Hakaret Suçu – Bilişim Hukuku Avukat İrem İlbars

HAKARET SUÇU 

Günümüzde sosyal medyada hakaret suçu oldukça sık şekilde işlenmekte olup konuya ilişkin dikkat edilmesi gereken birçok husus bulunmaktadır. Her insan, şeref ve onur sahibidir. Ceza hukuku, kişiyi onuruna, şeref ve haysiyetine dokunan fiillere karşı korumaktadır. Kanun önünde eşitlik ilkesi gereğince, hiç kimse, bir diğer kimseden, daha az şerefli değildir; herkes toplumun eşit şerefli birer üyesidir. (An. m. 5, 10, 17). Hiç kimse bir diğerinden daha az ya da daha fazla şerefli değildir.

Tüm ülkelerin hukuk sisteminde olduğu gibi bizim ülkemizde de toplumu oluşturan bireylerin onur ve şereflerini, manevi mevcudiyetlerini korumak için birtakım hukuki düzenlemeler yapılmıştır. 5237  sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde ‘’Şerefe Karşı Suçlar’’ isimli bölümünde düzenlenen hakaret suçuna ilişkin kanun hükmü şöyledir:

(1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.

Hakaret suçu, bir kişinin onurunu zedeleyici nitelikte sözler veya davranışlarla bir başkasına zarar vermek veya onu küçük düşürmek anlamına gelir. Hakaret, sosyal medya organları olan Instagram , Facebook , Twitter Whatsapp aracılığı ile gerçekleşebileceği gibi sözlü ifadeler, yazılı iletiler, hareketler veya diğer davranışlar yoluyla da gerçekleşebilir.

Hakaret suçunun varlığı veya yokluğu, somut vakıanın oluş biçimine, bağlamına, kişinin hassasiyetine örf ve adetlere ve toplumsal normlara bağlı olarak farklı şekillerde değerlendirilebilmektedir. Başka bir deyişle hakaret suçunun varlığı veya yokluğu, her olay için ayrı şekilde değerlendirilir.

  • Katile katil demek, şerefsize şerefsiz demek, hırsıza hırsız demek suç mudur?

‘’Bugünkü hakim görüşe göre, onur kırıcı bir suçtan hüküm giyen veya kamuoyunca şerefsiz sayılan bir şahsın, örneğin dilenci, serseri ve fahişelerin de korunmaya değer bir şeref alanları vardır ve bu alana yapılan tecavüzlerin cezalandırılması gereklidir. Ancak, bunların dışında kalan tahkirlerde artık bulunmayan bir şerefin ihlali söz konusu olamayacağından, fiil suç teşkil etmez; bunun içindir ki, hırsıza “hırsız”, katile “katil”, seks işçisine “fahişe” diyen kimse cezalandırılamaz.

Kişi toplumda sahip olduğu saygınlık ve itibarı kısmen doğuştan kısmen de sonradan kazanmaktadır. Buna göre bir şeref ve haysiyet vardır ki, kişi bunlara doğuştan sahiptir ve bu ona insan olarak doğmuş olması nedeniyle tanınmıştır. Kişi, bu değerleri çok zararlı bir kişi de olsa kaybetmez. Örneğin, bir yankesici, hırsız veya katil bir hayvana benzetilemez; böyle bir nitelendirme onun insan olması nedeniyle doğuma ilişkin değerlerine saldırı teşkil eder.

Bu düşüncelerden çıkan sonuç şudur: Katile “katil“, fahişeye “fahişe” demek suç değilse de, bunlara “hırsız” ya da “dolandırıcı” demek suçtur.’’(Hakaret ve Sövme Suçları kitabından – Sahir Erman)

Doktrinde her ne kadar bu görüş hakimse de bu görüşe katılmak mümkün değildir. Zira TCK m. 127/2’ye göre :“İspat edilmiş fiilinden söz edilerek kişiye hakaret edilmesi halinde cezaya hükmedilir” şeklinde düzenlenmiştir. Kanun maddesi tartışmaya mahal bırakmayacak şekilde düzenlenilmiş bu yüzden bir suçun faili olan kimseye hakaret edilmesi de hakaret suçuna sebebiyet verecektir.

  • Firmaya ya da Şirkete hakaret etmek  , Şirket Karalamak suç mudur?

Firmalar, nevi her ne olursa olsun şirketler, dernekler, vakıflar tüzel kişiliğe sahip olması nedeni il hakaret suçunun mağduru olamazlar. Aynı zamanda tüzel kişiler hakaret suçunun faili de olamazlar. Ancak bir sosyal medya sitesinde markanın karalanması, şirketin kötülenerek ağır ithamlarda bulunulması, markanın izinsiz şekilde kullanılması 6769 Sayılı Kanun kapsamında Marka Hakkına Tecavüz Suçuna sebebiyet vermektedir.

  • Toplu hakaret suç mudur?

Hakaretin birlikte bulunan kişilerden hangisine yapıldığı hakkında net bir tespitte bulunulamıyorsa suçun oluştuğundan bahsedilemez.  Tüzel kişiliğe sahip olmayan toplulukların , sosyal bir sınıfın, meslek mensuplarına yönelik hakaret edilmesi  halinde suçun oluşmaz. Örneğin tüm fakirler salaktır, tüm zenginler şeref yoksunudur, tüm doktorlar cimridir gibi cümlelerin sarf edilmesi halinde hakaret suçunun oluştuğundan bahsedilemez. Yine de bu tür cümleler Türk Ceza Kanunun 216. maddesinde düzenlenen Halkın Bir Kesimini Alenen Aşağılama Suçuna sebebiyet verebilmektedir. Yargıtay bir kararında sanığın, katılanın eşinin memleketi olan Kırabalılar sülalesine sövmesinde suçun oluştuğunu kabul etmiştir. (Ceza Genel Kurulu 28.11.1988, 2-449/494)

  • Hüküm kurulurken hiçbir çelişkiye yer verilmemelidir.

1-İki ayrı katılana hakaret ettiği iddiasıyla cezalandırılması talebiyle dava açılan sanığın kararda hangi müştekiye yönelik hakaret eyleminden dolayı cezalandırıldığı açıklanmamak suretiyle hükümde karışıklığa neden olacak şekilde hüküm kurulması,

2.CD. 0.09.2013, 2011/32542 E. – 2013/19915 K.

