Şirketlerin Avukat Bulundurma Zorunluluğu Avukat İrem İlbars

ŞİRKETLER HUKUKU AVUKATI . TİCARET AVUKATI

ankara şirketler hukuku avukatı

ŞİRKETLER HUKUKU – HANGİ ŞİRKETLER AVUKAT BULUNDURMAK ZORUNDADIR? 

Şirketler Avukat bulundurup bulundurmama konusunda çoğu zaman tereddüt yaşamaktadır.  Ticaret ile iştigal eden şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğu yasal olarak bazı kanunlarımızda düzenlenmiştir. Şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğu bulunmasına rağmen bu yükümlülükleri yerine getirmedikleri takdirde bazı ağır müeyyideler uygulanmaktadır.

Kimi şirketler, şirket bünyesinde avukat istihdam ederken kimi şirketler ise serbest meslek mensubu avukatlardan yasal danışmanlık ve avukatlık desteği almaktadır. Bu yasal danışmanlık hizmeti sürekli olmalı ve sözleşme ile düzenlenmelidir.

Şirketler Hangi Hallerde Avukat Bulundurmalı?

  • 1136 sayılı Avukatlık Kanunu 35. Maddenin 3. Fıkrası uyarınca esas sermaye miktarının 5 katı veya daha fazla esas sermayesi bulunan anonim şirketler ile üye sayısının 100 veya daha fazla olduğu yapı kooperatiflerinin avukat bulundurması yasal zorunluluktur. Sermayesi 250 bin TL ‘nin üstünde olan anonim şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır.
  • Baro Başkanlıklarınca bahse konu şirket ve kooperatiflere sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğunu hatırlatan yazı gönderilmektedir.
  •  Baro Başkanlıklarınca gönderilmiş olan yazıya karşılık avukat bulundurma zorunluluğunu yerine getirmeyen bahse konu anonim şirketler ve yapı kooperatifleri hakkında yasal düzenlemelerle öngörülen ceza ve yaptırımlar dayanak gösterilerek Baro Başkanlıkları tarafından Cumhuriyet Başsavcılığına şikayet edilmektedir. Bu şikayet sonucunda Cumhuriyet Başsavcılıklarınca bu şirketlere yürürlükteki brüt asgari ücretin 2 katı oranında idari para cezası verilmektedir. Bu müeyyide  yükümlülüğün yerine getirilmediği her ay için brüt asgari ücretin 2 katı şeklinde uygulanmaktadır.
  • Şirketlerin ve yapı kooperatiflerinin benzer vaziyetle karşılaşmamaları için sadece avukatlık sözleşmesi öne sürmesi yeterli görülmeyip sözleşmeli avukatın tanzim ettiği serbest meslek makbuzu ve ödeme yapıldığına banka dekontu gibi belgelerin sunulması gerekmektedir.
  • Şirket avukat arasında bulunan anlaşmanın devam ettiği süreç boyunca anonim şirketler, Türkiye Barolar Birliği tarafından yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ nde öngörülen avukatlık ücretini her ay avukata ödemek durumundadır. Avukat ise ödemelere karşılık düzenlemiş olduğu meslek makbuz fotokopilerini yıl sonunda baroya sunmak zorundadır.

Şirketler avukat seçimi yaparken avukatın hangi alanlarda iştigal ettiğini ayrıntılı şekilde öğrenmeli ve buna göre anlaşma gerçekleştirmelidir. Zira her şirket avukatı şirketlerin ihtiyaç duyduğu hukuki yardımı tam olarak karşılayamabilmektedir; kaldı ki doğru şekilde karşılanmasına imkan da yoktur. Her bir hukuk dalı kendi içerisinde çok yoğun bilgiler , devasa farklılıklar, tecrübe ve metodolojik araştırma gerektirmektedir. Örneğin şirketin istihdam etmiş olduğu avukat icra hukuku ve iş hukuku gibi alanlarda oldukça uzmanken Kişisel Verileri Koruma Hukuku konusunda eksik kalabilir. Bu gibi durumlarda avukat, şirkete bu konuda yetenek ve bilgisinin olmadığını açıklayarak hangi uzmandan yardım alınacağına dair önerilerini sunmalıdır. Bu husus Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları’nın 38. maddesinde “Avukat zamanın ve yeteneklerinin erişemediği bir işi kabul etmez. Avukat davayı almaktan veya kovuşturmadan çekinme hakkını müvekkiline zarar vermeyecek biçimde kullanmağa mecburdur” şeklinde düzenlenmiştir.

