<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İlbars Hukuk </title>
	<atom:link href="https://ilbarshukukburosu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://ilbarshukukburosu.com</link>
	<description>Hukuk Bürosu</description>
	<lastBuildDate>Fri, 13 Mar 2026 21:53:54 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/10/cropped-ilbars-site-ikonu-32x32.png</url>
	<title>İlbars Hukuk </title>
	<link>https://ilbarshukukburosu.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SAHTE EMEKLİLİK VE SAHTE SİGORTALILIK DAVASI</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/sahte-emeklilik-ve-sahte-sigortalilik-davasi/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/sahte-emeklilik-ve-sahte-sigortalilik-davasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 21:50:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[sahte emeklilik]]></category>
		<category><![CDATA[sahte sigorta]]></category>
		<category><![CDATA[sgk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=38079</guid>

					<description><![CDATA[SAHTE EMEKLİLİK VE SAHTE SİGORTALILIK DAVASI  Türkiye&#8217;de sosyal güvenlik hakkı, anayasal bir hak olup temel güvencelerimizdendir. Emeklilik, vatadaşların çalışma hayatında..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1><span style="color: #000000;">SAHTE EMEKLİLİK VE SAHTE SİGORTALILIK DAVASI </span></h1>
<p><span style="color: #000000;">Türkiye&#8217;de sosyal güvenlik hakkı, anayasal bir hak olup temel güvencelerimizdendir. Emeklilik, vatadaşların çalışma hayatında iken sosyal güvence sistemine ödedikleri primin karşılığıdır. Ancak yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı gibi özel kanuni şartları doğru bir şekilde yerine getirmeyen şahısların başvurduğu yanlış yöntemler, &#8220;sahte sigortalılık&#8221; oluşmasına neden olabilmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir kimsenin sigortalı çalışan şeklinde bildirilmesi için mutlaka fiilen de çalışıyor olması gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Fiilen çalışmayan kimseler <u>Sahte Sigortalı</u> ya da <u>Sahte Emekli </u>olarak adlandırılır.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">1. SAHTE SİGORTALILIK NEDİR?</span></h3>
<p><span style="color: #000000;">5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4. maddesi detaylıca sigortalılığın temel şartlarını belirler. Bu madde uyarınca, bir kişinin 4/1-a (eski adıyla SSK) kapsamında sigortalı sayılabilmesi için bir işveren yanında  iş sözleşmesine dayanılarak çalışılması ve bu çalışmanın &#8220;fiilen&#8221; gerçekleşmesi zorunludur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sahte sigortalılık, bir şahsın gerçekte hiçbir iş ilişkisi ve fiili çalışması bulunmadığı halde, sırf emeklilik gün sayısını doldurmak, sağlık hizmetlerinden (genel sağlık sigortası) haksız yere yararlanmak veya diğer sosyal güvenlik haklarını elde etmek amacıyla, kağıt üzerinde sigortalı olarak bildirilmesidir. Mevzuatımızda sigortalılık, tarafların (işçi ve işveren) salt irade beyanıyla veya sadece primlerin Kurum&#8217;a ödenmesiyle kurulan bir statü değildir; eylemli (fiili) durumun varlığı niteliğindedir. Fiilen çalışılmayan sürelerin Kurum&#8217;a bildirilerek çalışılmış gibi gösterilmesi açık bir sahtecilik eylemidir.