  • Kamu görevlisine hakaret suçu ve cezası

Türk Ceza Kanunu kamu görevi ifa edenlere mesleğinden dolayı hakaret edenleri daha ağır bir yaptırımla karşı karşıya bırakmak için Kamu Görevlisine Hakaret Suçunu ayrı şekilde düzenlemiştir. TCK’nın 6. maddesinde de kamu görevlisi kavramı “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli ve geçici olarak katılan kişi” olarak tanımlanmıştır. Buna göre mesleğinden dolayı bir avukata, belediye başkanına, din görevlisine hakaret edilmesi halinde kamu yararı gözetilerek cezanın alt sınırının bir yıldan az olamayacağı hüküm altına alınmıştır.

Kamu görevlisine hakaret suçu adi hakaret suçundan farklı olarak şikayet tabi değildir. Başka bir deyişle sosyal medya hesabından örneğin bir belediye başkanına hakaret edilmesi halinde savcılık makamı kendiliğinden soruşturma başlatabilmektedir. Ayrıca kamu görevlisine hakaret suçu uzlaştırma kapsamının dışında olması nedeni ile de adi hakaret suçundan ayrılmaktadır. Bu suçun işlenmesi halinde soruşturma dosyası uzlaştırmacıya intikal etmeden son bulmaktadır. Ek olarak mağdurun hakaret suçuna ilişkin şikayetini geri çekmesi halinde süreç son bulurken kamu görevlisine karşı hakaret eden kişi hakkında ne kadar şikayetten vazgeçilse de bu vazgeçme düşme kararının verilmesi için yeterli değildir.

‘’b) Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunda temel cezanın doğrudan 5237 sayılı TCK’nin 125/3-a maddesi gereğince tayini yerine aynı Kanun’un 125/1. maddesine göre belirlenmesini müteakip TCK’nin 125/3-a maddesi gereği arttırılması suretiyle hüküm tesisi,

  1. c) Sanık hakkında kamu görevlisine hakaret suçundan hüküm kurulurken; 5237 sayılı TCK’nin 125/3-a maddesi gereği temel cezanın 1 yıl karşılığı 365 gün adli para cezasından aşağı olmayacak şekilde belirlenmesi gerekirken, hatalı bir şekilde 360 gün adli para cezası olarak belirlenerek eksik ceza tayin edilmesi,
  2. d) Sanık hakkında hakaret suçundan uygulama yapılırken, kamu görevlisine hakaret suçu alenen işlendiği halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 125/4. maddesinin uygulanmaması suretiyle eksik ceza tayini,’’ (Yargıtay Kararı – 1. CD., E. 2021/1429 K. 2021/1744 T. 18.2.2021 )
  • Avukatın iddia ve savunma dokunulmazlığı , eleştiri hakkı ihbar ve şikayet hakkı haber verme hakkı

Türk Ceza Kanunun 128. maddesine göre Yargı kuruluşlarına yahut idari mercilere şahıslara ilişkin somut isnatlarda ya da olumsuz değerlendirmelerde bulunulması sebebi ile cezalandırma yapılamaz.

Kadıköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesinde katılanın davacı olduğu dosyada, sanığın davalı Meryem Bülbül vekili olarak verdiği davaya cevap dilekçesinde “…davacı ve diğer davalının tanıştıktan kısa bir süre sonra aralarında şimdilik gizledikleri ancak meşru olmayan bir ilişki başladığı, bunun üzerine davalının üç çocuğunu ve müvekkilimi hayatından silip atmak istediğini anlaşılmaktadır.” şeklindeki sözleri uyuşmazlık konusu ile bağlantılı ise de bu değerlendirmenin gerçek ve somut olaylara dayanmadığı, 5237 sayılı TCK’nın 128. maddesinde düzenlenen iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilemeyeceğinin anlaşılması karşısında; yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile sanık hakkında beraat kararı verilmesi,

2.CD. 14.05.2013, 2011/27497 E. – 2013/12627 K.

  • Eksik inceleme

Dosya içeriğine göre, sanığın tüm aşamalarda suçlamayı inkar etmesi, müştekilerin bulunduğu şehirde yaşamaması, müştekilerle aralarında hakareti gerektirecek bir husumet ve irtibatın bulunmaması, arama kayıtlarında aramaların sanığın ikameti haricinde müştekinin yerleşim yeri olan Nevşehir’den yapılması, suça konu sanık adına kayıtlı telefon hattının çok sayıda cep telefonu ile farklı zamanlarda kullanılıyor olması karşısında, ilgili telefon hattının sanığın kimlik bilgileri yada daha önce yaptığı başka bir işlem ya da telefon aboneliği nedeni ile ele geçirilen kimlik fotokopisinin kullanılarak alınmış olma olasılığı bulunmakla; savunma doğrultusunda, suça konu 0 538 524 **** numaralı telefona ait abonelik sözleşmesinin aslı ve eki bilgeler ilgili kurumdan getirtilerek, sanığın usulünce toplanacak imza örnekleri ile sözleşme üzerindeki sanık tarafından atılan imza örneklerinin uzman bilirkişiye incelettirilerek sanığın eli ürünü olup olmadığının belirlenmesi, sözleşme üzerinde ki adres ve sabit telefon aboneliklerini kimin kullandığının tespiti, gerektiğinde müştekile-re ses teşhisi yaptırılarak, sonuçlarına göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

2.CD. 17.12.2012, 2011/19140 E. – 2012/48334 K.

  • Suçun gerçekleştiği delillerle sabitken sanık hakkında beraat kararı verilmesi yerinde değildir.

Oluşa dosya içeriğine göre sanığın müştekiye yönelik cep telefonu gönderdiği mesajın içeriği itibarıyla hakaret niteliği taşıdığı ve sanığın ait telefondan suçu işlediği sabit olduğu halde sübut bulan suçtan mahkumiyet yerine ya ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi…

2.CD. 17.12.2012, 2011/19569 E. – 2012/48410 K.

  • Hakaret suçuna ilişkin manevi kast unsurunun niteliği doğru tespit edilmelidir. Mağdura senin ananı avradını ***eceğim denilmesi hakaret değil tehdit suçuna sebebiyet verir.

*”Sanık Selim D**’in mağdur Kanber E**’a yönelik “gel lan buraya, senin ananı avradını si*eceğim, senin gö*ünü si*eceğim” şeklindeki sözlerinin mağdurun cinsel dokunulmazlığına yönelik tehdit oluşturduğu ve TCK’nın 106/1-1. cümlesi uyarınca hüküm kurulması gerekirken, hukuki olmayan gerekçeyle aynı Kanunun 125/1. maddesi uyarınca hakaret suçundan hüküm kurulması,”(4.C.D., 13.04.2016 T, 2013/30901 E, 2016/7165 K.)