Şirket avukat desteği almak istediğinde ücret anlaşmasını avukatlık sözleşmesinde net şekilde belirtmelidir. Avukat her iş başına ayrı ücret talep edebileceği gibi iş yoğunluğuna bakılmaksızın aylık sabit bir ücret de talep edebilir.

Taraflar sözleşme imzaladıktan sonra şirket yetkilisinin noterden avukata vekaletname düzenlettirmesi halinde  şirket avukat arasında yasal temsilcilik ilişkisi resmileşmektedir. Bu vekaletname ile avukat artık tüzel kişi olan şirketin her türlü idari başvurusunu, davalarını ve icra takip dosyalarını vekaleten takip edebilecektir.

Ankara’da şirketlere avukat bulundurma zorunluluğu hakkında belirli periyotlarla Ankara Barosu tarafından uyarı yazısı göndermektedir. Belirtilen cezaların muhatabı olmamak için şirketlerin avukat bulundurma zorunluluğuna uygun davranması ve halk arasında şirketler hukuku avukatı – şirket avukatı ya da ticaret hukuku avukatı diye anılan şirketler hukuku alanında faaliyet gösteren avukatlarla süreç yönetmesi gerekmektedir. Şirketler hukuku ile ilgili diğer makalelerimiz için tıklayın.

Limited Şirketler Genel Kurul

Limited Şirket Sona Erme Nedenleri

Limited Şirket ve Anonim Şirket Farkları

 

ankara şirketler hukuku avukatı – ticaret avukatı

TAŞINMAZ (GAYRİMENKUL) SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ

TAŞINMAZ (GAYRİMENKUL) SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİ NEDİR?

 

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bir taşınmazın (gayrimenkulün) taraflar arasında sözleşmede belirlenen şartlarla ileri bir tarihte taşınmazın devir vaadini içeren sözleşmedir. Bir taşınmazın satılabilmesi için bu sözleşmesinin yapmaya gerek yoktur. Bu sözleşme ile ileride yapılacak satış işlemini taahhüt altına alınmaktadır.

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Vaat eden belli bir taşınmazı sözleşmede kararlaştırılan şartlarla uygun şekilde devretmeyi vaat alan ise sözleşmede yazan edimini yerine getirerek taşınmazı devralmayı taahhüt eder. EK olarak, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan haklar nisbi haklar olduğundan sözleşmeyi yapan karşılıklı iki kişi tarafından öne sürülebilir.

TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNİN GEÇERLİLİK ŞARTLARI

TMK madde 706 uyarınca “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlıdır.” . Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde ileri tarihte bile olsa bir taşınmazın mülkiyetinin devri amaçlandığından sözleşme remi şekilde yapılmak zorundadır.

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi bir ön sözleşme niteliğindedir. TBK madde 29 uyarınca  “Bir sözleşmenin ileride kurulmasına ilişkin sözleşmeler geçerlidir. Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, ön sözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır.” Buna göre; taşınmaz TSVS’de ileride kurulacak sözleşme taşınmaz satışı ile ilgilidir. Bunun yanında taşınmaz satış sözleşmesinin geçerliği TBK madde 237 de “Taşınmaz satışının geçerli olabilmesi için, sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesi şarttır.” ve “Taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri, resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz.”  şeklinde hükme bağlanmıştır. Bu nedenle resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri geçersiz olacağından tarafları bağlamaz.

