse bu durum sübjektif imkansızlık diye belirtilmelidir. Subjektif imkansızlık sözleşmeyi batıl hale getirmez.[5] İmkansızlık halleri ve basiretli olma ile ilgili bir Yargıtay Kararı’nda: “Sözleşme yapıldığı zaman, objektif  bir yerine getirme imkansızlığı varsa, borç ilişkisi meydana gelmemiş olduğundan sözleşme taraflar için bir sonuç doğurmayacağından, taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre birbirlerine verdikleri edimleri geri isteyebileceklerdir. Eğer imkansızlık sözleşmenin kurulmasından sonra meydana gelmişse, borçlunun kusurlu olup olmadığına göre hüküm kurulur ve burada kusur değerlendirmesi yine, borçlunun basiretli davranıp davranmadığına göre incelenir’’ İlgili Yargıtay Kararı’ndan da anlaşıldığı üzere sonraki sübjektif imkansızlık durumu zühur ettiğinde tarafın kusurunun basiretli olma ölçüsüne göre belirleneceğine karar verilmiştir.[6]

Basiretli olmanın gabin hükümleriyle ilişkisi

Bir kimsenin tecrübesizliğinden, zorda kalmasından veya dikkatsizliğinden faydalanarak aşırı yarar elde etme amacının bulunduğu durumunda uygulanan gabin hükümlerinin (TBK md.28) tacirlere uygulanabilmesi mümkün değildir. Sadece müzayaka hali yani zaruret içinde bulunması  sebebiyle gabin hükümleri uygulanabilirlik alanı bulacaktır.[7] Müzayaka yani zor durumda kalma hali kişinin maddi ve manevi olarak darda kalmasıdır. Kişi mali veya kişisel bir nedenle zorda kalabilir üstelik bir tacirin ekonomik olarak fakir olması ya da iflas aşamasına gelmesi gerekmez[8]. Bir tacirin ticari itibarının zarar görme ihtimali bile müzayaka durumunun kabülü için yeterlidir.[9] Sonuç olarak bir tacir zorda kalma hali hariç olmak üzere tecrübesizlik ve bilgisizlik gibi durumları öne sürerek gabin hükümlerinden faydalanamaz çünkü tacir basirete ve vasat üstü temkine sahip olmalıdır.

Basiretli Davranma Yükümlülüğüne Aykırılığın Sonuçları

Bir tacir basiretsiz davranma sonucu olarak kardan mahkum kalabilir ya da olağan durumu üzerinden zarara uğrayabilir. Her iki durumda da kendi basiretsizliğinin doğurduğu sonuçlara katlanmak durumundadır. Ticari hayatın kendine özgü riskleri bulunmaktadır ve basiretsizliğin bir bahane olarak ileri sürülmesi bu tip sebeplerle ticareti yargının önüne getirmek, üstelik ticari hayatı aksatmak ve hızını engellemek durumuyla sonuçlanır.

İrade Sakatlığı Halleri: Hata , Hile, İkrah

İrade sakatlığı hallerine gelince somut olayın koşullarına göre inceleme yapılması isabetli olacaktır. Tacir olmayan gerçek kişiler esaslı hataya düşme nedeniyle akdi batıl hale getirebilirler. Elbette tacirler de yanılabilir lakin yanılmanın ve yanıltmanın ölçüsü çok daha ağır bir nitelikte bulunmalıdır. Diğer irade sakatlığı hali korkutma kurumunda ise bir tacirin veya sıradan bir kimsenin herhangi bir farkı yoktur.[10] Tacirin yanılması basiretsizliğinden dolayı meydana gelmişse hile sonucu sözleşme yaptığını kural olarak ileri süremez. Sadece basiretli davranan bir tacir, karşı tarafın hileli eylemleri sonucunda yanılmışsa “hileye düçar” olduğunu öne sürebilir ve bu durumda sözleşmeyi feshetmek mümkün hale gelir.

Buna benzer olarak esaslı bir hata veya korkutma sonucu sözleşme yapan tacir de bu sözleşmeyle bağlı değildir zira burada bu aşamadan sonra irade sakatlığı hali söz konusudur. Bankaların ise sır saklama sorumluluğuna aykırı hareket ederek basiretli tacir olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda ağırlaştırılmış özen yükümlülüğüne tabi oldukları söylenebilmektedir.[11] Tüzel kişi tacirlerde ise işlemin konu dışı işlem gerçekleştiren ticaret şirketleri hakkında dava(fesih) açılabilmesi mümkündür.[12] Aleniyet ilkesi gereği bir şirketin tescil ve ilan edilmesi durumunda o şirketin aleyhine şirket konusunu, ticaret unvanını ve unvandaki işletme konusunu bilmediği için bir şahsa konu dışı işlem yapıldığı gerekçesiyle haklılık verilemez.[13] Böylelikle, tacir olmayanların bağlı olmadığı durumu saklı kalmak üzere tacir konu dışı işi bilmemesi veya bilmesi gerektiği zorunda olmadığını savunarak yaptığı faaliyetlerle bağlı kalmayacağını ifade edemez.

Sonuç

Tacirlerin tabi olduğu basiretli işadamı gibi hareket etme sorumluluğu ağır bir objektif özen yükümlülüğüdür ve mücbir sebep haline değin somut olaya ilişkin ayrıca bir değerlendirmeyle  tacir mesul tutulabilir. Basiretli olmaya aykırılık incelenirken her olay için ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Ağır bir sorumluluk olmasının bir diğer sonucu ise tacirin zor durumda kalma durumu haricinde gabin hükümlerine başvuramayacağıdır. Birçok kanun maddesinde ele alınan bu yükümlülük sözleşme serbestisi ilkesi gereğince sınırlandırılabilir. Tacirlerin yaptığı sözleşmelerde sözleşmenin kurulmasından sonra meydana gelen imkansızlık halinde kusur basiretli olma kıstasına göre incelenir. Şahsi kanaatim ticaretin günlük yaşamdan farklı koşullar gerektirdiği için basiretli olma yükümü kurumunun fevkalade önem arz ettiği ve bu yüzden incelenen noktaları her tacirin bilmesi gerektiği ve bilmediğini öne sürerek savunmada bulunamayacağı yönündedir.

[1] Bingöl, Muhammet Emin(2018), Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Yükümlülüğü : Özellikle Tacirin Ücret ve Cezai Şartın İndirilmesini İsteyememesi, 1.baskı, İstanbul, On İki Levha Yayıncılık, sf.13

[2] Kandıralıoğlu, Pınar Çağla (2010), ‘Türk Hukukunda Bankaların Sır Saklama Yükümlülüğü’ (Türü: Doktora Tezi), T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, sf.37

[3] Kayar, İsmail, Ticari İşletme Hukuku, 5.baskı, Ankara, 2006, sf.135

[4] Kizir, Mahmut (2011), Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanma Etkisi,  Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi,  Cilt 19,  Sayı 2 S.249-250

[5] 15.HD, 05/04/2006, E. 2005/1974, K.2006/2012

[6]  15 HD, 25/05/1981, 1981/825 E, 1981/1234 K

[7] Arkan, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, 24.baskı, Ankara, 2018, sf.152-153

[8] Özkaya, Eraslan, Aşırı Yararlanma (gabin) Davaları, 2. baskı, Ankara, 2000, sf.31

[9] 1.HD, 25.06.1970, 1970/3521 E. ,1970/4351 K.

[10] Battal, Ahmet, Ticari İşletme Hukuku, 9.baskı, Ankara, 2005, sf.128

[11]  Kandıralıoğlu, sf.191

[12] Topçuoğlu, Metin (2012), ‘Ticaret Şirketlerinde Konu Dışı İşlemler ve Sonuçları’ , S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı 2, Cilt 2, sf.76

[13] Topçuoğlu, sf.70

Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarma – Çıkarılma

Limited Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarma

Şirket Sözleşmesi ile Ortaklıktan Çıkarma

Şirketlerde ortaklıktan çıkarma Türk Ticaret Kanununun ‘Çıkarma’ başlıklı maddesinde düzenlenmiştir:

MADDE 640- (1) Şirket sözleşmesinde, bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılabileceği sebepler öngörülebilir.

(2) Çıkarma kararına karşı ortak, kararın noter aracılığıyla kendisine bildirilmesinden itibaren üç ay içinde iptal davası açabilir.

(3) Şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılması hâli saklıdır.

Şirket Kurarken Dikkat !