Sosyal Medyada Hakaret Suçu için ayrıca Sosyal Medya Suçları , Cezaları ve İspatı yazımıza göz atınız.

Kasten Yaralama Suçu ve Cezası , Taksirle Yaralama

Kasten Yaralama Suçu Cezası Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş olup şu şekildedir:

Madde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur. <Böylelikle kanun koyucu kasten yaralama suçunun hafif şeklini düzenlemiştir.>

Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.  Kasten yaralama suçu cezası :

  1. a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
  2. b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  3. c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  4. d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  5. e) Silahla,
  6. f) (Ek:14/4/2020-7242/11 md.) Canavarca hisle, İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Her bireyin acıdan ve ızdıraptan bağışık olma hakkı vardır. Kasten yaralama suçu ile bireylerin ; vücut bütünlüğü ve kişilerin acı çektirmeyi amaçlayan muamelelerinden korunması amaçlanmıştır.

Türk Ceza Kanununun 86. maddesinin ilk fıkrasında suçun basit hali düzenlenmiştir. Buna karşın maddenin üçüncü fıkrasında görüleceği üzere ağırlaştırıcı nedenlerden bahsedilmiştir.

Kasten adam yaralama suçunda mağdur üzerinde kalıcı olmasa dahi bir tahribat kalması gerekmektedir. Bu yüzden tokat atma , ittirme , yakadan tutma , saç kesme gibi eylemlerin gerçekleştirilmesinde kasten yaralama suçunun oluştuğu kabul edilemez. Buna ilişkin tokat atma eyleminin hakaret suçuna sebebiyet vereceği ile ilgili bazı Yargıtay kararları bulunmaktadır.

 

NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIR YARALAMA SUÇU

TCK madde 87’de ise Neticesi Sebebiyle Ağır Yaralama Suçu düzenlenmiştir. Suçun işlenmesiyle mağdurda duyularından ya da organlarından biri kalıcı olarak zayıfladıysa , konuşmasında sürekli nitelikte zorluk yaşanıyorsa , Yüz kısmında sabit bir iz kalmış ise, mağdurun hayatını tehlikeye düşürecek bir duruma sokulursa ya da hamile bir mağdurun erken doğum yapmasına sebebiyet verirse TCK madde 86’da düzenlenen kasten yaralama suçu cezası 1 kat arttırılır. Neticesi sebebiyle ağır kasten yaralama suçunu düzenleyen TCK madde 87’nin devamı ise şu şekildedir:

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

  1. a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
  2. b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
  3. c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
  4. d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
  5. e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Görüldüğü üzere TCK madde 87’de yaralama suçunun ağır ve özel halleri düzenlenmiştir. Bu hallerin sınırlı sayıda düzenlenmiş olduğundan kabulle başkaca meydana gelen tahribatlar bu madde kapsamında değerlendirilemez. Failin ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından ağır neticeye ilişkin taksirle hareket etmesi gerekir. Örneğin mağdurun gözüne yumruk atan fail, mağdurun görme kaybı yaşayabileceğini öngörmek durumunda olduğu için neticesi sebebiyle ağır kasten yaralama suçundan sorumlu olmalıdır.

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi

Kasten yaralama suçu icrai ya da ihmali suretle işlenebilir. Yaralamanın ihmali suretle işlenmesi halinde öngörülen ceza kasten yaralama suçu cezası gibi değildir. TCK madde 88 / 1’e göre failin cezasından hatırı sayılır bir oranda indirim yapılmaktadır. Hüküm metni şu şekildedir:

Madde 88-(1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.

Kasten Yaralamaya Teşebbüs

Kasten yaralamaya teşebbüs failin yaralama suçuna elverişli araç ile başlamış ancak fiilini tamamlayamamış olması halinde ortaya çıkmaktadır. Ancak doktrinde yaralama suçunun nitelikli halleri için teşebbüsün mümkün olmayacağı yönünde kabul bulunmaktadır. Yargıtay 1. Ceza Dairesinin bir kararına göre mağdura taş atan ama isabet ettiremeyen sanık hakkında silahla kasten yaralama suçundan ceza tayin edilen kararı bozmuş ve sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı yönünde görüş ifade edilmiştir.

Kasten Yaralama Suçu Zamanaşımı

Dava zamanaşımı süresi TCK madde 66/1-e’ye göre 8 yıldır. Dava zamanaşımını kesen nedenlerin meydana gelmesi halinde dava zamanaşımı süresi en fazla 12 yıldır.

Nitelikli halin düzenlendiği TCK madde 87/1-2 hallerinde zamanaşımı süresi suçun işlendiği tarihten itibaren 15 yıldır.

Kasten Yaralama ile Ölüm Meydana Gelmesi

Bu konuda doktrinde birbirinden farklı görüşler bulunmaktadır. Netice bakımından ağırlaşan suç ile ölüm meydana gelmişse ve failin ölümde en azından taksiri bulunmakta ise taksirle yaralama ya da taksirle öldürme suçlarından sorumlu tutulmalıdır.

Taksirle Yaralama

Taksirle yaralamada fail mağdurun bedeninde bir yaralama oluşturmayı amaçlamaz. Taksirle yaralamanın sebebi failin göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermemesidir. Taksirle yaralama suçunun düzenlendiği madde metni şu şekildedir:

Madde 89- (1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır. (3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. (4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (5) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.

Sanığın kırmızı ışığa rağmen hız kesmemesi ile meydana gelen kazada sanık hakkında bilinçli taksirle yaralamaya neden olması sebebiyle hüküm kurulması gerekirken taksirin göz önüne alınmadan fazladan ceza verilmesi bozmayı gerektirir. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2012/4970 E., 20212/26664 K.)

Yargı Kararları

  1. Mağdurun uğradığı saldırı sonucu organlarından birinin işlevini yitirmesi ve kemik kırığı oluşması hadisesinde sanığa kemik kırığına neden olmayı düzenleyen hüküm fıkrasından ceza tayini yapılamaz.