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">2. Sahte İşyeri (Tabela İşyeri)</span></h3>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">Sahte sigortalılık bazen de &#8220;sahte işyerleri&#8221; üzerinden kurgulanmaktadır. Gerçekte hiçbir ticari faaliyeti, üretimi, hizmet sunumu veya fiziki bir mekanı olmayan; yalnızca sahte sigortalı bildiriminde bulunmak, sahte fatura düzenlemek veya haksız teşviklerden yararlanmak amacıyla kurulan paravan işletmelere sahte işyeri denilmektedir. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), denetim mekanizmaları sonucunda bu nitelikteki işyerlerini tespit ettiğinde, sistem üzerinde bu işyerlerini &#8220;S&#8221; (Sahte) kodu ile işaretler ve bu işyerlerinden yapılan tüm bildirimleri şüpheli kabul ederek iptal sürecini başlatır.</span></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38081" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/sahte-emekli-scaled.png" alt="Sahte Emeklilik" width="776" height="433" /></p>
<h2><span style="color: #000000;">SAHTE SİGORTALILIK NASIL TESPİT EDİLİR?</span></h2>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">Sosyal Güvenlik Kurumu, sahte sigortalılık ve sahte işyeri gibi durumların önüne geçmek gayesi ile gelişmiş teknolojik altyapılar ve çapraz denetim mekanizmaları kullanmaktadır.</span></p>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">SGK sahte sigortalılık ve sahte işyerini 4 farklı şekilde tespit edebilir</span></p>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;"><b>1. Veri Analizi ve Risk Odaklı Denetim:</b> SGK&#8217;nın veri madenciliği sistemleri, olağandışı hareketleri otomatik olarak tespit etmektedir. Örneğin; fiziki kapasitesi (metrekare, makine parkuru vb.) son derece sınırlı olan bir adreste yüzlerce sigortalının bildirilmesi, işyerinin ticari faaliyeti ile çalışan sayısı arasındaki bariz uyumsuzluklar veya Kurum&#8217;a sürekli işe giriş-çıkış bildirgesi verilmesine rağmen prim borçlarının hiç ödenmemesi gibi durumlar sistemde alarm üretir. Örneğin 10 metrekarelik dükkana sahip işyerinin 30 çalışanı olması halinde bu durum SGK’ın oklarını üste çekmektedir. Bu tür işyerleri SGK sisteminde &#8220;Şüpheli&#8221; (Ş) veya &#8220;Kontrollü&#8221; (K) kodu ile işaretlenerek incelemeye sevk edilir.</span></p>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;"><b>2. Denetim ve Teftiş:</b> 5510 sayılı Kanun&#8217;un 59. maddesi uyarınca, SGK denetmenleri ve müfettişleri tarafından incelemeler yapılmaktadır. Bu yetkililer, işyerlerine ani baskın denetimler (fiili durum tespitleri) yaparak, bildirimi yapılan kişilerin o an işyerinde olup olmadığını, işyerinin üretim araçlarını, ticari defter ve kayıtlarını incelerler. Madde 59&#8217;un en kritik hukuki sonucu şudur: SGK denetmen ve müfettişlerinin hazırladığı raporlar &#8220;resmi belge&#8221; hükmündedir ve bu raporlar aksi ispatlanana kadar geçerlidir.</span></p>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;"><b>3. Sahte Sigortalıyı İhbar ve Şikayet:</b> Vatandaşlardan gelen bildirimler, Alo 170 hattı veya Kurum&#8217;a verilen yazılı dilekçeler titizlikle değerlendirilerek denetim süreçleri başlatılır. Uygulamada birçok kişi haz duymadığı, aile ve akraba üyeleri ile komşularını şikayet etmektedir.</span></p>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">Aynı şekilde <a style="color: #000000;" href="https://www.cimer.gov.tr/" target="_blank" rel="noopener">CİMER</a> şikayetleri de titizlikle kayıt altına alınarak incelemeler yapılmaktadır.