Şirket sözleşmesi hazırlanırken nasıl ki evlenen çiftlerde bir gün boşanacakları ve bu ihtimale karşılık bir evlilik sözleşmesi diye anılan mal rejimi sözleşmesi yapmak akıllara gelmiyorsa şirket kurulurken de esas sözleşmeye çıkma ya da çıkarılmaya yönelik hükümlerin eklenmesi gelmemektedir. Bu durum ilerde ortaklar arasında çıkan ihtilaflarda esas sözleşmeye sonradan hüküm konulması genel kurul kararı gerektirdiği ve bu konuda da mutabakat gerekmesi nedeni ile anlaşmazlıklar çıkmaza sürüklenmektedir. Bu gibi nedenlerle riskleri minimize etmek için esas sözleşmenin mutlaka bir avukat yardımı ile hazırlanması elzemdir. Kimi iştigal alanı tamami ile farklı bir meslek olan hukuk bilmezlerin esas sözleşme tanzimi yaparken bir ortağın isteği üzerine çıkarma hükmü eklemesi halinde dahi bu çıkarma hükümleri çoğunlukla hukuka aykırı olduğundan yok hükmündedir. Şirketten çıkarma nedenleri, çıkarma usulü ve sonuçları kesinlikle ayrıntılı şekilde düzenlenmelidir. Örneğin bir ortağın çıkarılması hakkında hükümler belirlenirken çıkarma nedenlerinin açıkça sayılmaması geçerli çıkarma doğurmaz. Veyahut çok genel nitelikte çerçeve ifadelerle çıkarma hükümlerinin belirtilmesi de yüksek ihtimalle geçerli olmayacaktır zira çıkarma nedenleri aleyhine karar alınan kişinin lehine dar yorumlanması ilkedir.

Ortağın şirketten çıkarılması kanunda da açıkça öngörüldüğü üzere genel kurul organının devredilemez yetkilerindendir. Ayrıntılı bilgi için Limited Şirketlerde Genel Kurul yazımızı inceleyiniz.TTK madde 621/1- h) Bir ortağın haklı sebepler dolayısıyla şirketten çıkarılması için mahkemeye başvurulması ve bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması. için temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması gerekir.

Limited şirket ortak sayısının elliyi aşması durumu doktrinde kimileri için infisah nedeni olarak sayılmaktadır. Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için Limited Şirket Sona Erme Nedenleri isimli yazımızı inceleyiniz. Bu tür durumlarda herkesin menfaatine olan tek yol tür değişimidir.

Ortak çıkarma kararına karşı ortak genel kurula katılmış olsa dahi şirket müdürünün kendisine noter aracılığı ile ortaklıktan çıkarıldığını bildirmesinin ardından Genel Kurul Kararını İptal Davası açabilir.

Mahkeme Kararı ile Ortaklıktan Çıkarma

Sözleşmeye dayanarak genel kurul kararı ile çıkarmanın yanında şirket ayrıca kanunda belirtilen usul ve esaslara dayanarak mahkemeden de ortağın ortaklıktan çıkarılmasını talep edebilir. Mahkeme kararı ile ortaklıktan çıkarma için haklı sebeple çıkarma davası açılır. Elbette bu davanın açılabilmesi için genel kurulda mahkemeden talepte bulunulması yönünde karar alınması zaruridir. Bu karar dava şartı olup yokluğu halinde dava reddedilir.

Ortaklıktan çıkarma nedenleri

Limited şirkette ortaklıktan çıkarma nedenleri birçok Yargıtay kararından yola çıkarak yorumlanmakta olup bazıları şunlardır:

  • Sır saklama yükümlülüğünün yerine getirilmemesi
  • Sermaye koyma borcunu ihlal
  • Bağlılık ve sadakat yükümlülüğünün ihlali
  • Yan edim yükümlülüklerinin ihlali
  • Ek ödeme yükümlülüklerinin ihlali
  • Şirket aleyhine davranışlarda bulunulması
  • Diğer ortaklara ve çalışanlara karşı ahlaka aykırı davranışlarda bulunması
  • Her türlü hakkın kötüye kullanımı
  • Kötü niyetli davranışlar ile şirketi zarara sokması
  • Hile, desise, irtikap, zimmet
  • Yüz kızartıcı suçlardan mahkum olması, tutuklanması – hüküm giymesi
  • Yaşlılık, hastalık durumları nedeni ile niteliklerini kaybetmesi …

Ortağın dava süresince şirketi zarara sokmaya yönelik dürüstlük kuralına uygun düşmeyen davranışları bulunması halinde talep üzerine ortak hakkında oy kullanma hakkı, bilgi alma ve inceleme yakkı ve rekabet konularından tedbir kararı verebilir. Çıkarılacak ortağın müdür olması halinde yerine yönetim kayyımı atanabilir.

Ortaklık çıkarma halinde çıkarılan ortağa ayrılma akçesi ödenmektedir. Ayrılma akçesini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu hükmü şu şekildedir:

Ayrılma akçesi
  1. İstem ve tutar

MADDE 641– (1) Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini istem hakkını haizdir.

(2) Şirket sözleşmesinde öngörülen ayrılma hakkı dolayısıyla, şirket sözleşmeleri ayrılma akçesini farklı bir şekilde düzenleyebilirler.

Ayrılma akçesi çıkarılan ortağın sahip olduğu esas sermaye payının gerçek değerine bağlı olarak belirlenir. Ayrılma akçesi üç farklı şekilde belirlenir:

  1. Şirket sözleşmesi ile
  2. Ayrılma sözleşmesi ile
  3. Mahkeme kararı ile

Anonim Şirketlerde Ortaklıktan Çıkarma

Anonim şirketlerde ise ortak  koyma borcuna sahip olduğu için bu borcun ifasını yerine getirmeyen ortağın ortaklıktan çıkarılması mümkündür. Konu ile ilgili halka açık anonim ortaklıklarda ayrıntılı bilgi Sermaye Piyasası Kanununda da açıkça düzenlenmiştir.

Anonim şirketlerde ortalıktan çıkarma üç ana başlık altında incelenmelidir:

  1. Iskat
  2. Hakim Pay Sahibinin Ortaklıktan Çıkarma yani Satın Alma Hakkı
  3. Haklı Sebeple Fesih ve Denkleştirme Davaları Neticesinde Azınlığın Ortaklıktan Çıkarılması

Limited Şirket Sona Erme Nedenleri

 Limited Şirket Sona Erme Nedenleri iki ana başlık altında düzenlenmektedir.

  1. Limited Şirketin İnfisah Nedenleri
  2. Limited Şirketin Fesih Nedenleri

 Adi Ortaklığın Son Bulma hallerini düzenleyen Türk Borçlar Kanunumuzun 639. maddesi şu şekildedir:

Adi Ortaklık Sözleşmesi – Ortaklığın sona ermesi – Sona erme sebepleri

Madde 639 – Ortaklık, aşağıdaki durumlarda sona erer:

  1. Ortaklık sözleşmesinde öngörülen amacın gerçekleşmesi veya gerçekleşmesinin imkansız duruma gelmesiyle.
  2. Sözleşmede ortaklığın mirasçılarla sürdürülmesi konusunda bir hüküm yoksa, ortaklardan birinin ölmesiyle.
  3. Sözleşmede ortaklığın devam edeceğine ilişkin bir hüküm yoksa, bir ortağın kısıtlanması, iflası veya tasfiyedeki payının cebri icra yoluyla paraya çevrilmesiyle.
  4. Bütün ortakların oybirliğiyle karar vermesiyle.
  5. Ortaklık için kararlaştırılmış olan sürenin bitmesiyle.
  6. Ortaklık sözleşmesinde feshi bildirme hakkı saklı tutulmuş veya ortaklık belirsiz bir süre için ya da ortaklardan birinin ömrü boyunca kurulmuşsa, bir ortağın fesih bildiriminde bulunmasıyla.
  7. Haklı sebeplerin bulunması halinde, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla.

Her ne kadar bu hüküm adi ortaklıklar için düzenlenmiş olsa da her şirket türünün özüne ve niteliğine uygun düştüğü takdirde ve aksine özel bir düzenleme bulunmadıkça Limited Şirket de dahil olmak üzere tüm ortaklıklara KIYASEN uygulanır.

 

  • Limited Şirket İnfisah Nedenleri

  1. Şirket Amacının Elde Edilmesi ya da bu amacın elde edilmesinin imkansız hale gelmesi

Yukarıda yer alan Türk Borçlar Kanunu m. 639/1’de düzenlendiği üzere iktisadi bir amaç uğruna kurulan limited şirket sona erme nedenlerinden ilki şirketin amacının nihayete ermesi ya da gerçekleşme ihtimalinin artık imkansız olmasıdır. Günümüzde limited şirketler birden fazla amaç ve faaliyete sahip olmakta. Bu tip limited şirketlerde bir ya da birden çok konuda amacın gerçekleşmesi/gerçekleşmesinin imkansız hale gelmesi şirketin sona ermesi için yeterli değildir meğerki amaçların tümü konusuz kalmasın.

Örneğin ayahuasca bitkisinin ithalatı ve bu ürünün iç pazarda satışı amacı ile bir limited şirket kuruldu ancak bir süre sonra Sağlık Bakanlığı bu bitkinin satışını ve kullanımını yasakladı; işte bu durumda şirketin amacının imkansızlaşması nedeni ile şirket infisah olacaktır.

Türk Borçlar Kanunu madde 639’da düzenlendiği üzere Limited Şirketi bitiren infisah eden nedenlerden diğerlerini incelemek gerekirse:

  • Ortaklardan birinin ölümü : Esasında ortaklardan birinin ölümü ayrı bir tüzel kişiliğe sahip limited şirketin sona ermesi için neden değildir.

Limited Şirket ortağı boşanırsa ya da ölürse payı ne olur?