Mağdurun yaralanması sonucu organlardan birinin işlevinin yitirilmesi ile birlikte kemikte kırık meydana gelmiştir. Bu sebeple TCK’nın 87/2-b ve 87/3. maddesinde ayrı ayrı yaptırımlara bağlanan iki ayrı sonuç meydana gelmiştir. Bu durumda sanık hakkında sadece en ağır cezayı gerektiren sonuçtan dolayı cezalandırılması gerektiği ayrıca 5237 sayılı TCK’nin 87/3. maddesinden TCK’nin 87/1-2. maddesine atıfta bulunulmadığı da gözetilerek, TCK’nin 86/1, 87/2-b maddelerinin uygulanması ile yetinilmesi gerekirken ayrıca TCK’nin 87/3 maddesinin de uygulanması suretiyle fazla ceza verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 3. Ceza Dairesi., E. 2014/26807 K. 2015/4993 T. 11.2.2015

  1. Mağdurun gözüne yumruk atarak gözlüğünü kıran sanık hakkında yalnızca mala zarar verme suçundan ceza verilmelidir.

Mala zarar verme suçu için öngörülen hapis cezasının yaralama suçuna göre üst sınır yönünden daha ağır olduğu gözetilerek;

Sanığın, katılanın gözüne yumruk atarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaralanmasına ve gözlüğünün kırılmasına sebep olduğu olayda bir fiil ile kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarının oluşması sebebi ile, TCK’nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince bir fiil ile birden farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren sanığın bunlardan en ağır cezayı gerektiren ve meydana gelen suçların en ağırı olan mala zarar verme suçundan hüküm kurulmasıyla yetinilmesi gerektiği gözetilmeden, ayrıca kasten yaralama suçundan da hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi E. 2019/13440, K. 2020/445, Tarih 09.01.2020

  1. Sanıkların mağdura karşı çekpas sapı ile yaralama suçunu işledikleri olayda çekpas, silahla yaralama suçuna sebebiyet verdiği için ağırlaştırıcı neden göz önüne alınarak karar verilmelidir. (Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2012/29598 E., 2013/32165 K.)
Ceza Hukuku ile ilgili diğer yazılarımız için tıklayın.

Hayvanlara zarar vermenin cezası – Hayvan Hakları Hukuku

Hayvanlar ile ilgili yasal düzenlemeler

Hayvan hakları hukuku günümüzde bulunan boşluklar sebebiyle değişmekte ve gelişmekte olan bir alandır. Her ne kadar hayvan haklarını güvence altına alan düzenlemeler ivme kazanıyor olsa da mevcuttaki yasal düzenlemeler hala oldukça insan merkezlidir.

Ceza Kanunu ve hayvanlarla ilgili bazı düzenlemeler

12 Ekim 2004 Tarihli 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun

‘Mala Zarar Verme’ başlıklı 151/2 maddesine göre: “Haklı bir neden olmaksızın sahipli hayvanı öldüren , işe yaramayacak hale getiren veya değerinin azalmasına neden olan kişi mağdurun şikayeti üzerine dört aydan üç yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası ile cezalandırılır”

‘İnsan Üzerinde Deney’ başlıklı 90/2 maddesine göre deneyin rıza sebebiyle cezasızlık nedeni sayılabilmesi için koşullardan biri ‘’öncelikle insan dışı deney ortamında veya yeterli sayıda hayvan üzerinde yapılmış olmasıdır.’’

Madde 142/2-f’ ye göre büyük veya küçükbaş hayvanın kaçırılması suretiyle hırsızlık suçunun nitelikli halini oluşturacağı

Madde 177’ye göre Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi, altı aya kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır şeklinde düzenlemeler içermektedir.

 

Özel hukukta hayvanlar ile ilgili düzenlemeler

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 67. Maddesi : Bir hayvanın bakımını ve yönetimini sürekli veya geçici olarak üstlenen kişi, hayvanın verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Şeklinde düzenlenmiş olup bir hayvana sahip olanın yeteri özen ve sorumluluğu göstermesi aksi halde tazminle yükümlü olduğunu düzenlemiştir. Hayvan bulunduranın sorumluluğu bir kusursuz sorumluluk halidir. Başka bir deyişle hayvan bulunduran kendisinde kusur olmasa dahi tazminle yükümlüdür. Ancak bu durumun  istisnaları da bulunmaktadır. Hayvan bulunduran sorumluluktan kurtuluş kanıtı getirebilir ya da zararın doğmaması için gereken tüm dikkat ve özeni gösterdiğini tedbirleri aldığını gösterebilir yahut illiyet bağının kesildiğini ispatlayabilir.

Yasaklı ırklar hakkında düzenlemeler

Her ne kadar şefkatli ve dost canlısı olabilecekken çeşitli işkencelerle yanlış ellerde silaha dönüşebilen tehlike arz eden ırk köpekler için özel yasal düzenlemeler yapılmıştır.

Yasaklı ırklar hakkında yapılan yasal düzenleme ile bu ırkların üretimi tamamen yasaklanmıştır. Üretmenin yanında sahiplendirilmesi, yurtdışından girişi, satışının yapılması ve reklamının yapılması, takas edilmesi, herhangi bir şekilde sergilenmesi ve hediye edilmesi de yasaklanmıştır. Tehlike arz eden ırktan bir köpeğin satışının yapılması halinde 2022 yılı tarifesine göre 14 bin 982 TL idari para cezası kesilmesi öngörülmüştür. Ayrıca bu köpekler ağızlıksız ve tasmasız gezdirilemeyecek ve çocuk parklarına sokulamayacaktır. Köpeklerini sokaklara terk edenlere ise 30 bin TL idari para cezası verilecektir.

Hangi köpekler yasaklı ırk / Tehlike arz eden ırktır?

Tehlike arz eden ırklar 6 adet olup bu ırklar aşağıdaki gibidir:

  • Amerikan Pitbull Terrier,
  • Dogo Argentino,
  • Fila Brasilerio,
  • Japanese Tosa,
  • American Staffordshire Terrier
  • American Bully
  • Ve bu ırkların melezleri

Yazımızın bu kısmına kadar hayvanları insanları ilgilendiren yönleri ile inceledik. Hayvanların hak süjesi olduğu konuya gelirsek 7332 sayılı Kanun ile insan merkezci anlayış kısmen terk edilmiş ve hayvanlara karşı yapılan hak ihlalleri ilk kez ceza kapsamına alınmıştır. Bu kanunla hayvan hakları konusunda birçok kazanım elde edilmiştir örneğin:

  • Hayvanların kullanıldığı kara ve su sirkleri ile yunus parklarının kurulması yasaklanmıştır. Mevcut işletmeler, hiçbir nedenle sayıda artırma, yeni şube açamaz ya da hayvan üretimi yapamaz.