Noterlik Kanunu madde 60/3Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapmak” hükmü gereğince sözleşmenin noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Taraflar arasında sözleşmeyi yapıp notere onaylatmaları halinde onaylama şeklinde olacağından geçersiz olacaktır.

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi noterlerde yapılabileceği gibi tapu müdürlüklerinde de yapılmaktadır. Ek olarak, farklı yerlerde bulunan taraflar arasında ki sözleşmelerin Tapu Kanunu madde 26 da “Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerde, tarafların farklı tapu müdürlükleri veya yurt dışı teşkilatında bulunmaları hâlinde, taraf iradeleri resmî görevliler tarafından ayrı ayrı alınarak sözleşme tamamlanabilir”  şeklinde yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin konusu olan gayrimenkulün tapuda kayıtlı olması gerekmektedir. Bu sebeple, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerine yapılan sözleşme geçersizdir. Ayrıca, satın almayı vaat edenin ödeyeceği bedel açık ve net yazılmalı bunun yanına ödeme şekli (taksit, peşin, trampa vb) açıkça belirtilmesi zorunludur.

KİŞİLER BAŞKASINA AİT TAŞINMAZ İÇİN TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ YAPABİLİR Mİ?

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ileride yapılacak satış işlemini taahhüt altına aldığından bir taahhüt işlemidir. Bu nedenle taşınmazın mülkiyeti elinde bulunmayan kişi de taşınmazın satış işlemini taahhüt edebileceğinden taşınmaz bu sözleşmeyi yapabilmektedir.

Başkasına ait taşınmaz için taşınmaz satış vaadi sözleşmesi yapan kişi sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemesi halinde TBK’nın ilgili hükümleri gereği tazminat borcu doğar.

TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMESİNİN SONA ERMESİ

 

  • Sözleşmenin İfası
  • Sözleşmenin Feshi: Bir sözleşmenin yapılış şekli ile fesih şekli aynı olmak zorundadır. Bu nedenle resmi şekilde fasih yapılması zorunludur.
  • Sözleşmeden Dönme
  • Zamanaşımı: Zamanaşımı süresi 10 yıldır. Süre borç muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımı borcu sonlandırmaz eksik borç haline getirir yani borçluyu ifaya zorlanamaz ve hukuki yaptırım uygulanamaz. Süre hesaplanırken ifa olanağının olup olmadığına bakılmaktadır. Süre ifa olanağının doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar.
  • Kamulaştırma: Borcun ifası imkansız hale geleceğinden borç sona erer alınanlar sebepsiz zenginleme hükümleri gereğince geri verilir.

ADLİ SİCİL KAYDI NASIL SİLİNİR

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinir?

(Sabıka Kaydı) Adli Sicil Kaydı Nedir?

 

(Sabıka Kaydı) Adli sicil kaydı nasıl silinir ? Temiz kağıdı nasıl alınır?  Artık birçok iş başvurusunda istenen adli sicil kaydı halk için oldukça önemlidir. Halk dilinde sabıka kaydı ya da temiz kağıdı  olarak bilinen kesinleşmiş ilama binaen şahıslar hakkında güvenlik tedbirlerinin ve cezaların, adli sicil sistemi adlı sistemde alınan kayıtlara adli sicil kaydı denmektedir. Adli sicil kaydının tutulması için kesinleşmiş karar şartı arandığı için görülmekte olan derdest dava sebebiyle adli sicil kaydında herhangi bir değişiklik yapılmamaktadır. Kendisine ait adli sicil kaydını tüm vatandaşlar E-Devlet sisteminden kolaylıkla temin edebilmektedir. Adli sicil kaydı resmi işlerde ve bazı işe alım süreçlerinde istendiği için oldukça önem arz etmektedir. Hangi suçların adli sicil kaydına işleneceğine dair hususlar 5353 Sayılı Kanun ile hüküm altına alınmıştır.