</span></p>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;"><b>4. Kamu Kurumları Arası İletişim ve Veri Paylaşımı:</b> SGK; Hazine ve Maliye Bakanlığı (Vergi Daireleri), Ticaret Bakanlığı (Gümrük kayıtları), bankalar ve diğer kamu kurumları ile entegre çalışmaktadır. Bir işyerinin vergi dairesinde pasif görünmesine rağmen SGK&#8217;ya işçi bildirmesi veya banka hesap hareketlerinde hiçbir ticari hacim olmamasına rağmen yüksek maaşlı çalışanlar göstermesi, sahteciliğin en net göstergelerinden biri olarak kabul edilip inceleme başlatılmasına neden olur.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">SAHTE EMEKLİLİK TESPİT EDİLİRSE NE OLUR?</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Sahte Emeklilik yaptıran kimseler özetle şu sonuçlarla karşılaşacak olup detayları makalemizdedir:</span></p>
<ol>
<li><span style="color: #000000;"><strong>EMEKLİ MAAŞI İPTALİ</strong></span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>GERİYE DÖNÜK 10 YILLIK MAAŞ, SAĞLIK, MUAYENE VE İLAÇ GİDERLERİNİN FAİZİYLE TAHSİLİ</strong></span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>İDARİ PARA CEZASI</strong> (Bu ceza işverene kesilir)</span></li>
<li><span style="color: #000000;"><strong>CEZA DAVASI</strong> (Sahte emeklilik simsarları ve emeklilik vaadiyle dolandıranlar için)</span></li>
</ol>
<h3><span style="color: #000000;">1.  HİZMET VE EMEKLİLİK İPTALİ</span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Tespit edilen sahte sigortalılık süreleri (prim günleri) SGK kayıtlarından tamamen silinir. Eğer kişi, bu sahte günlerin eklenmesiyle emeklilik şartlarını (prim gün sayısı veya sigortalılık süresi) tamamlayarak emekli maaşı bağlatmışsa; sahte günler çıkarıldığında şartlar bozulacağı için Kurum tarafından emeklilik işlemi derhal iptal edilir ve maaş ödemeleri durdurulur.</span></p>
<h3>2.  <span style="color: #000000;">SAHTE EMEKLİLİKTE DEVLETİN PARAYI GERİ ALMASI</span></h3>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">Sahte emekliliğin en ağır mali sonucu 5510 sayılı Kanun&#8217;un 96. maddesinde düzenlenmiştir. Kurum, sahte sigortalılık nedeniyle bağlanan ve ödenen tüm emekli aylıklarını, bayram ikramiyelerini ve diğer her türlü ödeneği, tespit tarihinden geriye doğru <b>10 yıllık süre için</b> kanuni faiziyle birlikte geri talep eder. Bu durum, sahte yollarla emekli olan kişileri yüz binlerce liralık devasa borç yükleri ile karşı karşıya bırakmaktadır.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">3. SAHTE EMEKLİLİKTE SAĞLIK VE İLAÇ ÜCRETLERİNİN GERİ ALINMASI</span></h3>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">İptal işlemi sadece emekli maaşını kapsamaz. Kişinin kendisinin ve bakmakla yükümlü olduğu aile bireylerinin (eş, çocuk vb.) sahte sigortalılık süresince SGK üzerinden faydalandığı tüm sağlık hizmetleri (muayene bedelleri, ameliyat masrafları, reçete edilip alınan ilaç ücretleri, tıbbi cihaz giderleri) Kurum tarafından hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ilgililerden geri alınır.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">4. SAHTE EMEKLİLİK YAPTIRAN İŞVERENE CEZA</span></h3>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">Sahte bildirim yapan işverenler (veya paravan şirket kurucuları), 5510 sayılı Kanun&#8217;un 102. maddesi uyarınca ağır yaptırımlara tabi tutulur. Kurum&#8217;a verilen her bir sahte işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi için asgari ücretin katları tutarında idari para cezaları kesilir. Ayrıca, bu işyerlerinin geçmişte yararlandığı tüm sigorta primi teşvikleri, destekleri ve indirimleri iptal edilerek gecikme zammı ve cezasıyla birlikte geri alınır.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">5. SAHTE EMELİLİK DAVASI</span></h3>