Hayvanlara Zarar Verenlere Hapis Cezası !

Hayvan haklı ihlallerine karşı verilen adli cezalar 7332 sayılı Kanunun 28/A maddesinde düzenlenmiştir.

MADDE 28/A – (Ek:9/7/2021-7332/12 md.)

  • Nesli yok olma tehlikesi altında olan bir hayvanı öldüren kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası; bir hayvan neslini yok eden kişi beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • 12 nci madde kapsamındaki hayvan kesimleri ile 13 üncü maddenin birinci fıkrasında belirtilen hususlar dışında bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişi altı aydan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Hayvanlara cinsel saldırıda bulunan tecavüz eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve yüz günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.
  • 14 üncü maddenin birinci fıkrasının (m) bendinde düzenlenen yasağa aykırı davranmak suretiyle bir ev hayvanına veya evcil hayvana işkence eden veya acımasız ve zalimce muamelede bulunan kişi altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca bu maddeye göre kedi köpek satmak ve terk etmek yasaklanmıştır.
  • 11 inci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesi saklı kalmak üzere, hayvanları dövüştüren kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.
  • Maddede düzenlenen suçların birden fazla hayvana karşı aynı anda işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Maddede düzenlenen suçların veteriner hekim, veteriner sağlık teknisyeni, hayvan koruma gönüllüsü, hayvan koruma derneği üyeleri, hayvan koruma vakfı üyeleri veya hayvanlara bakmak yahut onları korumakla görevlendirilen kişiler tarafından işlenmesi durumunda verilecek ceza yarı oranında artırılır.
  • Sahibi tarafından işlenen suçlar da dahil olmak üzere bu maddede belirtilen suçların işlenmesi halinde soruşturma yapılması Tarım ve Orman Bakanlığının il veya ilçe müdürlükleri tarafından Cumhuriyet başsavcılığına yazılı başvuruda bulunulmasına bağlıdır. Bu başvuru muhakeme şartı niteliğindedir. Suçüstü halinde ise soruşturma genel hükümlere göre yapılır. İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarda belirtilen suçların başka bir kişi tarafından sahipli hayvana karşı işlenmesi halinde hayvan sahibinin şikayeti üzerine de soruşturma yapılır.
  • Maddede düzenlenen suçlara konu olan ve 24 üncü madde uyarınca el konulan kedi ve köpekler ile Bakanlıkça uygun görülen diğer hayvanlar koruma altına alınarak bakımevi bulunan en yakın belediye tarafından hayvan bakımevine götürülür.

Özetle hayvan hakları ihlallerine karşı cezalar şu şekildedir:

  • Nesli tehlikede olan hayvanı öldüren kişi 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası; bir hayvan neslini yok eden kişi 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası ile
  • Kedi ve köpek gibi ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldüren kişi 6 aydan 4 yıla kadar hapis cezası ile
  • Hayvanlara tecavüz eden kişi 6 aydan 3 yıla kadar hapis ve 100 günden az olmamak üzere adli para cezası ile
  • Kedi ve köpek gibi bir ev hayvanına veya evcil hayvana işkence eden ve zalimce muamelede bulunan kişi 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası ile
  • Hayvanları dövüştüren kişi 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

İnsanoğlu hükmedebildiği dezavantajlılara karşı zorbalık eğiliminde olsa da günümüz dünyasında bu durum yüzbinlerce yıllık insanlık tarihinin aksine olumlu anlamda değişmektedir. ABD’de çok yakın bir tarihe kadar Afro Amerikan bireylerin girebileceği kasabalar, tuvaletler hatta otobüste oturacakları yer bile ayrıydı. İsviçre’de ise fakir ailelerden alınan çocuklar 1974 yılına kadar köle olarak satışa çıkarılırdı. İşte hayvanların özgürleştiğini ve insan prangalarından kurtulduğunu görmek çok da uzak değil.

Depremde yıkılan evlerin müteahhitleri hakkında cezai süreç

Almanya ile Türkiye nüfusu neredeyse aynı iken 2020 yılında çalışmalar sonucu kimi kaynakların aktardığına göre ülkemizde 450 bin müteahhit bulunmakta Almanya’da ise bu sayı 3550 civarında olduğu belirtilmiştir. Bu durum da müteahhitlerin yetkinliği hakkında akıllara şüphe düşürmektedir. Kahramanmaraş’ın deprem bölgesi olduğu ve yıkıcı sonuçlar ortaya çıkacağı yalnız inşaat sektörü tarafından değil herkesçe bilinmektedir. Hal böyleyken yapı inşa eden müteahhitlerin deprem riskini göz önüne alarak yapım sürecini işletmesi ve özen göstermesi hukuki bir zorunluluktur.

Ancak maalesef depremde birçok eski binanın dahi hala ayaktayken çok kısa süre önce yapılmış lüks konutların yerle bir olabileceğini görülmüştür. Bu durumla ortada açıkça ihmallerin bulunduğu çok net bir şekilde anlaşılmıştır.

Deprem sebebiyle müteahhitleri savcılığa şikayet etme

İhmalde bulunanlar hakkında cezai sorumluluk gündeme gelmektedir. Yakınları vefat eden kimseler ihbar eden sıfatı ile suçun ortaya çıktığı yerin Cumhuriyet Başsavcılığına bir dilekçe ile başvurabilir. Bu işlemlerin ivedilikle gerçekleştirilmesi oldukça mühimdir zira yapıda delil tespitlerinin yetkili makamlarca yaptırılması ceza davasının ilerleyen süreci için sanıkların  delil yetersizliğinden cezalandırılmamaları olasılığını minimize etmektedir. Ceza aşamasında yıkımın gerçekleşmesi sonucu ortaya çıkan ölüm ve yaralanmalar için gerçek içtima kurallarının uygulanması yani her bir suçtan cezaların tek tek toplanması öngörülmektedir. Sorumluların karşı karşıya kalacakları cezai yük fazla olacağı için kaçma ihtimalleri oldukça yüksek olduğundan yurt dışına çıkma yasağına ilişkin adli kontrol tedbirleri hakkında talepte bulunulması da gerekmektedir. Sorumlular öldürme suçundan yargılanacak ancak bu eylemin ‘olası kast’ ya da ‘taksir’ suretiyle işlendiği hakkında muhtelif Yargıtay kararları bulunması hasebi ile sonuç net bir şekilde öngörülememektedir.