Buna göre Türk mahkemelerinin vermiş olduğu mahkûmiyet hükümleri, hapis cezaları, cezanın infaz edildiğine dair bilgiler, adli para cezaları,  koşullu salıverilme kararı, koşullu salıverilmede denetim süresinin uzatılmasına ilişkin karar, koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dair ve hapis cezasının infazının gerçekleştiğine ilişkin kararlar ertelenmesine karar verilen hapis cezaları, genel af sebebiyle tahliye kayıtları, adli sicil kaydına kaydedilmektedir. Buna karşılık henüz kesinleşmeyen davalar, disiplin cezaları, tazyik hapsi, idari para cezaları, meslek kuruluşları ve okullar tarafından verilen disiplin cezaları hakkında adli sicil kaydına etki etmemektedir.

Adli Sicil Arşiv Kaydı ne anlama gelmektedir?

Hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunan ve adli sicil kaydına işlenmesi gerektiren durumlarda adli sicil kaydı tutulurken infazının tamamlanması yahut öteki nedenlerle kaldırılması halinde adli sicil arşiv kaydı gündeme gelecektir.  Adli sicil kaydı adli sicil bölümünde kayıt altına alınırken koşulları oluşan infazı tamamlanan kayıtlar bu sistemden silinerek adli sicil arşiv kaydına aktarılmaktadır.  Sonuç olarak, adli sicil kaydının bulunması ve adli sicil arşiv kaydının bulunması arasında hukuki anlamda teknik farklılıklar bulunmaktadır.

Adli Sicil Kaydı Nasıl Silinmektedir?

İnfazı tamamlanan ve adli sicil kaydından silinerek adli sicil arşiv kaydına aktarılan kayıtların sebebini taksirli suçların oluşturması ya da bir yıldan az hapis cezası öngörülmesi halinde arşive aktarımın yapılmasından beş sene sonra silinebilmektedir meğerki Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarda hak yoksunluklarına sebep olmasın. Aksi halde bu cezaların infazının gerçekleştirilmesinden sonra memnu hakların iadesi kararı alınmasıyla arşive taşınan kaydın üzerinden onbeş yıl geçmesi halinde adli sicil arşiv kaydı silinebilmektedir. Buna karşılık memnu hakların iadesine karar verilmemiş ise infazı tamamlanan ve adli sicil arşiv kaydına alınan kayıt arşive alınmasından itibaren otuz yıllık sürenin dolması ile silinebilmektedir. Bu durumlara ek olarak hakkında adli sicil arşiv kaydı bulunan şahsın ölümü ya da ceza aldığı  fiilin artık suç sayılmayacak biçimde geriye yürümesi durumlarında da adli sicil arşiv kaydı silinmektedir.

Hakkınızda bulunan adli sicil arşiv kaydının sildirilmesine yarayan hukuki işlemlerin gerçekleştirilmesi için İlbars Hukuk Bürosu ile irtibata geçiniz.

Sosyal Medya Suçları , Cezaları ve İspatı

Sosyal medya suçları nelerdir? Bilişim Hukuku – Bilişim Suçları

bilişim avukatı

Sosyal medya suçları günümüzün vazgeçilmezi olan Whatsapp , Facebook, Twitter ( X) , Instagram , Youtube gibi yoğun kullanılan sosyal medya araçları aracılığı ile işlenmektedir. Bu sosyal medya platformları hayatımızın ayrılmaz bir parçası olduğu ve her kesim, kültür ve eğitim düzeyinden insanın etkileşime girmesi için kesişim noktası olması sebebi ile hakaret suçu , tehdit suçu , taciz suçu gibi birçok suçun kaynağını oluşturmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda kayıtlı suçların sosyal medya aracılığıyla da işlenmekte olması ispat gibi bazı yönlerden farklılık arz etmektedir. Sosyal medya üzerinden işlenen bazı suçlara örnek olarak:

  • Terör suçları 3713 sayılı Kanuna Muhalefet,
  • Hakaret suçu TCK 125,
  • Cinsel taciz TCK 105,
  • Dolandırıcılık TCK 157 – 158,
  • Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik TCK 216,
  • Verinin hukuka aykırı bir şekilde verilmesi ya da ele geçirilmesi TCK 136,
  • Haberleşmenin gizliliğinin ihlal edilmesi TCK 132,
  • Bilişim sistemini engelleme, bozma, erişimini imkânsız hale getirme, verileri silme, yok etme ya da değiştirme TCK 244,
  • İftira suçu TCK 267,
  • Kişilerin huzur ve sükûnunu bozma TCK 123,
  • Tehdit TCK 106 ve şantaj TCK 107,
  • Özel hayatın gizliliğini ihlal TCK 134 gibi suçlar gösterilmektedir.

Sosyal Medya Suçları Cezaları 

Sosyal Medya platformları üzerinden işlenen suçların basit halleri için öngörülen ceza miktarları aşağıda belirtilmiştir. Ancak unutulmamalıdır ki suçun basit hali bulunduğu gibi nitelikli görünüm şekilleri ve arttırım nedenleri de bulunmaktadır.

  • Hakaret suçu

    Sosyal medyada belki de en sık işlenen suç hakaret suçudur. Evdeyken bir bilgisayar ya da telefon başında olmanın vermiş olduğu rahatlıkla birçok insan bireylere küfür etme , aşağılama, hakaret etme yanlışından hiç de kaçınmamaktadır. Hakaret suçunun cezası Türk Ceza Kanununun 125. maddesinde düzenlenmektedir. Buna göre:

Madde 125- (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldıran kişi, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır. Hakaret suçu ile ilgili ayrıntılı bilgi için Hakaret Suçu başlıklı yazımıza göz atınız.

  • Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçu

    Madde 123- (1) Sırf huzur ve sükûnunu bozmak maksadıyla bir kimseye ısrarla; telefon edilmesi, gürültü yapılması ya da aynı maksatla hukuka aykırı başka bir davranışta bulunulması halinde, mağdurun şikayeti üzerine faile üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.

  • Cinsel taciz suçu

    Madde 105- (1) Bir kimseyi cinsel amaçlı olarak taciz eden kişi hakkında , mağdurun şikayeti üzerine, üç aydan iki yıla kadar hapis cezasına veya adlî para cezasına fiilin çocuğa karşı işlenmesi hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. d) Posta veya elektronik haberleşme araçlarının sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halinde yukarıdaki fıkraya göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. Bu fiil nedeniyle mağdur; işi bırakmak, okuldan veya ailesinden ayrılmak zorunda kalmış ise

    verilecek ceza bir yıldan az olamaz.

  • Nitelikli dolandırıcılık suçu

    Madde 158-(1) f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle, …hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

    Bu suç tipi en fazla borsa ve forex gibi yatırım araçlarından yüksek miktarda gelir vaad edilmesi, ev ve araç satış vaadi ile mağdurların iradelerini hile ile sakatlayarak haksız menfaat edilmesi yolu ile gerçekleştirilmektedir.

  • Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu

    Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır

  • Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu

    Madde 134- (1) Kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlal edilmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır. (2)Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı
    cezaya hükmolunur.

  • Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu

    Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

  • Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu 

    Madde 132- (1) Kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğini ihlal eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu gizlilik ihlali haberleşme içeriklerinin kaydı suretiyle gerçekleşirse, verilecek ceza bir kat artırılır.(2) Kişiler arasındaki haberleşme içeriklerini hukuka aykırı olarak ifşa eden kimse, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (3) Kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın hukuka aykırı olarak alenen ifşa eden kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  İfşa edilen bu verilerin basın ve yayın yoluyla yayımlanması halinde de aynı cezaya hükmolunur.