<p class="DefaultParagraph"><span style="color: #000000;">SGK&#8217;nın iptal ve borç çıkarma işlemlerine karşı ilgililerin hukuki yollara başvurma hakkı saklıdır. İşlem tebliğ edildikten sonra 1 ay içinde avukat vasıtası ile Kurum bünyesindeki ilgili komisyona itiraz edilebilmektedir. İtirazın reddedilmesi halinde, İş Mahkemelerinde &#8220;hizmet tespiti&#8221; veya &#8220;Kurum işleminin iptali&#8221; talepli davalar açılması gerekir. Mahkeme fiili çalışmaları baz istasyonu kayıtları, pasaport giriş-çıkış kayıtları, işyerinin o dönemdeki elektrik/su tüketim faturaları, ticari hacmi ve özellikle komşu işyeri tanıklarının (bordrolu çalışanların) beyanlarını esas alarak fiili çalışmanın var olup olmadığını tespit ederek karar vermektedir.</span></p>
<h2><span style="color: #000000;">SAHTE EMEKLİLİK CEZA DAVASI VE HAPİS CEZASI</span></h2>
<p><span style="color: #000000;">Sahte emeklilik ve sahte sigortalılık, sadece SGK mevzuatı açısından idari bir usulsüzlük değil, aynı zamanda Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında ağır hapis cezalarını gerektiren suçlardır. Sahte emelilik:</span></p>
<ul>
<li><strong>Nitelikli Dolandırıcılık TCK m. 158/1-e:</strong> SGK zararına dolandırıcılık (Nitelikli Dolandırıcılık &#8211;<strong><span style="color: #ff0000;"> 4 YILDAN 10 YILA KADAR HAPİS</span></strong>),</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Evrakta Sahtecilik TCK m. 204/207:</strong> Resmi veya Özel Belgede Sahtecilik (Özel belge için <strong>1 yıldan 3 yıla kadar hapis</strong>, Resmi Belgede sahtecilik <strong>2 yıldan 5 yıla hapis</strong> cezası gerektiren  suçları oluşturmaktadır.</span></li>
</ul>
<h3>1. <span style="color: #000000;">EMEKLİLİK VAADİYLE DOLANDIRICILIK</span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Birçok vatandaş ‘emeklilik vaadi ile dolandırıldım ne yapmalıyım’ diye panik içinde çare aramaktadır. Sahte emeklilik, yalnızca kişilerin SGK’yı yanlış yönlendirmesi ile değil, dolandırıcı olan kimselerin emeklilik vaadi ile başkalarını aldatması ile de ortaya çıkabilmektedir. Ne yazık ki ülkemizde emeklilik vaadi ile dolandırıcılık sıklıkla karşılaşılan bir durum ve suçtur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sahte emeklilik sahtecileri kendileirni SİGORTA MÜFETTİŞİ, SGK MÜFETTİŞİ, SGK MÜDÜRÜ olarak tanıtıp emeklilik işlemlerini halledeceği vaadiyle vatandaştan para alarak dolandırıcılık yapabilir. Örneğin Yargıtay 11. Ceza Dairesi&#8217;nin 2021/15948 E., 2023/7676 K. sayılı kararında Bu olayda sanık, kendisini &#8220;sigorta müfettişi&#8221; olarak tanıtıp, katılanın emeklilik işlemlerini SGK&#8217;dan halledeceği vaadiyle para almıştır. Sanık, inandırıcılığını artırmak için SGK&#8217;ya aitmiş gibi düzenlenmiş, antetli ve kurum yetkililerinin imzasını taşıyan sahte fotokopi belgeleri mağdura vermiştir. Yargıtay, bu sahte belgelerin hile vasıtası olarak kullanılıp kullanılmadığının ve menfaat temin tarihinin netleştirilmesi gerektiğini belirterek eksik inceleme vurgusu yapmıştır. Bu karar, sahte emeklilik vaadinin TCK m. 157/158 kapsamında nasıl bir dolandırıcılık mekanizmasına dönüştüğünü göstermektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yargıtay 15. Ceza Dairesi&#8217;nin 2017/37096 E., 2021/5511 K. sayılı kararında yer alan benzer bir vakada dolandırıcı, kendisini yeminli mali müşavir olarak tanıtıp emeklilik işlemleri takip işi yaptığını söyleyerek mağdurdan nüfus cüzdanı ve sigorta kartı fotokopisini almıştır. Güven oluşturmak için &#8220;Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı başlıklı ve antetli, sigortalılık ve maaş işlemleri konulu sahte belgeleri&#8221; posta yoluyla mağdura göndererek 14.675 TL haksız menfaat temin etmiştir. Mahkeme bu eylemi TCK m. 158/1-d (kamu kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık) kapsamında mahkumiyetle sonuçlandırmış ve Yargıtay hükmü onamıştır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yargıtay 15. Ceza Dairesi&#8217;nin 2013/408 E., 2013/7619 K. sayılı kararında Sanık, Bağ-Kur&#8217;da tanıştığı mağdura emeklilik işlemlerini takip edeceğini vaat etmiş, bilgisayar çıktıları ve sahte belgeler göstererek &#8220;4000 gün sigortası bulunduğunu, askerlik borçlanmasıyla emekli olacağını&#8221; söyleyerek 9.000 TL almıştır. Yargıtay, dolandırıcılık suçuyla ilgili onama kararı vermiştir.</span></p>
<h3><span style="color: #000000;">2.      BELGEDE SAHTECİLİK</span></h3>
<p><span style="color: #000000;">Sahte emeklilik yapımında emekilik evraklarının sahte şekilde tanzim edilmesi, kullanılması  resmi ya da özel belgede sahtecilik suçlarının mevcudiyetine neden olabilir. Sahte sigortalılık marifetiyle haksız emeklilik tesisine tevessül edilmesi durumunda &#8220;resmi belgede sahtecilik&#8221; suçunun sübutu, mezkûr belgelerin hukuki mahiyetinde ve kuruma ibrazı safahatında aranmalıdır.Belgede sahtecilik suçunun oluşması için  Kamu Zararı, Haksız Menfaat Aldatıcılık (SGK belgelerinin yeterince aldatıcı olması gerekmektedir) gibi unsurların teşekkül etmesi gerekmektedir Resmi belgede sahtecilik suçunun oluşması için fiili bir hizmet akdine müstenit olmaksızın, tamamen muvazaalı olarak tanzim edilen işe giriş bildirgeleri ile aylık prim ve hizmet belgelerinin Sosyal Güvenlik Kurumu&#8217;na (SGK) intikal ettirilmesi, aslen gerçeğe aykırı bir durumun evrak üzerinde hakikate mutabıkmışçasına tecessüm ettirilmesidir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sosyal Güvenlik Hukuku ile ilgili başkaca makalelerimize de göz atın : <a href="https://ilbarshukukburosu.com/sigortasiz-isci-calistirma/">Sigortasız İşçi Çalıştırma</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/sahte-emeklilik-ve-sahte-sigortalilik-davasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hatalı Estetik Operasyon &#8211; Hasta ve Hekim Hakları Rehberi</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/hatali-estetik-operasyon-tazminat-davalari/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/hatali-estetik-operasyon-tazminat-davalari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Mar 2026 21:11:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[hasta hakları]]></category>
		<category><![CDATA[hatalı estetik]]></category>
		<category><![CDATA[hekim hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=38074</guid>

					<description><![CDATA[Hatalı estetik operasyon günümüzde estetik operasyonların halk arasında oldukça yaygınlaşması, estetik müdahalelerin yetkili uzman doktor bulunmayan güzellik merkezlerinde de yapılmaya..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hatalı estetik operasyon günümüzde estetik operasyonların halk arasında oldukça yaygınlaşması, estetik müdahalelerin yetkili uzman doktor bulunmayan güzellik merkezlerinde de yapılmaya başlaması ile sıklıkla karşımıza çıkabilmektedir.</p>
<p>Estetik güzel görünüme sahipliğin duyu organları ve yarattığı hislere dayanan olgular bütünü anlamına gelen bir kavramdır. Estetik uygulamalar her ne kadar milattan önce 5. yüzyıl Hindistan’ında ortaya çıkmış olsa da modern anlamda estetik cerrahi 1. Dünya Savavaşı ve 2. Dünya Savaşı’nda yaşanan ağır yaralanmalara çare aranması ve bilimsel araştırmaların büyük bir sıçrayış yapması ile doğmuş ve gelişmiştir.</p>