Deprem sebebiyle yaralanan vatandaşların ise şikayet eden sıfatı ile sağlık raporlarını da sunarak  suçun meydana geldiği Cumhuriyet Başsavcılıklarına şikayet dilekçesi vererek sorumlu kimselerin Türk Ceza Kanununda düzenlenen Yaralama Suçundan ceza almaları için başvuruda bulunabilirler.

Buna ek olarak malen zarar görmüş kişiler de aynı şekilde Cumhuriyet Başsavcılıklarına şikayette bulunabilmektedir.

Soruşturmada müteahhitler ile birlikte teknik uygulamada bulunanların, belediyenin ilgili birimlerdeki personellerinin encümenin ve yapı denetim görevlilerinin  müteselsilen sorumlu olabileceği ve ceza alabilecekleri yargı kararları ile sabittir.

Bu süreçleri vatandaşlar kendileri başlatabileceği gibi vekil aracılığı ile de başlatabilirler. Üstelik delil tespiti gibi konularda 4539 Sayılı Kanun gereği noterde tanzim edilen vekaletnameye de gerek yoktur. Alınacak bir yetki belgesi ile avukatınız sizin yerinize yapılması gereken tüm işlemleri usul ve esasa uygun şekilde takip edecektir.

Ayrıca depremde hasar gören araç sahipleri şu makalemizi okuyabilir: Deprem sebebiyle otomobillerde meydana gelen zararların tazmini

ADLİ SİCİL KAYDI NASIL SİLİNİR

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?

(Sabıka Kaydı) Adli Sicil Kaydı Nedir?

 

(Sabıka Kaydı) Adli sicil kaydı nasıl silinir ? Temiz kağıdı nasıl alınır?  Artık birçok iş başvurusunda istenen adli sicil kaydı halk için oldukça önemlidir. Halk dilinde sabıka kaydı ya da temiz kağıdı  olarak bilinen kesinleşmiş ilama binaen şahıslar hakkında güvenlik tedbirlerinin ve cezaların, adli sicil sistemi adlı sistemde alınan kayıtlara adli sicil kaydı denmektedir. Adli sicil kaydının tutulması için kesinleşmiş karar şartı arandığı için görülmekte olan derdest dava sebebiyle adli sicil kaydında herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. Kendisine ait adli sicil kaydını tüm vatandaşlar E-Devlet sisteminden kolaylıkla temin edebilmektedir. Adli sicil kaydı resmi işlerde ve bazı işe alım süreçlerinde istendiği için oldukça önem arz etmektedir. Hangi suçların adli sicil kaydına işleneceğine dair hususlar 5353 Sayılı Kanun ile hüküm altına alınmıştır.

Buna göre Türk mahkemelerinin vermiş olduğu mahkûmiyet hükümleri, hapis cezaları, cezanın infaz edildiğine dair bilgiler, adli para cezaları,  koşullu salıverilme kararı, koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair ve hapis cezasının infazının gerçekleştiğine ilişkin kararlar ertelenmesine karar verilen hapis cezaları, genel af sebebiyle tahliye kayıtları, adli sicil kaydına kaydedilmektedir. Buna karşılık henüz kesinleşmeyen davalar, disiplin cezaları, tazyik hapsi, idari para cezaları, meslek kuruluşları ve okullar tarafından verilen disiplin cezaları hakkında adli sicil kaydına etki etmemektedir.

Adli Sicil Arşiv Kaydı ne anlama gelmektedir?

Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan ve adli sicil kaydına işlenmesi gerektiren durumlarda adli sicil kaydı tutulurken infazının tamamlanması yahut öteki nedenlerle kaldırılması halinde adli sicil arşiv kaydı gündeme gelecektir.  Adli sicil kaydı adli sicil bölümünde kayıt altına alınırken koşulları oluşan infazı tamamlanan kayıtlar bu sistemden silinerek adli sicil arşiv kaydına aktarılmaktadır.  Sonuç olarak, adli sicil kaydının bulunması ve adli sicil arşiv kaydının bulunması arasında hukuki anlamda teknik farklılıklar bulunmaktadır.

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinmektedir?

İnfazı tamamlanan ve adli sicil kaydından silinerek adli sicil arşiv kaydına aktarılan kayıtların sebebini taksirli suçların oluşturması ya da bir yıldan az hapis cezası öngörülmesi halinde arşive aktarımın yapılmasından beş sene sonra silinebilmektedir meğerki Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluklarına sebep olmasın. Aksi halde bu cezaların infazının gerçekleştirilmesinden sonra memnu hakların iadesi kararı alınmasıyla arşive taşınan kaydın üzerinden onbeş yıl geçmesi halinde adli sicil arşiv kaydı silinebilmektedir. Buna karşılık memnu hakların iadesine karar verilmemiş ise infazı tamamlanan ve adli sicil arşiv kaydına alınan kayıt arşive alınmasından itibaren otuz yıllık sürenin dolması ile silinebilmektedir. Bu durumlara ek olarak hakkında adli sicil arşiv kaydı bulunan şahsın ölümü ya da ceza aldığı  fiilin artık suç sayılmayacak biçimde geriye yürümesi durumlarında da adli sicil arşiv kaydı silinmektedir.

Hakkınızda bulunan adli sicil arşiv kaydının sildirilmesine yarayan hukuki işlemlerin gerçekleştirilmesi için İlbars Hukuk Bürosu ile irtibata geçiniz.

Sosyal Medya Suçları , Cezaları ve İspatı

Sosyal medya suçları nelerdir? Bilişim Hukuku – Bilişim Suçları

bilişim avukatı

Sosyal medya suçları günümüzün vazgeçilmezi olan Whatsapp , Facebook, Twitter ( X) , Instagram , Youtube gibi yoğun kullanılan sosyal medya araçları aracılığı ile işlenmektedir. Bu sosyal medya platformları hayatımızın ayrılmaz bir parçası olduğu ve her kesim, kültür ve eğitim düzeyinden insanın etkileşime girmesi için kesişim noktası olması sebebi ile hakaret suçu , tehdit suçu , taciz suçu gibi birçok suçun kaynağını oluşturmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda kayıtlı suçların sosyal medya aracılığıyla da işlenmekte olması ispat gibi bazı yönlerden farklılık arz etmektedir. Sosyal medya üzerinden işlenen bazı suçlara örnek olarak:

  • Terör suçları 3713 sayılı Kanuna Muhalefet,
  • Hakaret suçu TCK 125,
  • Cinsel taciz TCK 105,
  • Dolandırıcılık TCK 157 – 158,
  • Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik TCK 216,
  • Verinin hukuka aykırı bir şekilde verilmesi ya da ele geçirilmesi TCK 136,
  • Haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesi TCK 132,
  • Bilişim sistemini engelleme, bozma, erişimini imkânsız hale getirme, verileri silme, yok etme ya da değiştirme TCK 244,
  • İftira suçu TCK 267,
  • Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma TCK 123,
  • Tehdit TCK 106 ve şantaj TCK 107,
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal TCK 134 gibi suçlar gösterilmektedir.