  • Tehdit Suçu

    Madde 106- (1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı dokuz aydan az olamaz. Malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte ise, mağdurun şikayeti üzerine, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

  • Şantaj suçu

    Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir  yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

  • Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme

    Madde 244- (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
    (2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır

 

  • Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymaSırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.Fail, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde, birinci fıkraya göre verilen ceza yarı oranında artırılır.
  • Suç işlemek amacıyla örgüt kurma

(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya
övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir
yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi
halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.7/2

Terör örgütünün; cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde propagandasını yapan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Ayrıca sosyal medya üzerinden yapılan bazı eylemler sonucu aynı zamanda özel hukuk anlamında kişilik hakları ihlali de gerçekleşebilmekte ve bu da tazminat sorumluluğu doğurabilmektedir.

Elektronik delillerin değiştirilebilir ya da ortadan kaldırılabilir olmaları nedeni ile delillerin kayıtla birlikte muhafazası oldukça önem arz etmektedir.

Ekran görüntüsü delil midir? Sosyal medya üzerinden işlenen suçlarda deliller nelerdir?

Ekran görüntüleri delil başlangıcı olarak nazara alınmaktadır. Bu sebeple kimi zaman yalnız ekran görüntülerinin delil olarak sunulması yeterli görülmemektedir. Ekran görüntüleri diğer ispat yöntemleriyle birlikte kullanılmaması tavsiye edilmektedir. Sosyal medya üzerinden işlenen suçlar ile ilgili deliller sadece ekran görüntüsü(Screenshot) değil Uniform Resource Loader( URL adresi), trafik bilgilerinin kayıt altına alınması ile de elde edilebilmektedir. Ayrıca bu verilerin E-Tespit(iç link) ile noter tarafından tespiti ve Damgalat(iç link) ile blockchain teknolojisiyle muhafazası da mümkündür.

Whatsapp ve sosyal medya mesajları delil olarak kullanılmakta mı?

Whatsapp ve sosyal medya konuşmaları mahkemelerce delil olarak kabul edilmektedir. Lakin, bu konuşmaların delil olarak kabul edilmesi bazı şartlara bağlanmıştır. Şöyle ki; Whatsapp ve sosyal medya mesajlaşmalarının gerçekliğinin doğru olduğu durumlarda ve bu konuşmaların hukuka uygun elde edildiği durumlarda bu konuşmalar delil olarak kullanılabilmektedir. Ancak sosyal medya şifrelerinin kırılarak elde edilmesi durumunda hem delil hukuka aykırı elde edildiği için hükme esas alınmayacak hem de TCK madde 136’ya göre Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme Suçu işlenmiş olacaktır. Aynı şekilde photoshop programlarıyla bu yönde delil uydurulması halinde hem delil geçersiz sayılıp yargılamaya esas alınmayacak hem de TCK madde 271’e göre delil uydurma suçu işlenmiş olacaktır.

Damgalat nedir?

Damgalat.com zaman damgası ile çalışmaktadır.

Zaman Damgaları belli bir verinin belirtilen bir tarihte var olduğunu kanıtlarlar. Zaman Damgası Sunucusu, zaman damgalarını imzalamak için açık anahtar teknolojisini kullanarak, verinin bütünlüğünü ve belirli bir tarihteki varlığını onaylar.

Bir sözleşmenin imzalandığı, paranın transfer edildiği, başvurunun yapıldığı vs. tarih ve saati kanıtlama ihtiyacı günümüz e-ticaret, e-devlet uygulamaları için hayati önem taşımaktadır. Bununla birlikte yeni bir çizim, tasarım, fotoğraf, düşünce, araştırma, formül, algoritma, kitap gibi fikri ve mülki kullanım hakkı elde edilmek istenen her türlü elektronik veri için zaman damgası alınabilir.

5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa göre Zaman Damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve / veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı, ifade eder.