Limited Şirketin miras yolu ile devrini düzenleyen eşe (miras ya da mal rejimi yolu ile) ya da çocuklara (miras yolu ile) iktisap hakkı tanıyan hüküm Türk Ticaret Kanununda şu şekilde düzenlenmiştir:

MADDE 596– (1) Esas sermaye payının, miras, eşler arasındaki mal rejimine ilişkin hükümler veya icra yoluyla geçmesi hâllerinde, tüm haklar ve borçlar, genel kurulun onayına gerek olmaksızın, esas sermaye payını iktisap eden kişiye geçer.

(2) Şirket, iktisabın öğrenilmesinden itibaren üç ay içinde esas sermaye payının geçtiği kişiyi onaylamayı reddedebilir. Bunun için, şirketin, payları kendi veya ortağı ya da kendisi tarafından gösterilen üçüncü bir kişi hesabına, gerçek değeri üzerinden devralmayı, payın geçtiği kişiye önermesi şarttır.

Görüldüğü üzere boşanma ya da ölüm halinde şirket ortağının hakkını iktisap eden hak sahiplerinin bu hakları kesin değildir.

  • Limited şirket ortağı iflas ederse ya da şirketteki payına haciz konulursa – pay haczi durumunda ne olur?

Bu nedenler de tek başına şirketin infisah nedeni değildir.

(2) Sermaye şirketlerinde alacaklılar, alacaklarını, o ortağa düşen kâr veya tasfiye payından almak yanında, borçlularına ait olan, senede bağlanmış veya bağlanmamış payların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun taşınırlara ilişkin hükümleri uyarınca haczedilmesini ve paraya çevrilmesini isteyebilirler. Haciz, istek üzerine, pay defterine işlenir.

  • Limited şirketin süresi sona ererse ne olur?

Limited şirketler süreli ya da süresiz olarak kurulabilir. Süresi bitmiş olmasına rağmen uzatma kararı alınmayan şirketlerin sona mı ereceği yoksa belirsiz süreli mi olacağına dair öğretide birçok farklı görüş bulunmaktadır.

  • Ortak fesih bildirisinde bulunursa şirket sona erer mi?

Doktrinde feshi ihbar olarak bilinen bu halde şirket sözleşmesi ile fesih hakkı verilen ortağın fesih bildiriminde bulunması ile şirket feshedilebilmektedir. Şirket sözleşmelerine genelde tıpkı kira sözleşmelerinde de gördüğümüz gibi ‘’X tarihine bir ay kala Y ortağı şirketi feshedebilecek bu hak kullanılmadığı takdirde şirket birer yıl uzayacaktır’’ ifadeleri eklenmektedir.

Esas Sözleşmede düzenlenen sona erme nedenlerinden birinin meydana gelmesi

Birtakım limited şirket kurucuları kanunlarda düzenlenen sona erme nedenlerine ek olarak esas sözleşmeye özel sona erme nedenleri de dercettirebilmektedir. En sık nedenlerden biri ‘’şirketin iki yıl üst üste zarar etmesi halinde; şirket infisah olur/şirketin feshi mahkemeden istenebilir’’ şeklindedir.

Ortak sayısının elliyi aşması

Türk Ticaret Kanunu Ortakların sayısı başlıklı MADDE 574/1’e göre Ortakların sayısı elliyi aşamaz.

Şirket İflası

Limited şirket doğrudan iflas yolu saklı kalmak üzere genel haciz yolu ya da kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu kullanılarak iflas yoluna başvurularak feshedilebilir.

  1. Şirketin Borca Batık Olması

  2. Şirket Birleşmesi ya da Şirket Bölünmesi

Birleşme ‘devralma’ ve ‘yeni kuruluş’ şeklinde olmak üzere iki halde gerçekleşir. Birleşme ile devrolunan şirket tasfiye edilmezken infisah eder. Yeni bir ortaklık kuruluşunda iki şirketin birleşip yeni tek bir şirket oluşturmaları halinde birleşen şirketler infisah ederek yeni bir tüzel kişilik doğurur.

Şirket bölünmesinde ise ‘tam bölünme’ ve ‘kısmi bölünme’ şeklinde iki şekilde gerçekleşirken infisah yalnız şirketin tam bölünmesinde meydana gelmektedir.

  • Limited Şirket Fesih Nedenleri 

  • Mahkeme kararı ile sona erme

Kanunda öngörülen hallerde fesih davası açılarak limited şirkete mahkeme ilamı ile son verilebilir.

  • Genel kurul kararı ile sona erme

Genel Kurul ile ilgili ayrıntılı bilgi için lütfen Limited Şirketlerde Genel Kurul makalemizi inceleyiniz.

 

Kaynak : Limited Şirketin Sona Erme Nedenleri – Elif Yalçın Sırakaya, Adalet Yayınevi.

Limited Şirketler ve Genel Kurul

LİMİTED ŞİRKET GENEL KURULU

Limited şirketlerde yasal olarak bulunması zorunlu olan organlardan biri de genel kuruldur. Eski Ticaret Kanunu’nda genel kurul için “ortaklar umumî heyeti” kavramı kullanılmakta idi. Günümüzde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ise “limited şirket genel kurulu” kavramı kullanılmaktadır.

Genel Kurul Görev ve Yetkileri

Limited şirket ortaklarının katılımıyla oluşan Kanunla sadece kendisine tanınmış olan konularda karar alan zorunlu organ olan genel kurulun yetki ve sorumlulukları şunlardır:

  • şirket sözleşmesinin tadili,
  • şirketin müdür ya da müdürlerin atanmaları yahut görevden alınmaları,
  • müdürlere ödenecek ücretlerin belirlenmesi,
  • müdürlerin ibra edilmeleri ,
  • şirket kârının dağıtımı,
  • sermayenin azaltılması ya da arttırılması,
  • topluluk denetçisi ve denetçi tayini ve görevden alınması,
  • şirketin finansal tabloları ile yıl sonu faaliyet raporunun onaylanması ,
  • esas sermaye pay geçişlerinin onaylanması,
  • ortaklıktan çıkarma için mahkemeden talepte bulunma ,
  • şirketin feshi…

Genel kurul, yılda bir veya birkaç kez toplanan şirketin ortaklarından oluşan, en geniş yetkiye sahip zorunlu bir limited şirket organıdır. Müdürler ve müdürler kurulu gibi daimi bir organ olmaması nedeni ile şirket genel kurulunun yılda bir kez olağan biçimde toplanması yasal zorunlulukarın yerine getirilmesi için yeterlidir. Genel kurulun limited şirketi temsil yetkisi yoktur.  Genel kurul tarafından alınmış kararlarının uygulanması müdür ya da müdürler kurulu tarafından yerine getirilir.

Genel Kurul Ne Zaman Toplanır?

Limited şirket genel kurulu her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde toplanır. Toplantıdan en az onbeş gün önce ortaklar toplantıya çağrılır. Bu süre şirket sözleşmesi ile uzatılabilir veya on güne kadar azaltılabilir (TTK m. 617/2).

Genel kurulda ortaklardan her biri aynı görüşte olmak zorunda değildir. Karar alınması için oy çoğunluğu yeterli görülmüştür.

Buna karşılık, TTK’nın 636. maddesinin ikinci fıkrasında;

“Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin durumunu Kanuna uygun hâle getirilmesi için bir mühlet belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.” denilmiştir.

Limited şirketlerde genel kurulun toplanamaması halinde ortaklara ve şirket alacaklılarına mahkemeden şirketin feshini isteme hakkı tanınmıştır. Limited şirkette de anonim şirket genel kurulunun birkaç yıl üst üste toplanmaması şirket aleyhine dava açılması ve feshinin istenebilmesi gibi istenmeyen sonuçlar doğurabilecektir.

İPTAL DAVASI

Anonim Şirketler için düzenlenen Genel Kurul Kararının iptali TTK 445: “446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.” kıyas yolu ile limited şirketlere de uygulanmaktadır.

İptal davası açabilecek kişiler başlıklı hüküm şu şekildedir:

Madde 446 : (1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.şeklinde düzenlenmiş olup iptal davası açmak için taraf ehliyetine sahip olan unsurları ve iptal nedenlerini saymıştır. Prof Dr. Hasan Pulaşlı’ya göre TTK m. 446/1 b bendinde sayılan dört halin sınırlı sayı ilkesine tabi olmadığı belirtilmektedir.

İPTAL SEBEPLERİ

  • Esas sözleşmeye aykırılık
  • Dürüstlük Kuralına aykırılık
  • Kanuna aykırılık

TTK madde 447 ise pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararlar batıldır.

Türk Ticaret Kanunu bazı kararların sadece genel kurul tarafından alınmasını şart koşmuştur.  Bu nedenle genel kurulun toplanmaması, anılan önemli kararların da alınmamış olması sonucunu doğuracaktır. Müdürlerin görev süreleri sona ermesine rağmen genel kurul toplantılarının yapılmaması, yeni müdürlerin belirlenmemesi veya seçilememesi, bu durumda müdürlerin hukuki durumlarının belirsiz hale gelmesi; şirketin kâr dağıtımı konusunda karar alamaması; genel kurul kararı olmadan müdürlere ücret ödenmesinin yasal dayanağının bulunmaması; bağımsız denetime tabi limited şirketlerde genel kurul toplantısı yapılmaması sonucunda denetçinin seçilmemesi durumunda şirketin finansal tablolarının hazırlanmamış sayılması; genel kurul onayı olmadan esas sermaye paylarının devirlerinin geçerli kabul edilmemesi gibi sorunlar sadece birkaçıdır. Bu nedenle, yeni Türk Ticaret Kanunu döneminde limited şirket genel kurul toplantılarının zamanında yapılmasının önemi daha da artmıştır.