Sosyal Medya Suçları Cezaları 

Sosyal Medya platformları üzerinden işlenen suçların basit halleri için öngörülen ceza miktarları aşağıda belirtilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki suçun basit hali bulunduğu gibi nitelikli görünüm şekilleri ve arttırım nedenleri de bulunmaktadır.

  • Hakaret suçu

    Sosyal medyada belki de en sık işlenen suç hakaret suçudur. Evdeyken bir bilgisayar ya da telefon başında olmanın vermiş olduğu rahatlıkla birçok insan bireylere küfür etme , aşağılama, hakaret etme yanlışından hiç de kaçınmamaktadır. Hakaret suçunun cezası Türk Ceza Kanununun 125. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre:

Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçu ile ilgili ayrıntılı bilgi için Hakaret Suçu başlıklı yazımıza göz atınız.

  • Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu

    Madde 123- (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

  • Cinsel taciz suçu

    Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında , mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise

    verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

  • Nitelikli dolandırıcılık suçu

    Madde 158-(1) f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, …hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

    Bu suç tipi en fazla borsa ve forex gibi yatırım araçlarından yüksek miktarda gelir vaad edilmesi, ev ve araç satış vaadi ile mağdurların iradelerini hile ile sakatlayarak haksız menfaat edilmesi yolu ile gerçekleştirilmektedir.

  • Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu

    Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır

  • Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu

    Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (2)Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı
    cezaya hükmolunur.

  • Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu

    Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu 

    Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

  • Tehdit Suçu

    Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

  • Şantaj suçu

    Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir  yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

  • Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme

    Madde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır

 

  • Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaSırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya
övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir
yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi
halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.7/2

Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Ayrıca sosyal medya üzerinden yapılan bazı eylemler sonucu aynı zamanda özel hukuk anlamında kişilik hakları ihlali de gerçekleşebilmekte ve bu da tazminat sorumluluğu doğurabilmektedir.

Elektronik delillerin değiştirilebilir ya da ortadan kaldırılabilir olmaları nedeni ile delillerin kayıtla birlikte muhafazası oldukça önem arz etmektedir.

Ekran görüntüsü delil midir? Sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda deliller nelerdir?

Ekran görüntüleri delil başlangıcı olarak nazara alınmaktadır. Bu sebeple kimi zaman yalnız ekran görüntülerinin delil olarak sunulması yeterli görülmemektedir. Ekran görüntüleri diğer ispat yöntemleriyle birlikte kullanılmaması tavsiye edilmektedir. Sosyal medya üzerinden işlenen suçlar ile ilgili deliller sadece ekran görüntüsü(Screenshot) değil Uniform Resource Loader( URL adresi), trafik bilgilerinin kayıt altına alınması ile de elde edilebilmektedir. Ayrıca bu verilerin E-Tespit(iç link) ile noter tarafından tespiti ve Damgalat(iç link) ile blockchain teknolojisiyle muhafazası da mümkündür.

Whatsapp ve sosyal medya mesajları delil olarak kullanılmakta mı?

Whatsapp ve sosyal medya konuşmaları mahkemelerce delil olarak kabul edilmektedir. Lakin, bu konuşmaların delil olarak kabul edilmesi bazı şartlara bağlanmıştır. Şöyle ki; Whatsapp ve sosyal medya mesajlaşmalarının gerçekliğinin doğru olduğu durumlarda ve bu konuşmaların hukuka uygun elde edildiği durumlarda bu konuşmalar delil olarak kullanılabilmektedir. Ancak sosyal medya şifrelerinin kırılarak elde edilmesi durumunda hem delil hukuka aykırı elde edildiği için hükme esas alınmayacak hem de TCK madde 136’ya göre Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu işlenmiş olacaktır. Aynı şekilde photoshop programlarıyla bu yönde delil uydurulması halinde hem delil geçersiz sayılıp yargılamaya esas alınmayacak hem de TCK madde 271’e göre delil uydurma suçu işlenmiş olacaktır.

Damgalat nedir?

Damgalat.com zaman damgası ile çalışmaktadır.

Zaman Damgaları belli bir verinin belirtilen bir tarihte var olduğunu kanıtlarlar. Zaman Damgası Sunucusu, zaman damgalarını imzalamak için açık anahtar teknolojisini kullanarak, verinin bütünlüğünü ve belirli bir tarihteki varlığını onaylar.

Bir sözleşmenin imzalandığı, paranın transfer edildiği, başvurunun yapıldığı vs. tarih ve saati kanıtlama ihtiyacı günümüz e-ticaret, e-devlet uygulamaları için hayati önem taşımaktadır. Bununla birlikte yeni bir çizim, tasarım, fotoğraf, düşünce, araştırma, formül, algoritma, kitap gibi fikri ve mülki kullanım hakkı elde edilmek istenen her türlü elektronik veri için zaman damgası alınabilir.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa göre Zaman Damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve / veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı, ifade eder.

Damgalat.com da her tweetin saf orijinal içeriğini resmi Twitter alt yapısını kullanarak alır ve o veriyi damgalar. O veri değişirse veya silinirse orijinal veri önceden damgalandığı  için o verinin varlığına kanıt olmaktadır.

-Damgalat.com kurucusundan alıntıdır.

E-Tespit Nedir?

E-tespit elektronik ortamda verilerin 7/24 tespit edilmesine yarayan ve 1512 Sayılı Noterlik Kanunu madde 198/A kapsamında yararlanılan bir hizmettir. Bu tespit sayesinde delillerin doğruluğu güvence altına alınacak ve yargılamada ispat açısından büyük avantaj sağlanacaktır. E-Tespit Portal(URL KOY) üzerinden gerçekleştirilen bu işlem TNB tarafından saklanmakta ve bu kayıt işlemi sonrası talep sahibine başvuru numarası verilmektedir. Bu başvuru numarası ile dilediğiniz bir noterliğe gidip tespit işlemini tamamlayabilirsiniz. Bu sayede delil silinse dahi noterlik tarafından tasdik edilmiş olacağı için yargılamada esas alınacaktır.