Damgalat.com da her tweetin saf orijinal içeriğini resmi Twitter alt yapısını kullanarak alır ve o veriyi damgalar. O veri değişirse veya silinirse orijinal veri önceden damgalandığı  için o verinin varlığına kanıt olmaktadır.

-Damgalat.com kurucusundan alıntıdır.

E-Tespit Nedir?

E-tespit elektronik ortamda verilerin 7/24 tespit edilmesine yarayan ve 1512 Sayılı Noterlik Kanunu madde 198/A kapsamında yararlanılan bir hizmettir. Bu tespit sayesinde delillerin doğruluğu güvence altına alınacak ve yargılamada ispat açısından büyük avantaj sağlanacaktır. E-Tespit Portal(URL KOY) üzerinden gerçekleştirilen bu işlem TNB tarafından saklanmakta ve bu kayıt işlemi sonrası talep sahibine başvuru numarası verilmektedir. Bu başvuru numarası ile dilediğiniz bir noterliğe gidip tespit işlemini tamamlayabilirsiniz. Bu sayede delil silinse dahi noterlik tarafından tasdik edilmiş olacağı için yargılamada esas alınacaktır.

Yargı Kararları ışığında sosyal medyada işlenen suçlar

 

  • Huzur ve Sükunu Bozma Suçunun gerçekleşmesi için ısrar şartı aranır.

Somut olayda sanığın katılanın sosyal medya hesabına mesaj göndermesi biçiminde gerçekleşen eyleminde, TCK’nın 123. maddesinde düzenlenen kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun unsuru olan ısrar öğesinin ne şekilde gerçekleştiğinin ve sanığın kastının ne şekilde sırf huzur ve sükunu bozma özel kastı olarak kabul edildiği yöntemince açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulması bozmayı gerektirir. Yargıtay Kararı – 4. CD., E. 2018/6819 K. 2021/20320 T. 22.6.2021

  • Hakaret Suçunun oluşabilmesi için sarf edilen eylemin açıkça şeref ve saygınlığı zedeleyecek ölçüde olması gerekmektedir. Kaba söz, eleştiri ve beddua niteliğindeki sözler hakaret suçuna sebebiyet vermez.

Kamu görevlileri veya sivil vatandaşa yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Olay günü sanığın, Sulh Ceza Hakimi olan şikayetçiye “önce “çok kabasınız” ve “bu ne diyor” şeklindeki sözlerinin şikayetçinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, kanuni olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 18. CD., E. 2015/6905 K. 2015/5967 T. 29.9.2015

  • Cinsel Taciz Suçunun oluşabilmesi için failin eylemlerinin cinsellik içermesi ve cinsel amaçla yazılması gerekmektedir. 

Mağdure ile sanık arasında daha önceden gönül ilişkisinin yaşandığı, ancak yaklaşık 2 yıl önce mağdurenin sanıktan ayrıldığı, ayrılık gerçekleştikten sonra sanığın mağdurenin peşini bırakmayarak defalarca arkadaşlık teklif ettiği, ancak mağdurenin sanığın teklifini reddettiği, her ne kadar sanık ile mağdurenin önceden gönül ilişkisi olduğuna ilişkin deliller bulunmuş ise de; bu mesajların yaklaşık bir sene sonra sanık tarafından gönderildiği, bu durumda öncesinde yaşanan duyguların yansımasını gerektirecek bir durumun mahkemece takdiren değerlendirilmediği, samimi katılan ve mağdurenin beyanlarına mahkemece üstünlük tanındığı, sanığın olay tarihinde kendisine ait olan “*****_… …_***@hotmail.com” isimli facebook sayfasında iddianamede yazılı şekilde “Sadece ömrümü ömrüne adamak istiyorum çok şey istemiyorum aslında senden. Sadece yanımda olmanı istiyorum. Bütün günü birlikte geçirelim. Seni daha çok daha çok sevmek istiyorum. Kahkahanın dibine vurmak istiyorum. Kahkahalarımızı fotoğraflarla ölümsüzleştirmek istiyorum. Bizi hep gülerken hatırlamak istiyorum sadece. Sana sarılıp kokunu içime çekmek ve seni sevdiğimi kulağına fısıldamak istiyorum. Dertlerimizi kuytu köşelere hapsetmek, birlikte yeşerttiğimiz umutları özgür kılmak istiyorum. Senin sevgini fısıldamanı istiyorum. Benimle ilgilenmeni, kıskanmanı kimseyle paylaşmayacağını göstermeni istiyorum. Çok şey istemiyorum aslında. Sadece seni doya doya yaşamak istiyorum…” cinsel içerikli sözleri yayınlamak suretiyle çocuğa karşı cinsel taciz suçunu işlediği, bu kabul şekline, mağdure beyanı ve bu beyanına itibar edilebileceğine dair bilirkişi mütâlaası ve tüm dosya kapsamına dayanılarak ulaşıldığı anlaşılmakla sanığın cezalandırılmasına karar verilmiş ve hukuki süreç başlığı altındaki uygulama yapılmıştır.