Limited Şirket Genel Kurul Rehberi – Soner Altaş –Seçkin Yayınları

Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku – Prof. Dr.  Oruç Hami Şener – Seçkin Yayıncılık

Şirketler Hukuku ile ilgili diğer yazılarımıza göz atınız:

Limited Şirket Kuruluşu 

Şirketlerin Avukat Bulundurma Zorunluluğu

Anonim Şirketlerde Pay Devri

Limited Şirket ve Anonim Şirket Farkları

 

Hakaret Suçu – Bilişim Hukuku Avukat İrem İlbars

HAKARET SUÇU 

Günümüzde sosyal medyada hakaret suçu oldukça sık şekilde işlenmekte olup konuya ilişkin dikkat edilmesi gereken birçok husus bulunmaktadır. Her insan, şeref ve onur sahibidir. Ceza hukuku, kişiyi onuruna, şeref ve haysiyetine dokunan fiillere karşı korumaktadır. Kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince, hiç kimse, bir diğer kimseden, daha az şerefli değildir; herkes toplumun eşit şerefli birer üyesidir. (An. m. 5, 10, 17). Hiç kimse bir diğerinden daha az ya da daha fazla şerefli değildir.

Tüm ülkelerin hukuk sisteminde olduğu gibi bizim ülkemizde de toplumu oluşturan bireylerin onur ve şereflerini, manevi mevcudiyetlerini korumak için birtakım hukuki düzenlemeler yapılmıştır. 5237  sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde ‘’Şerefe Karşı Suçlar’’ isimli bölümünde düzenlenen hakaret suçuna ilişkin kanun hükmü şöyledir:

(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Hakaret suçu, bir kişinin onurunu zedeleyici nitelikte sözler veya davranışlarla bir başkasına zarar vermek veya onu küçük düşürmek anlamına gelir. Hakaret, sosyal medya organları olan Instagram , Facebook , Twitter Whatsapp aracılığı ile gerçekleşebileceği gibi sözlü ifadeler, yazılı iletiler, hareketler veya diğer davranışlar yoluyla da gerçekleşebilir.

Hakaret suçunun varlığı veya yokluğu, somut vakıanın oluş biçimine, bağlamına, kişinin hassasiyetine örf ve adetlere ve toplumsal normlara bağlı olarak farklı şekillerde değerlendirilebilmektedir. Başka bir deyişle hakaret suçunun varlığı veya yokluğu, her olay için ayrı şekilde değerlendirilir.

  • Katile katil demek, şerefsize şerefsiz demek, hırsıza hırsız demek suç mudur?

‘’Bugünkü hakim görüşe göre, onur kırıcı bir suçtan hüküm giyen veya kamuoyunca şerefsiz sayılan bir şahsın, örneğin dilenci, serseri ve fahişelerin de korunmaya değer bir şeref alanları vardır ve bu alana yapılan tecavüzlerin cezalandırılması gereklidir. Ancak, bunların dışında kalan tahkirlerde artık bulunmayan bir şerefin ihlali söz konusu olamayacağından, fiil suç teşkil etmez; bunun içindir ki, hırsıza “hırsız”, katile “katil”, seks işçisine “fahişe” diyen kimse cezalandırılamaz.

Kişi toplumda sahip olduğu saygınlık ve itibarı kısmen doğuştan kısmen de sonradan kazanmaktadır. Buna göre bir şeref ve haysiyet vardır ki, kişi bunlara doğuştan sahiptir ve bu ona insan olarak doğmuş olması nedeniyle tanınmıştır. Kişi, bu değerleri çok zararlı bir kişi de olsa kaybetmez. Örneğin, bir yankesici, hırsız veya katil bir hayvana benzetilemez; böyle bir nitelendirme onun insan olması nedeniyle doğuma ilişkin değerlerine saldırı teşkil eder.

Bu düşüncelerden çıkan sonuç şudur: Katile “katil“, fahişeye “fahişe” demek suç değilse de, bunlara “hırsız” ya da “dolandırıcı” demek suçtur.’’(Hakaret ve Sövme Suçları kitabından – Sahir Erman)

Doktrinde her ne kadar bu görüş hakimse de bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira TCK m. 127/2’ye göre :“İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde cezaya hükmedilir” şeklinde düzenlenmiştir. Kanun maddesi tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde düzenlenilmiş bu yüzden bir suçun faili olan kimseye hakaret edilmesi de hakaret suçuna sebebiyet verecektir.

  • Firmaya ya da Şirkete hakaret etmek  , Şirket Karalamak suç mudur?

Firmalar, nevi her ne olursa olsun şirketler, dernekler, vakıflar tüzel kişiliğe sahip olması nedeni il hakaret suçunun mağduru olamazlar. Aynı zamanda tüzel kişiler hakaret suçunun faili de olamazlar. Ancak bir sosyal medya sitesinde markanın karalanması, şirketin kötülenerek ağır ithamlarda bulunulması, markanın izinsiz şekilde kullanılması 6769 Sayılı Kanun kapsamında Marka Hakkına Tecavüz Suçuna sebebiyet vermektedir.

  • Toplu hakaret suç mudur?

Hakaretin birlikte bulunan kişilerden hangisine yapıldığı hakkında net bir tespitte bulunulamıyorsa suçun oluştuğundan bahsedilemez.  Tüzel kişiliğe sahip olmayan toplulukların , sosyal bir sınıfın, meslek mensuplarına yönelik hakaret edilmesi  halinde suçun oluşmaz. Örneğin tüm fakirler salaktır, tüm zenginler şeref yoksunudur, tüm doktorlar cimridir gibi cümlelerin sarf edilmesi halinde hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilemez. Yine de bu tür cümleler Türk Ceza Kanunun 216. maddesinde düzenlenen Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama Suçuna sebebiyet verebilmektedir. Yargıtay bir kararında sanığın, katılanın eşinin memleketi olan Kırabalılar sülalesine sövmesinde suçun oluştuğunu kabul etmiştir. (Ceza Genel Kurulu 28.11.1988, 2-449/494)

  • Hüküm kurulurken hiçbir çelişkiye yer verilmemelidir.

1-İki ayrı katılana hakaret ettiği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle dava açılan sanığın kararda hangi müştekiye yönelik hakaret eyleminden dolayı cezalandırıldığı açıklanmamak suretiyle hükümde karışıklığa neden olacak şekilde hüküm kurulması,

2.CD. 0.09.2013, 2011/32542 E. – 2013/19915 K.

  • Kamu görevlisine hakaret suçu ve cezası

Türk Ceza Kanunu kamu görevi ifa edenlere mesleğinden dolayı hakaret edenleri daha ağır bir yaptırımla karşı karşıya bırakmak için Kamu Görevlisine Hakaret Suçunu ayrı şekilde düzenlemiştir. TCK’nın 6. maddesinde de kamu görevlisi kavramı “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli ve geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanmıştır. Buna göre mesleğinden dolayı bir avukata, belediye başkanına, din görevlisine hakaret edilmesi halinde kamu yararı gözetilerek cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Kamu görevlisine hakaret suçu adi hakaret suçundan farklı olarak şikayet tabi değildir. Başka bir deyişle sosyal medya hesabından örneğin bir belediye başkanına hakaret edilmesi halinde savcılık makamı kendiliğinden soruşturma başlatabilmektedir. Ayrıca kamu görevlisine hakaret suçu uzlaştırma kapsamının dışında olması nedeni ile de adi hakaret suçundan ayrılmaktadır. Bu suçun işlenmesi halinde soruşturma dosyası uzlaştırmacıya intikal etmeden son bulmaktadır. Ek olarak mağdurun hakaret suçuna ilişkin şikayetini geri çekmesi halinde süreç son bulurken kamu görevlisine karşı hakaret eden kişi hakkında ne kadar şikayetten vazgeçilse de bu vazgeçme düşme kararının verilmesi için yeterli değildir.

‘’b) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda temel cezanın doğrudan 5237 sayılı TCK’nin 125/3-a maddesi gereğince tayini yerine aynı Kanun’un 125/1. maddesine göre belirlenmesini müteakip TCK’nin 125/3-a maddesi gereği arttırılması suretiyle hüküm tesisi,

  1. c) Sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan hüküm kurulurken; 5237 sayılı TCK’nin 125/3-a maddesi gereği temel cezanın 1 yıl karşılığı 365 gün adli para cezasından aşağı olmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken, hatalı bir şekilde 360 gün adli para cezası olarak belirlenerek eksik ceza tayin edilmesi,
  2. d) Sanık hakkında hakaret suçundan uygulama yapılırken, kamu görevlisine hakaret suçu alenen işlendiği halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 125/4. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,’’ (Yargıtay Kararı – 1. CD., E. 2021/1429 K. 2021/1744 T. 18.2.2021 )
  • Avukatın iddia ve savunma dokunulmazlığı , eleştiri hakkı ihbar ve şikayet hakkı haber verme hakkı

Türk Ceza Kanunun 128. maddesine göre Yargı kuruluşlarına yahut idari mercilere şahıslara ilişkin somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması sebebi ile cezalandırma yapılamaz.

Kadıköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde katılanın davacı olduğu dosyada, sanığın davalı Meryem Bülbül vekili olarak verdiği davaya cevap dilekçesinde “…davacı ve diğer davalının tanıştıktan kısa bir süre sonra aralarında şimdilik gizledikleri ancak meşru olmayan bir ilişki başladığı, bunun üzerine davalının üç çocuğunu ve müvekkilimi hayatından silip atmak istediğini anlaşılmaktadır.” şeklindeki sözleri uyuşmazlık konusu ile bağlantılı ise de bu değerlendirmenin gerçek ve somut olaylara dayanmadığı, 5237 sayılı TCK’nın 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında; yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi,

2.CD. 14.05.2013, 2011/27497 E. – 2013/12627 K.

  • Eksik inceleme

Dosya içeriğine göre, sanığın tüm aşamalarda suçlamayı inkar etmesi, müştekilerin bulunduğu şehirde yaşamaması, müştekilerle aralarında hakareti gerektirecek bir husumet ve irtibatın bulunmaması, arama kayıtlarında aramaların sanığın ikameti haricinde müştekinin yerleşim yeri olan Nevşehir’den yapılması, suça konu sanık adına kayıtlı telefon hattının çok sayıda cep telefonu ile farklı zamanlarda kullanılıyor olması karşısında, ilgili telefon hattının sanığın kimlik bilgileri yada daha önce yaptığı başka bir işlem ya da telefon aboneliği nedeni ile ele geçirilen kimlik fotokopisinin kullanılarak alınmış olma olasılığı bulunmakla; savunma doğrultusunda, suça konu 0 538 524 **** numaralı telefona ait abonelik sözleşmesinin aslı ve eki bilgeler ilgili kurumdan getirtilerek, sanığın usulünce toplanacak imza örnekleri ile sözleşme üzerindeki sanık tarafından atılan imza örneklerinin uzman bilirkişiye incelettirilerek sanığın eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi, sözleşme üzerinde ki adres ve sabit telefon aboneliklerini kimin kullandığının tespiti, gerektiğinde müştekile-re ses teşhisi yaptırılarak, sonuçlarına göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

2.CD. 17.12.2012, 2011/19140 E. – 2012/48334 K.

  • Suçun gerçekleştiği delillerle sabitken sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerinde değildir.

Oluşa dosya içeriğine göre sanığın müştekiye yönelik cep telefonu gönderdiği mesajın içeriği itibarıyla hakaret niteliği taşıdığı ve sanığın ait telefondan suçu işlediği sabit olduğu halde sübut bulan suçtan mahkumiyet yerine ya ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi…

2.CD. 17.12.2012, 2011/19569 E. – 2012/48410 K.

  • Hakaret suçuna ilişkin manevi kast unsurunun niteliği doğru tespit edilmelidir. Mağdura senin ananı avradını ***eceğim denilmesi hakaret değil tehdit suçuna sebebiyet verir.

*”Sanık Selim D**’in mağdur Kanber E**’a yönelik “gel lan buraya, senin ananı avradını si*eceğim, senin gö*ünü si*eceğim” şeklindeki sözlerinin mağdurun cinsel dokunulmazlığına yönelik tehdit oluşturduğu ve TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, hukuki olmayan gerekçeyle aynı Kanunun 125/1. maddesi uyarınca hakaret suçundan hüküm kurulması,”(4.C.D., 13.04.2016 T, 2013/30901 E, 2016/7165 K.)

Sosyal Medyada Hakaret Suçu için ayrıca Sosyal Medya Suçları , Cezaları ve İspatı yazımıza göz atınız.

Anonim Şirketlerde Pay Devri Şirketler Hukuku Avukat İrem İlbars

şirketler hukuku avukatı

Anonim Şirketlerde Pay Devri Mümkün Müdür?

Anonim şirketlerin kuruluş ve yapısına ilişkin her türlü husus Ticaret Hukuku ‘nun alt dalı olan Şirketler Hukuku alanının bir parçası olup bu hususlar Türk Ticaret Kanunu ile yasal düzenlemelere konu olmuştur bu sebeple anonim şirketlerde pay devri de bu kanunda düzenlenmiştir. Anonim şirketlerde pay kavramı esas sermayenin bir parçası anlamına gelmektedir. Ülkemizde anonim şirkette pay satın almak kurumsal deneyimin vazgeçilmez bir parçasıdır. Payların devredilebilirlik ilkesi, anonim şirketleri yatırımcılar açısından cazip kılan özelliklerden biridir. Anonim şirketlerde payların devri Türk Ticaret Kanunu (TTK) ile düzenlenmektedir.

TTK’da pay devir serbestisi esastır. Ancak şirketler Esas Sözleşmede bazı kısıtlamalara yer vermeyi tercih edebilirler. Elbette bu sınırlamaların payların devredilebilirliği ilkesine engel teşkil etmemesi gerekmektedir. Bu tür kısıtlamaların mevcut olması halinde, devrin yürürlüğe girebilmesi için Yönetim Kurulunun onayı gerekmektedir.

Nama ve Hamiline yazılı pay senetlerinin devri

Nama yazılı ve hamiline yazılı pay senetleri senede bağlı pay çeşitlerindendir. Şirket esas sözleşmesinde payların nama ya da hamiline yazılı olması düzenlenebilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 490. maddesine göre nama yazılı paylarda devir sınırlama olmaksızın devir işlemine tabiidir. Nama yazılı paylarda pay senetlerinin ciro edilerek devralana teslim edilmesi ve ardından şirkete bildirilmesi ile gerçekleştirilir. Devrin tamamen tamamlanabilmesi için şirketin devralanın adını pay defterine kaydetmesi gerektiğini unutmamak gerekir. Özellikle belgelendirilmemiş veya kaydileştirilmiş paylar için Ticaret Sicili nezdinde akdedilmiş bir devir sözleşmesi gerekmektedir. Kanuna ve esas sözleşmeye aykırılık yapılmadığı takdirde bu payların devredilmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır.

Hamiline yazılı pay senetlerinin devri ise Nama yazılı pay senetlerinin devrinin aksine oldukça zahmetsiz olup TTK madde 489’a göre pay senedinin zilyetliğin devri yolu ile gerçekleşir. Başka bir anlatımla pay senetlerinin devralana fiziksel olarak teslim edilmesiyle devir işlemi tamamlanır. Hamiline yazılı payların devirlerinde tam olarak bir devir serbestisi söz konusu olup bu hak kısıtlanamaz.

Pay senetlerinin devrinde kısıtlama

Anonim şirketlerde pay senetleri devrine ilişkin yasal kısıtlamalar Türk Ticaret Kanunu’nun 491. maddesinde düzenlenir. Buna göre :

(1) Bedeli tamamen ödenmemiş nama yazılı paylar, ancak şirketin onayı ile devrolunabilir; meğerki devir, miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla gerçekleşsin.
(2) Şirket, sadece, devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise ve şirketçe istenen teminat verilmemişse onay vermeyi reddedebilir.

Özellikle anonim şirketlerde, TTK’nın 491/2 maddesi uyarınca tescil ve ilan edilmesi zorunlu olmadığı takdirde Yönetim Kurulu, pay devrini reddedebilir. Halka açık anonim şirketler ise Sermaye Piyasası Kanunu’nun öngördüğü zorunlu teklif ve çekilme haklarına uymak zorundadır. Ön alım hakları ve pay rehni nedeniyle başka sınırlamalar da ortaya çıkabilir.

Payların devredilebilirliği konusunda basit gibi görünen yaklaşıma rağmen, her işlemdeki farklılıklara bağlı olarak karmaşıklıklar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle, öngörülemeyen sonuçlarla karşılaşmamak için her aşamada hukuki danışmanlık alınması tavsiye edilir.

Payların devredilebilirliği ilkesi doğrultusunda, Türkiye’deki anonim şirketlerde süreçlerin verimliliğinin artırılmasında elektronik pay devirlerinin rolüne değinmek yerinde olacaktır. Elektronik pay transferleri kolaylık, hız ve güvenlik nedeniyle hızla kabul görmeye başlamıştır. Kurumsal ilişkilerin giderek dijitalleşmesiyle birlikte elektronik pay transferleri artık sıradan hale gelmiştir. Bu transferler, fiziki belgelere veya Ticaret Sicili önünde bulunmaya gerek kalmadan payların bir taraftan diğerine devredilme sürecini kolaylaştırmak için elektronik sistemlerin kullanılmasını içerir. Bu ilerleme, Türkiye’nin kurumsal ekosistemindeki modern iş uygulamalarının genel hedeflerini yansıtarak, pay devir işlemlerinde kolaylık ve uygunluğun artmasına yol açmıştır. Ancak ilgili tarafların tüm işlemlerde şeffaflığı ve yasallığı sağlamak için ilgili elektronik işlem düzenlemelerini anlamaları ve bunlara uymaları önemlidir.