<p>Dünya üzerinde en çok estetik cerrahi işlemleri göz kapağı estetiği, liposuction ve meme büyütme iken Türkiye’de en fazla yapılan estetik uygulamalar botoks ve dolgu, rinoplasti (burun estetiği), liposuction(yağ aldırma), meme büyütme ve saç ektirmedir.</p>
<p>Türkiye aynı zamanda estetik müdahalelerde bir sağlık turizmi merkezi haline gelmiştir. Ülkemiz ameliyatsız yüz gençleştirme işlemleri, dolgu, botoks, lifting, saç ektirme işlemleri açısından yırtdışından da epey bir rağbet görmektedir.</p>
<h3><strong>Doğal ve önlenemez risk mi (Komplikasyon) yoksa ihmal (Malpraktis) mi?</strong></h3>
<p>Her tıbbi müdahale doğal olarak önlenemeyen riskler barındırmaktadır. Bu risklerin ortaya çıkmasında önlenemez sonuçların vücut bulması halinde komplikasyon oluşması gündeme gelecektir.</p>
<p>Komplikasyon, hekimin özenine rağmen ortaya çıkan, öngörülebilen ancak önlenemeyen bir risk iken; malpraktis, hekimin mesleki standartlara aykırı kusurlu davranışıdır.</p>
<p>Türk hukukunda tıbbi müdahalelerden kaynaklanan sorumluluk davalarında, <strong>komplikasyon</strong> ve <strong>tıbbi malpraktis (tıbbi uygulama hatası)</strong> kavramlarının ayrımı, hekimin veya sağlık kuruluşunun hukuki sorumluluğunun belirlenmesi açısından büyük önem taşır. Bu ayrım, bir sonucun tıbbi sürecin doğal bir riski mi, yoksa hekimin özen yükümlülüğünü ihlal eden kusurlu bir davranışından mı kaynaklandığını ortaya koyar.</p>
<p><strong>Komplikasyon</strong>, tıbbi müdahale sırasında her türlü özen gösterilse dahi ortaya çıkabilecek, öngörülebilen ancak önlenemeyen &#8220;izin verilen risk&#8221; olarak tanımlanır (Yargıtay 3. HD E.2024/1909, K.2025/1293 . <em>Bu durum, hekimin tüm mesleki kurallara uygun davranmasına rağmen ortaya çıkan, kaçınılmaz veya öngörülemez istenmeyen sonuçları ifade eder.</em> Komplikasyonlar, tıbbi müdahalenin doğasında bulunan risklerdir ve hastanın bu riskler hakkında önceden bilgilendirilmiş olması halinde Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 15. maddesi gereğince hekimin sorumluluğunu ortadan kaldırabilir.</p>
<p>Öte yandan <strong>tıbbi malpraktis</strong>, hekimin bilgisizliği, deneyimsizliği, ilgisizliği veya dikkatsizliği nedeniyle tıbbi standartlara aykırı davranması sonucu meydana gelen kusurlu hatadır.</p>
<p>Bir durumun başlangıçta komplikasyon olarak kabul edilmesi, hekimin sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz. Yargıtay içtihatlarına göre, bir olumsuzluğun komplikasyon sayılabilmesi için hekimin komplikasyonu zamanında fark etmesi ve uygun şekilde yönetmesi (komplikasyon yönetimi) şarttır (Yargıtay 3. HD E.2024/1909) <em>Eğer hekim, komplikasyonu zamanında fark etmez, yanlış teşhis koyar veya uygun müdahaleyi (ek tedavi, üst merkeze sevk vb.) geciktirirse, bu ihmaller &#8220;izin verilen risk&#8221; sınırını aşarak malpraktise (hizmet kusuruna) dönüşebilir ve hekimin sorumluluğunu doğurur.</em></p>
<p>Tıbbi uygulamaların komplikasyon mu malpraktis mi olduğu Adli Tıp Kurumu ve Adli Tıp Kurumu’ndaki İhtisas Daireleri belirler. Tıbbi malpraktis davalarında Adli Tıp Kurumu (ATK), Yüksek Sağlık Şurası ve uzman bilirkişi raporları, müdahalenin &#8216;tıbbi standartlara&#8217; uygunluğunu belirlemede mahkemeler için temel delildir (Yargıtay 3. HD E.2024/1909  ve Adana BAM 5. Hukuk Dairesi) Bu raporların &#8220;denetime elverişli&#8221; olması, yani somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermesi gerekir.</p>