Mağdure ile gönül ilişkisi olan sanığın kendi sayfasında mağdurenin daha önce herkese açık olarak paylaşmış olduğu fotoğrafı paylaşarak altına yazdığı iddianameye konu sözlerin bizatihi cinsellik içermediği gibi cinsel amaçla yazdığına dair de her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek sanığın kanuni unsurları itibari ile oluşmayan suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ve bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 9. CD., E. 2021/13215 K. 2023/1371 T. 14.3.2023

  • Şantaj , Görüntü ve Seslerin İfşası sureti ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal suçunda dijital delillerin nazara alınmaması ve eksik inceleme yapılması hukuka aykırı olup bozma nedenidir. 

Mağdura ait özel fotoğrafların ifşasında kullanılan sahte facebook hesabının … isimli şahsın adını ve soyadını taşıması ve sanığın “Müşteki ile en son yapacağımız buluşma … ile müşteki arasındaki problemlerden kaynaklı buluşmaydı, öyle hatırlıyorum, müşteki benle buluştuğu ilk günden bir gün önce aynı otelde odasında … ile buluşmuştu, bunu bana müşteki söyledi, ben görmedim.” şeklindeki savunmasına da yansıdığı üzere … isimli şahsın varlığından haberdar olması, katılanın sanığa iftira atmasını gerektiren herhangi bir delil ve bu yönde sanığın da bir iddiasının bulunmaması karşısında, sanığın kendisini cezalandırılmaktan kurtarmaya yönelik inandırıcılıktan uzak soyut savunmalarına itibar edilemeyeceği anlaşılmakla, mevcut olan delillerin iddiaya konu eylemleri gerçekleştirenin sanık olduğunu açık ve net olarak ortaya koyduğu gözetilerek, sanığa yüklenen şantaj ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, suçların işleniş biçimi, meydana gelen tehlikenin ve sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı nazara alınarak temel cezaların da asgari hadden uzaklaşılarak belirlenmesi gerekirken, Adli Bilişim Büro Amirliği tarafından katılana ait cep telefonu incelenerek 21.10.2014 tarihinde hazırlanan rapor ile cep telefonu içeriğinin aktarıldığı rapora ekli flash diskte yer alan tespitler de dikkate alınmaksızın, sanığa ait cep telefonunun satılmış olmasından dolayı kovuşturma evresinde teslim edilmemesi nedeniyle dijital delillerin elde edilemeyip, katılan vekilince dosyaya sunulan dijital delillerin de sanık tarafından kabul edilmediğine dair dosya kapsamına uygun düşmeyen yetersiz gerekçelerle sanık hakkında beraat hükümleri kurulması bozmayı gerektirmiştir. Yargıtay Kararı – 12. CD., E. 2020/2238 K. 2020/7160 T. 16.12.2020

#bilişimavukatı

 

Exit mobile version