Ticaret ve Şirketler Hukuku ile ilgili daha fazla makale için sitemizdeki diğer makaleleri inceleyiniz.

  1. Çamoğlu, E. ve Teoman, P. (2018). Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim ortaklıklarda payların devri. IBA Kurumsal ve Birleşme ve Satın Alma Hukuku Komitesi Yayınları.
  2. Erol, İ. (2017). Anonim Şirketlerde Pay Devrinin Temel Esasları. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 75.
  3. Salih, A. (2019). Türk Ticaret Kanunu’na Göre Anonim Şirketlerdeki Hisse Senetleri ve Hisse Senetleri. Uluslararası Ekonomi ve Sosyal Bilimler Araştırma Dergisi.

ankara şirketler hukuku avukatı 

Limited Şirket Kuruluşu Şirketler Hukuku Avukat İrem İlbars

Limited Şirket Nedir? Ankara Şirketler Hukuku Avukatı

Limited şirket, şirketler hukuku  alanında faaliyet gösteren avukatları yakından ilgilendirmekle birlikte ticari hayat aktörlerinin de ticari hayatta en çok tercih ettiği şirket tipidir. Bu şirket tipi Türk Ticaret Kanununda yer alan 573 ile 644. Maddeler arasındaki yasal düzenlemelere konu olmuştur. Limited şirket bir ya da daha çok gerçek veya tüzel kişinin iradesi ile kurulmaktadır. Limited şirketini şahıs şirketinden ayıran en önemli farklardan biri, ortakların şirket borçları üzerindeki sorumluluğudur. Şahıs şirketlerinde şirket ortakları borçlardan bütün mal varlıkları ile sorumlu tutulurken, limited şirketlerde ortaklar şirket borçlarından yalnızca koymayı taahhüt ettiği sermaye payı miktarınca sorumludur. Limited şirket borçlarına karşı alacaklıların direkt olarak şirket ortaklarına müracaat hakkı yoktur.

Limited şirketler, anonim şirketlere göre daha kolay bir şekilde kurulması sebebiyle de cazibe haline gelmektedir. Limited şirketler ülkemizde sıklıkla eğitim, pazarlama, nakliye, tekstil, ithalat ihracat alanlarında tercih edilir. Limited şirketler mikro , küçük ya da orta ölçekteki ticari faaliyetler ve KOBİler için çok uygundur. Yasada belirlenen koşullar yerine getirildiği durumda şirketin kurulması için hiçbir engel bulunmamaktadır. Anonim şirketlerdeki payların halka arz edilme şartıyla kuruluş gibi bir koşul limited şirketler için koyulmamıştır. Limited şirket kişisel özellikler taşıyan bir sermaye şirketi olarak kabul görmektedir.

Limited şirketler;

  • Bir ya da birden çok ortak ile kurulabilir ancak bu ortaklar genellikle iki üç ortak ile teşekkül eder.
  • Asıl sermayesi belirlidir. Şirket ana sözleşmesinde yasada yer alan asgari sermaye tutarı belirlenmelidir.
  • Tek ticaret unvanı altında kurulur.
  • Sermaye, asıl sermaye paylarından meydana gelir.
  • Yasal olarak yasak olmayan hukuka ve ahlaka uygun olan her türlü hedef ve konu adına kurulabilir. Yalnız mevzuatta ayrık düzenlenen hükümler nedeni ile limited şirketler bankacılık, sigortacılık, finansman, yatırım ortaklığı, aracı kurum, umumi mağaza, finansman ve faktoring, bağımsız denetleme ve finansal kiralama alanlarında kurulamaz.

Limited Şirket Nasıl Kurulur?

 

Limited şirketler iktisadi gayelerin yerine getirilmesi için kurulmaktadır. Limited şirketin sermaye şirketi olması gerektiği ve asgari ortaklık sermayesi kanunlarda düzenlenmektedir. Ortak, hizmet edimleri, kişisel emek , vadesi gelmemiş alacaklar ve ticari itibar sunduğu gerekçesi ile müşahhas likit bir sermaye koyulmadığından gerçek anlamda bir sermaye koyulduğundan bahsedilemez.

24/11/2023 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7887 sayılı Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile Limited Şirketler için öngörülen en az sermaye tutarı 10.000 TL ‘den 50.000 TL’ye yükseltilmiştir. Özetle artık limited şirket kurulumu için gereken en az sermaye 50 bin Türk Lirasıdır.

Limited şirketler tüzel bir kişilik olup hukuk dünyasında ortaklarından ayrı bir tacirdir. Tıpkı anonim şirketler gibi limited şirketler de ani kuruluş ile kurulmaktadır.

İlk aşamada limited şirket esas sözleşmesinin tanzimi gerekmektedir. Bu sözleşme yazılı şekil şartına tabiidir. Kanunda bu konuda ikili bir ayrıma gidilerek Türk Ticaret Kanunu madde 576’da zorunlu kayıtlardan Türk Ticaret Kanunun 577. maddesinde ise şirket sözleşmesinde öngörülmeleri şartı ile bağlayıcı olan hükümlerdir.

Limited Şirket Kuruluşu için gerekli zorunlu kayıtlar:

(1) Şirket sözleşmesinde aşağıdaki kayıtların açıkça yer alması gereklidir:

a) Şirketin ticaret unvanı ve merkezinin bulunduğu yer. (Limited şirket kurulurken şirketin ticari unvanına karar verilmelidir. Bu unvan Türkçe olmalı, şirketin hizmet konusunu ve şirket ibaresini içermelidir ancak yine de tüm çalışma konularının unvanda belirtilmesine lüzum yoktur. Yabancı kişiler tarafından kurulan şirketin unvanında yabancı kelimeler yer alabilir. Unvan belirlenirken aynı unvanda başka bir şirketin bulunmamasına da dikkat edilmelidir.Seçilen unvanın, imza yetkisi olan kişiler tarafından imzalanması ve noterde onaylatılması gerekir. Sonrasında şirketler hukuku alanında faaliyet gösteren bir hukuk bürosundan şirket ana sözleşme hazırlanmasını talep edebilirsiniz. Bu sözleşme, Ticaret Bakanlığı’nın Mersis sistemine kaydedilmektedir.)
b) Esaslı noktaları belirtilmiş ve tanımlanmış bir şekilde, şirketin işletme konusu. (Her türdem faaliyet gösterileceğine ilişkin bir limited şirket kurulamaz faaliyet konusu açıkça belirtilmelidir. Ortaklık konusunun sonradan değiştirilmesi için sözleşmede ve unvanda değişiklik yapılması gereklidir)
c) Esas sermayenin itibarî tutarı, esas sermaye paylarının sayısı, itibarî değerleri, varsa imtiyazlar, esas sermaye paylarının grupları.(Şirket ortaklarının sermayeyi nakit ya da ayın olarak getirmeleri için raporların ve değerlerin sözleşmede bulunması zorunludur)
d) Müdürlerin adları, soyadları, unvanları, vatandaşlıkları.
e) Şirket tarafından yapılacak ilanların şekli.(Esas sözleşme değişikliklerinin, müdürlerin temsil yetkilerine ilişkin yapılan hususların ve infisah gibi konularda ilan zorunluluğu bulunmaktadır)

Şirket sözleşmesinde öngörülmeleri şartıyla bağlayıcı olan hükümler :

Aşağıdaki kayıtlar, şirket sözleşmesinde öngörüldükleri takdirde bağlayıcı hükümlerdir:
a) Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kanuni hükümlerden ayrılan düzenlemeler.(Esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması veya kolaylaştırılması mümkündür)
b) Ortaklara veya şirkete, esas sermaye payları ile ilgili olarak önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları tanınması.
c) Ek ödeme yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
d) Yan edim yükümlülüklerinin öngörülmesi, bunların şekli ve kapsamı.
e) Belirli veya belirlenebilir ortaklara veto hakkı veya bir genel kurul kararının oylanması sonucunda oyların eşit çıkması hâlinde bazı ortaklara üstün oy hakkı tanıyan hükümler.
f) Kanunda ya da şirket sözleşmesinde öngörülmüş bulunan yükümlülüklerin hiç ya da zamanında yerine
getirilmemeleri hâlinde uygulanabilecek sözleşme cezası hükümleri.
g) Kanuni düzenlemeden ayrılan rekabet yasağına ilişkin hükümler.
h) Genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin özel hak tanıyan hükümler.
ı) Genel kurulda karar almaya, oy hakkına ve oy hakkının hesaplanmasına ilişkin kanuni düzenlemeden ayrılan hükümler.
i) Şirket yönetiminin üçüncü bir kişiye bırakılmasına ilişkin yetki hükümleri.
j) Bilanço kârının kullanılması hakkında kanundan ayrılan hükümler.
k) Çıkma hakkının tanınması ile bunun kullanılmasının şartları, bu hâllerde ödenecek olan ayrılma akçesinin türü ve tutarı.
l) Ortağın şirketten çıkarılmasına ilişkin özel sebepleri gösteren hükümler.
m) Kanunda belirtilenler dışında öngörülen sona erme sebeplerine dair hükümler

Dikkatle hazırlanması gereken şirket esas sözleşmesinin kuruculara imzalatılmasının ardından bu imzalar ticaret sicil müdürü veya noter kanalı ile onaylatılması gerekmektedir.