Yargı Kararları ışığında sosyal medyada işlenen suçlar

 

  • Huzur ve Sükunu Bozma Suçunun gerçekleşmesi için ısrar şartı aranır.

Somut olayda sanığın katılanın sosyal medya hesabına mesaj göndermesi biçiminde gerçekleşen eyleminde, TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiğinin ve sanığın kastının ne şekilde sırf huzur ve sükunu bozma özel kastı olarak kabul edildiği yöntemince açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirir. Yargıtay Kararı – 4. CD., E. 2018/6819 K. 2021/20320 T. 22.6.2021

  • Hakaret Suçunun oluşabilmesi için sarf edilen eylemin açıkça şeref ve saygınlığı zedeleyecek ölçüde olması gerekmektedir. Kaba söz, eleştiri ve beddua niteliğindeki sözler hakaret suçuna sebebiyet vermez.

Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Olay günü sanığın, Sulh Ceza Hakimi olan şikayetçiye “önce “çok kabasınız” ve “bu ne diyor” şeklindeki sözlerinin şikayetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 18. CD., E. 2015/6905 K. 2015/5967 T. 29.9.2015

  • Cinsel Taciz Suçunun oluşabilmesi için failin eylemlerinin cinsellik içermesi ve cinsel amaçla yazılması gerekmektedir. 

Mağdure ile sanık arasında daha önceden gönül ilişkisinin yaşandığı, ancak yaklaşık 2 yıl önce mağdurenin sanıktan ayrıldığı, ayrılık gerçekleştikten sonra sanığın mağdurenin peşini bırakmayarak defalarca arkadaşlık teklif ettiği, ancak mağdurenin sanığın teklifini reddettiği, her ne kadar sanık ile mağdurenin önceden gönül ilişkisi olduğuna ilişkin deliller bulunmuş ise de; bu mesajların yaklaşık bir sene sonra sanık tarafından gönderildiği, bu durumda öncesinde yaşanan duyguların yansımasını gerektirecek bir durumun mahkemece takdiren değerlendirilmediği, samimi katılan ve mağdurenin beyanlarına mahkemece üstünlük tanındığı, sanığın olay tarihinde kendisine ait olan “*****_… …_***@hotmail.com” isimli facebook sayfasında iddianamede yazılı şekilde “Sadece ömrümü ömrüne adamak istiyorum çok şey istemiyorum aslında senden. Sadece yanımda olmanı istiyorum. Bütün günü birlikte geçirelim. Seni daha çok daha çok sevmek istiyorum. Kahkahanın dibine vurmak istiyorum. Kahkahalarımızı fotoğraflarla ölümsüzleştirmek istiyorum. Bizi hep gülerken hatırlamak istiyorum sadece. Sana sarılıp kokunu içime çekmek ve seni sevdiğimi kulağına fısıldamak istiyorum. Dertlerimizi kuytu köşelere hapsetmek, birlikte yeşerttiğimiz umutları özgür kılmak istiyorum. Senin sevgini fısıldamanı istiyorum. Benimle ilgilenmeni, kıskanmanı kimseyle paylaşmayacağını göstermeni istiyorum. Çok şey istemiyorum aslında. Sadece seni doya doya yaşamak istiyorum…” cinsel içerikli sözleri yayınlamak suretiyle çocuğa karşı cinsel taciz suçunu işlediği, bu kabul şekline, mağdure beyanı ve bu beyanına itibar edilebileceğine dair bilirkişi mütâlaası ve tüm dosya kapsamına dayanılarak ulaşıldığı anlaşılmakla sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ve hukuki süreç başlığı altındaki uygulama yapılmıştır.

Mağdure ile gönül ilişkisi olan sanığın kendi sayfasında mağdurenin daha önce herkese açık olarak paylaşmış olduğu fotoğrafı paylaşarak altına yazdığı iddianameye konu sözlerin bizatihi cinsellik içermediği gibi cinsel amaçla yazdığına dair de her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın kanuni unsurları itibari ile oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 9. CD., E. 2021/13215 K. 2023/1371 T. 14.3.2023

  • Şantaj , Görüntü ve Seslerin İfşası sureti ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçunda dijital delillerin nazara alınmaması ve eksik inceleme yapılması hukuka aykırı olup bozma nedenidir. 

Mağdura ait özel fotoğrafların ifşasında kullanılan sahte facebook hesabının … isimli şahsın adını ve soyadını taşıması ve sanığın “Müşteki ile en son yapacağımız buluşma … ile müşteki arasındaki problemlerden kaynaklı buluşmaydı, öyle hatırlıyorum, müşteki benle buluştuğu ilk günden bir gün önce aynı otelde odasında … ile buluşmuştu, bunu bana müşteki söyledi, ben görmedim.” şeklindeki savunmasına da yansıdığı üzere … isimli şahsın varlığından haberdar olması, katılanın sanığa iftira atmasını gerektiren herhangi bir delil ve bu yönde sanığın da bir iddiasının bulunmaması karşısında, sanığın kendisini cezalandırılmaktan kurtarmaya yönelik inandırıcılıktan uzak soyut savunmalarına itibar edilemeyeceği anlaşılmakla, mevcut olan delillerin iddiaya konu eylemleri gerçekleştirenin sanık olduğunu açık ve net olarak ortaya koyduğu gözetilerek, sanığa yüklenen şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, suçların işleniş biçimi, meydana gelen tehlikenin ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı nazara alınarak temel cezaların da asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken, Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından katılana ait cep telefonu incelenerek 21.10.2014 tarihinde hazırlanan rapor ile cep telefonu içeriğinin aktarıldığı rapora ekli flash diskte yer alan tespitler de dikkate alınmaksızın, sanığa ait cep telefonunun satılmış olmasından dolayı kovuşturma evresinde teslim edilmemesi nedeniyle dijital delillerin elde edilemeyip, katılan vekilince dosyaya sunulan dijital delillerin de sanık tarafından kabul edilmediğine dair dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında beraat hükümleri kurulması bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 12. CD., E. 2020/2238 K. 2020/7160 T. 16.12.2020

#bilişimavukatı

 

Exit mobile version