<p>Yapılan uygulamaların komplikasyon ya da tıbbi malpraktis olması hukuki ve cezai sorumlulukları kökünden etkileyecek esas unsurdur.</p>
<p>Türkiye’de her ne kadar son yıllarda malpraktis davaları artış eğilimi göstermekte olsa da gelişmiş ülkeler arasında malpraktis davalarının en az sayıda açıldığı ülkelerden biridir. Örneğin tazminat miktarlarının astronomik rakamlara ulaştığı ABD’de doktorların yaklaşık %30&#8217;undan fazlası kariyerleri boyunca en az bir kez malpraktis davasıyla karşı karşıya kalmaktadır.Yine tazminat miktarlarının yüksek olduğu İngiltere’de nüfusa oranla malpraktis davaları Türkiye’den 3 ila 4 kat daha fazladır. Almanya’da ise 100 bin kişiye düşen oran seneler içinde 20 ila 25 arasında değişirken Türkiye’de bu oran 4 ila 5 arasındadır.</p>
<h1>HATALI ESTETİK OPERASYON HALİNDE HASTA HAKLARI</h1>
<p>Hatalı estetik operasyona maruz kalan hasta birden çok hak ve hukuk arama yollarına sahiptir. Her hasta için somut olayın koşullarına göre farklı hukuki yollar tercih edilir. Hatalı estetik operasyon hastasının sahip olduğu hukuki yolları hatalı burun estetiği yaptıran bir kişiden yola çıkarak kısaca izah etmek gerekirse ;</p>
<p>Örneğin hatalı burun estetiğine maruz kalan:</p>
<ul>
<li>Maddi Tazminat</li>
<li>Manevi Tazminat</li>
<li>Ücret İadesi talep edebilir.</li>
</ul>
<h3>Maddi tazminat davası</h3>
<p>Kapsamı gereğince burun estetiği yaptıran kişi yeni ameliyat gerekmesi nedeni ile revizyon ameliyatının masrafları, hastane yatış giderleri, ilaç giderleri ve kişinin işinden ve maddi kazancından geri kalması halinde gelir kaybı talep edilebilir.</p>
<h3>Manevi Tazminat</h3>
<p>Kapsamı gereğince hatalı estetik müdahalenin hastada yarattığı elem ve keder, psikolojik çöküntü, sosyal hayattan geri kalma, aynaya bakamama, özgüven eksikliği gibi ruh ve sinir sistemine zarar veren travmaların ve çekilen duygusal acıların karşılığı talep edilir.</p>
<h3>Ücret İadesi</h3>
<p>Kapsamı gereğince hatalı estetik işleme maruz kalan hasta eser sözleşmesi gereği istenen sonuç ortaya çıkmadığı için ödenen ameliyat bedelinin ve hastane yatış giderlerinin iadesini talep edebilir.</p>
<p>Ayrıca hatalı burun ameliyatına maruz kalan hasta eğer ağır ihmal sonucu ortaya çıkan nefes alamama, görünümsel anomaliler ve koku kaybı durumları ile karşılaşırsa ayrıca taksirle yaralama suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç şikayetinde bulunma hakkına sahiptir.</p>
<h3><strong>Yetkili Olmayan Kişiler Tarafından Yapılan Hatalı Estetik Dolgu ve Botoks </strong></h3>
<p>Birçok insan kendini daha iyi hissetmek, genç görünmek, kırışıklığı oluşmadan önlemek ve bazen de sağlık nedenleri ile yaptırdığı dolgu ve botoks işlemleri ne yazık ki yetkili olmayan kişilerin de yaptığına tanık olmaktayız.</p>
<p>Dolgu ve botoks uygulamaları mutlaka tıp tahsili görmüş hekimler tarafından yapılmalıdır. Hatta dolgu ve botoks uygulamalarını yapabilmek için tıp doktoru olmak dahi tek başına yeterli değildir. Bu işlemleri yapabilecekler Dermatoloji ya da Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi alanında uzmanlık eğitimini tamamlamış kimseler olduğu gibi uluslararası akrediteye sahip eğitimlerin tamamlanması ile sertifikaya sahip olan hekimler tarafından da uygulanabilmektedir.</p>
<p>Görüldüğü gibi dolgu ve botoks uygulaması yapmak için yalnız hekim olmak değil bu koşullara da sahip olmak gerekmektedir.</p>