Kuruluş aşamasında anonim şirket kuruluşu aksine her ne kadar ne şekilde yapılacağı kanun tarafından düzenlenmese de nakdi sermaye tutarının 1/4’ünün ödenmesi gerekmektedir. Anonim şirketlerde nakdi nitelikteki ödemeler şirket adına açılan bir banka hesabına yalnızca şirketin kullanabileceği şekilde yatırılmaktadır. Ortakların ödemeyi taahhüt ettiği bu payların bankaya yatırılması ile bankadan alınacak bir banka mektubunun sunulması sayesinde ispat sağlanmaktadır. Ayni sermayeye ilişkin ise sicil müdürü yazısı vasıtası ile tescil işlemleri yapılır.

Limited Şirket Kuruluş Belgeleri

(1) Şirket sözleşmesinin 575 inci maddede öngörüldüğü şekilde düzenlenmesinden sonra, tescil için, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaretsiciline başvurulur.
(2) Başvuru, müdürlerin tümü tarafından imzalanır. Başvuruya aşağıdaki belgeler eklenir:
a) Şirket sözleşmesinin onaylanmış bir örneği.
b) (Mülga: 15/7/2016-6728/73 md.)
c) Yerleşim yerleri de gösterilerek şirketi temsile yetkili kişileri ve denetçinin seçimini
gösterir belge.
(3) Dilekçede şu kayıtlar yer alır:
a) Bütün ortakların adları ve soyadları veya unvanları, yerleşim yerleri, vatandaşlıkları.
b) Her ortağın üstlendiği esas sermaye payı ve ödediği toplam tutar.
c) İster ortak ister üçüncü kişi olsun, müdürlerin adları ve soyadları veya unvanları.
d) Şirketin ne suretle temsil edileceği.

Başvurunun ardından ilgili ticaret odasına da kayıt yaptırılmalıdır. Limited şirket kuruluşunda yapılması gereken genel prosedürler özetle bu şekilde olup, işlemlerin bazı detayları ve kuruluşun ardından yapılması gereken farklı işlemler de bulunmaktadır.

Şirket kurulumunda şirket sermayesine bağlı olarak belirlenen Rekabet Kurumu payı ödenir. Bu pay, sermayenin %0,04’ü kadardır. Sonrasında sözleşme Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ettirilir. Hazırlanan bütün belgeler, noter onaylı imza sirküsü, sermayenin ve rekabet kurumu payının ödeme dekontları, şirket ortaklarına ait kimlik ve ikamet belgeleri, şirketin yer aldığı konuma ait işyeri kira sözleşmesi ya da tapu, limited şirket kuruluş dilekçesiyle beraber Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne başvuru yapılmalıdır.

Limited şirketin kanuna aykırı kuruluşu halinde pay sahiplerinin veya kamunun menfaatlerinin önemli şekilde tehlike ile karşı karşıya kalması halinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Şirket müdürleri, alacaklılar, şirket ortakları asliye ticaret mahkemesinde fesih davası açabilecektir.

Limited Şirket Kuruluşunda Hukuksal Destek

Özellikle limited şirket kuruluş işlemlerinde ticaret ve şirketler hukuku konusunda profesyonel bir avukat desteği almak oldukça önemlidir. Şirket kuruluşunun hazırlık sürecinde hukuki danışmanlık yardımı, şirketin kuruluşunun ardından meydana çıkabilecek problemlerin önüne geçer. Şirket ana sözleşmesi, ilerideki faaliyetleri ve ortaklar arası bağlantılarını etkileyecek en önemli husustur. Şirketin hizmet alanı, sermayesi, ortakların kar payları belli olduktan sonra ana sözleşmenin bunlara uygun biçimde güncellenmesi gerekir. Sözleşmenin oluşturulmasında, muhasebenin yanı sıra hukuki düzenlemelere uygunluk da göz ardı edilmemelidir.

Yabancı yatırımcılar da en çok limited şirket kurulumunu tercih eder ve bu yabancılarınTürkiye’de limited şirket kurmak adına hukuki danışmanlık almaları da şarttır. Türkiye’de ticari prosedürleri bilmeden şirket kurulması, oldukça büyük hak kayıplarına neden olabilir. Hem Türk vatandaşlarının hem de yabancı kişilerin limited şirket kuruluş sürecinin en hızlı bir biçimde neticelenmesi adına da avukat desteği son derece önem arz eder.

Şirketler hukuku ve Ticaret Hukuku konusunda avukatlık ve hukuki danışmanlık yardımı alınması şirket sahipleri açısından oldukça önem arz eden bir husustur. Şirketler hukuku avukat yardımı konusunda ticaret ile iştigal eden aktörlerin hassasiyeti azami seviyededir zira hukukumuzda ilke olarak sıradan vatandaşın aksine tacirin, basiretli olma yükümlülüğü bulunmaktadır. Şirketler hukuku ile ilgili daha fazla makale için lütfen internet sitemizdeki şirketler hukuku kategorimizi inceleyiniz.

турция корпоративный адвокат Преимущества инвестирования и создания компании в Турции

адвокат в турции – турция корпоративный адвокат – юрист в анкаре 

Преимущества открытия бизнеса и инвестирования в Турции

Юрист турецкой компании

Вы ищете перспективные возможности для инвестиций? Посмотрите на Турцию. Благодаря своему стратегическому расположению, динамично развивающейся экономике и политике, благоприятствующей инвесторам, Турция предлагает множество преимуществ для тех, кто стремится грамотно вложить свой капитал.

 

Одним из ключевых преимуществ инвестирования в Турцию является ее бурно развивающаяся экономика. За последнее десятилетие Турция пережила впечатляющий экономический рост, что сделало ее одной из самых быстрорастущих экономик в мире. Этот рост был обусловлен различными отраслями, такими как производство, строительство, туризм и сфера услуг. Инвестиции в эти процветающие отрасли могут обеспечить прибыльность ваших вложений.

 

Стратегическое расположение Турции также играет важную роль в ее инвестиционной привлекательности. Находясь на пересечении Европы, Азии и Ближнего Востока, Турция служит воротами на многочисленные рынки. Ее близость к крупным развивающимся экономикам обеспечивает доступ к обширной потребительской базе и разнообразным возможностям для ведения бизнеса. Кроме того, хорошо налаженная транспортная инфраструктура Турции способствует развитию торговли и коммерции, что делает ее идеальным центром для международных инвесторов.

Кроме того, турецкое правительство проводит ряд благоприятных для инвесторов мер, направленных на поощрение прямых иностранных инвестиций (ПИИ). Эти меры включают налоговые льготы, упрощенные процедуры создания предприятий и защиту прав интеллектуальной собственности. Такие меры создают благоприятные условия для инвесторов, снижая бюрократические барьеры и обеспечивая беспрепятственный инвестиционный процесс.

 

Еще одним преимуществом инвестирования в Турцию является ее молодая и динамичная рабочая сила. Страна может похвастаться большим количеством хорошо образованных, квалифицированных специалистов, которые вносят свой вклад в процветающую бизнес-экосистему. Эта высококвалифицированная рабочая сила позволяет инвесторам легко и эффективно находить квалифицированный персонал, способствуя росту и успеху их предприятий.

 

Помимо экономических преимуществ, Турция предлагает богатое культурное наследие, захватывающие дух пейзажи и яркий образ жизни. Эти факторы делают ее привлекательной не только для инвесторов, но и для туристов и экспатриантов. Инвестиции в Турцию позволят вам получить как финансовую выгоду, так и уникальный опыт, который может предложить эта разнообразная страна.

 

В заключение следует отметить, что инвестирование в Турцию имеет множество преимуществ. От сильной экономики и стратегического расположения до политики, благоприятствующей инвесторам, и квалифицированной рабочей силы – Турция предлагает благодатную почву для инвестиционных возможностей. Независимо от того, ищете ли вы краткосрочную выгоду или долгосрочную стабильность, динамичному рынку Турции есть что предложить.

Также ознакомьтесь с этой статьей : адвокат в турции . юрист в анкаре . Как найти адвоката в Турции?

турция корпоративный адвокат Учреждение компании в Турции

корпоративный юрист в турции

турция корпоративный адвокат

Готовы ли вы отправиться в захватывающее предпринимательское приключение? Если вы рассматриваете возможность открытия бизнеса, Турция предлагает многообещающие условия благодаря своей динамичной экономике и стратегическому расположению, соединяющему два континента. В этой статье мы подробно рассмотрим процесс регистрации компании в Турции и дадим вам ценные советы, которые помогут вам начать свой бизнес.

 

Когда дело доходит до создания компании в Турции, необходимо выполнить несколько ключевых шагов. Прежде всего, ознакомьтесь с доступными вариантами юридических структур. Наиболее распространенной формой компании является общество с ограниченной ответственностью (ООО), известное на турецком языке как “Limited Şirket”. Этот тип компании обеспечивает гибкость и защиту акционеров, что делает его привлекательным выбором для многих предпринимателей.

 

После того как вы определились с юридической структурой, следующим шагом будет выбор фирменного наименования для вашей компании. Подумайте о названии, которое отражает индивидуальность вашего бизнеса и в то же время соответствует требованиям, установленным Турецким торговым реестром. Очень важно, чтобы выбранное вами название было уникальным и не использовалось другими существующими компаниями.

 

После завершения работы над юридическими аспектами и наименованием вам нужно будет подготовить необходимые документы для регистрации. К ним относятся документы, удостоверяющие личность, устав, информация об акционерах и доказательство внесения первоначального капитала. Очень важно тщательно заполнить все бумаги и выполнить требования, изложенные в Коммерческом кодексе Турции.

Роль юриста в создании компании

При прохождении всех тонкостей регистрации компании настоятельно рекомендуется обратиться за советом к юристу, специализирующемуся на турецком корпоративном праве. Квалифицированный юрист может оказать неоценимую помощь на протяжении всего процесса, обеспечив соблюдение местных норм и избавив вас от возможных головных болей на этом пути.

 

В заключение следует отметить, что начало бизнеса в Турции может стать захватывающим опытом благодаря благоприятным рыночным условиям и географическим преимуществам. Однако к процессу регистрации компании следует подходить с тщательным рассмотрением и вниманием к деталям. Для обеспечения гладкого и успешного создания компании необходимо заручиться поддержкой знающего юриста, работающего в Турции. Итак, совершите прыжок в турецкую бизнес-сферу, но не забудьте обратиться за помощью к экспертам, чтобы заложить прочный фундамент, на котором будут строиться ваши предпринимательские мечты.

Нажмите, чтобы найти турецкого адвоката

 

Kasten Yaralama Suçu ve Cezası , Taksirle Yaralama

Kasten Yaralama Suçu Cezası Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş olup şu şekildedir:

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. <Böylelikle kanun koyucu kasten yaralama suçunun hafif şeklini düzenlemiştir.>

Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.  Kasten yaralama suçu cezası :

  1. a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
  2. b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  3. c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  4. d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  5. e) Silahla,
  6. f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Her bireyin acıdan ve ızdıraptan bağışık olma hakkı vardır. Kasten yaralama suçu ile bireylerin ; vücut bütünlüğü ve kişilerin acı çektirmeyi amaçlayan muamelelerinden korunması amaçlanmıştır.

Türk Ceza Kanununun 86. maddesinin ilk fıkrasında suçun basit hali düzenlenmiştir. Buna karşın maddenin üçüncü fıkrasında görüleceği üzere ağırlaştırıcı nedenlerden bahsedilmiştir.

Kasten adam yaralama suçunda mağdur üzerinde kalıcı olmasa dahi bir tahribat kalması gerekmektedir. Bu yüzden tokat atma , ittirme , yakadan tutma , saç kesme gibi eylemlerin gerçekleştirilmesinde kasten yaralama suçunun oluştuğu kabul edilemez. Buna ilişkin tokat atma eyleminin hakaret suçuna sebebiyet vereceği ile ilgili bazı Yargıtay kararları bulunmaktadır.

 

NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIR YARALAMA SUÇU

TCK madde 87’de ise Neticesi Sebebiyle Ağır Yaralama Suçu düzenlenmiştir. Suçun işlenmesiyle mağdurda duyularından ya da organlarından biri kalıcı olarak zayıfladıysa , konuşmasında sürekli nitelikte zorluk yaşanıyorsa , Yüz kısmında sabit bir iz kalmış ise, mağdurun hayatını tehlikeye düşürecek bir duruma sokulursa ya da hamile bir mağdurun erken doğum yapmasına sebebiyet verirse TCK madde 86’da düzenlenen kasten yaralama suçu cezası 1 kat arttırılır. Neticesi sebebiyle ağır kasten yaralama suçunu düzenleyen TCK madde 87’nin devamı ise şu şekildedir:

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

  1. a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
  2. b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
  3. c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
  4. d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
  5. e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Görüldüğü üzere TCK madde 87’de yaralama suçunun ağır ve özel halleri düzenlenmiştir. Bu hallerin sınırlı sayıda düzenlenmiş olduğundan kabulle başkaca meydana gelen tahribatlar bu madde kapsamında değerlendirilemez. Failin ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından ağır neticeye ilişkin taksirle hareket etmesi gerekir. Örneğin mağdurun gözüne yumruk atan fail, mağdurun görme kaybı yaşayabileceğini öngörmek durumunda olduğu için neticesi sebebiyle ağır kasten yaralama suçundan sorumlu olmalıdır.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi

Kasten yaralama suçu icrai ya da ihmali suretle işlenebilir. Yaralamanın ihmali suretle işlenmesi halinde öngörülen ceza kasten yaralama suçu cezası gibi değildir. TCK madde 88 / 1’e göre failin cezasından hatırı sayılır bir oranda indirim yapılmaktadır. Hüküm metni şu şekildedir:

Madde 88-(1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.

Kasten Yaralamaya Teşebbüs

Kasten yaralamaya teşebbüs failin yaralama suçuna elverişli araç ile başlamış ancak fiilini tamamlayamamış olması halinde ortaya çıkmaktadır. Ancak doktrinde yaralama suçunun nitelikli halleri için teşebbüsün mümkün olmayacağı yönünde kabul bulunmaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bir kararına göre mağdura taş atan ama isabet ettiremeyen sanık hakkında silahla kasten yaralama suçundan ceza tayin edilen kararı bozmuş ve sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı yönünde görüş ifade edilmiştir.

Kasten Yaralama Suçu Zamanaşımı

Dava zamanaşımı süresi TCK madde 66/1-e’ye göre 8 yıldır. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin meydana gelmesi halinde dava zamanaşımı süresi en fazla 12 yıldır.

Nitelikli halin düzenlendiği TCK madde 87/1-2 hallerinde zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıldır.

Kasten Yaralama ile Ölüm Meydana Gelmesi

Bu konuda doktrinde birbirinden farklı görüşler bulunmaktadır. Netice bakımından ağırlaşan suç ile ölüm meydana gelmişse ve failin ölümde en azından taksiri bulunmakta ise taksirle yaralama ya da taksirle öldürme suçlarından sorumlu tutulmalıdır.

Taksirle Yaralama

Taksirle yaralamada fail mağdurun bedeninde bir yaralama oluşturmayı amaçlamaz. Taksirle yaralamanın sebebi failin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermemesidir. Taksirle yaralama suçunun düzenlendiği madde metni şu şekildedir:

Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.

Sanığın kırmızı ışığa rağmen hız kesmemesi ile meydana gelen kazada sanık hakkında bilinçli taksirle yaralamaya neden olması sebebiyle hüküm kurulması gerekirken taksirin göz önüne alınmadan fazladan ceza verilmesi bozmayı gerektirir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/4970 E., 20212/26664 K.)

Yargı Kararları

  1. Mağdurun uğradığı saldırı sonucu organlarından birinin işlevini yitirmesi ve kemik kırığı oluşması hadisesinde sanığa kemik kırığına neden olmayı düzenleyen hüküm fıkrasından ceza tayini yapılamaz.

Mağdurun yaralanması sonucu organlardan birinin işlevinin yitirilmesi ile birlikte kemikte kırık meydana gelmiştir. Bu sebeple TCK’nın 87/2-b ve 87/3. maddesinde ayrı ayrı yaptırımlara bağlanan iki ayrı sonuç meydana gelmiştir. Bu durumda sanık hakkında sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı cezalandırılması gerektiği ayrıca 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinden TCK’nin 87/1-2. maddesine atıfta bulunulmadığı da gözetilerek, TCK’nin 86/1, 87/2-b maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken ayrıca TCK’nin 87/3 maddesinin de uygulanması suretiyle fazla ceza verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 3. Ceza Dairesi., E. 2014/26807 K. 2015/4993 T. 11.2.2015

  1. Mağdurun gözüne yumruk atarak gözlüğünü kıran sanık hakkında yalnızca mala zarar verme suçundan ceza verilmelidir.

Mala zarar verme suçu için öngörülen hapis cezasının yaralama suçuna göre üst sınır yönünden daha ağır olduğu gözetilerek;

Sanığın, katılanın gözüne yumruk atarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmasına ve gözlüğünün kırılmasına sebep olduğu olayda bir fiil ile kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarının oluşması sebebi ile, TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince bir fiil ile birden farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren sanığın bunlardan en ağır cezayı gerektiren ve meydana gelen suçların en ağırı olan mala zarar verme suçundan hüküm kurulmasıyla yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca kasten yaralama suçundan da hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2019/13440, K. 2020/445, Tarih 09.01.2020

  1. Sanıkların mağdura karşı çekpas sapı ile yaralama suçunu işledikleri olayda çekpas, silahla yaralama suçuna sebebiyet verdiği için ağırlaştırıcı neden göz önüne alınarak karar verilmelidir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2012/29598 E., 2013/32165 K.)
Ceza Hukuku ile ilgili diğer yazılarımız için tıklayın.
Exit mobile version