<p>Dolgu ve botoks uygulamaları her ne kadar uzman ellerde riski oldukça düşük olan müdahaleler olsa da tıp eğitimi almamış kişilerin bu işe girişmesi halinde çok ciddi komplikasyonlara yol açmaktadır.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-38075" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Hatali-dolgu-botoks-scaled-e1772657430272-768x456.png" alt="" width="550" height="275" srcset="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Hatali-dolgu-botoks-scaled-e1772657430272-768x385.png 768w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Hatali-dolgu-botoks-scaled-e1772657430272-1536x769.png 1536w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Hatali-dolgu-botoks-scaled-e1772657430272-2048x1026.png 2048w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Hatali-dolgu-botoks-scaled-e1772657430272-1200x601.png 1200w" sizes="(max-width: 550px) 100vw, 550px" /></p>
<h3><strong>Hatalı Estetik Dolgu ve Botoks Uygulamaları</strong></h3>
<p>Ülkemizde her yıl yarım milyondan fazla kişi dolgu ve botoks uygulaması yaptırıp bu denli talep ve yaygınlık büyük bir pazar oluşturmakta bu da hatalı uygulamaların artmasına yol açmaktadır. Bu işlemlerde en sık şikayet morarma, şişlik, ağrı ve asimetri olsa da çözümlerinin bulunması ve geçici olmaları nedeni ile büyük bir önem arz etmemektedir.</p>
<p>Ancak dolgu veya botoks işleminin etkisizliği, enfeksiyon, damar içi dolgu (vasküler tıkanma), çürüme (doku nekrozu) hatta körlüğe varan birtakım komplikasyonlar gerçekleşme ihtimali tedirginlik ve hukuki ihtilaf yaratmaktadır.</p>
<p><u>UYARI:</u> Kendilerini, Medikal Estetisyen, Güzellik Uzmanı, Sertifikalı Dolgu Uzmanı gibi ünvanlarla tanıtan kimselerin yaptığı dolgu ve botoks uygulamalarından kesinlikle uzak durunuz.</p>
<p>Hatalı dolgu ve botoks uygulamaları en çok:</p>
<ul>
<li>Anatomi bilgisine sahip olmayan ve kendilerini estetisyen ve güzellik uzmanı olarak tanıtan ancak yetkisi bulunmayan kimseler tarafından yapılması</li>
<li>Güzellik Merkezi, Medikal Güzellik Merkezi gibi sterilizasyon yapılmayan her ne kadar son derece şatafatlı ve lüks olsa da esasen merdiven altı keyfiyetinde olan yerlerde yapılması</li>
<li>Sahte orijinalli olmayan ya da tarihi geçmiş dolgu ve botoks materyallerinin kullanılması</li>
<li>Yanlış teknik ve doz uygulamasının yapılması</li>
<li>Alerji ve otoimmün hastalıklarına dair hikaye alınmaması gibi nedenlerden dolayı ortaya çıkmaktadır.</li>
</ul>
<p>Dolgu ve botoks uygulayıcılarının mutlaka doktor olması gereklidir. Aksi halde Tababet ve Şuabatı San&#8217;atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun ve mevzuat hükümleri gereği güzellik uzmanlarının sorumluluğu gündeme gelir. Tababet ve Şuabatı San&#8217;atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun hükümlerine göre uygulayıcının mutlaka tıp fakültesinden diploma sahibi olması gerektiği öngörülmüş aksi halde <strong>HAPİS </strong>ve para cezaları verilmesi gerektiği düzenlenmektedir.</p>
<h3><strong>Hatalı Estetik Lazer Epilasyon </strong></h3>
<p>Lazer Epilasyon bir estetik uygulama olsa da dolgu ve botoks gibi bir tıbbi estetik girişim değildir. Lazer epilasyon dolgu ve botoksun aksine doktor olmayan kişiler tarafından ya da doktor bulunmayan güzellik merkezlerinde yapılabilir. Ancak yine de bu merkezler için birtakım onay ve izinler, uygulayıcılar için eğitim ve sertifikalar, makineler için Sağlık Bakanlığı onaylı cihazların kullanımı zorunludur.</p>
<p>Lazer Epilasyon uygulamasında en sık karşılaşılan sorunlar şunlardır:</p>
<ol>
<li>Geçici ya da kalıcı yanık</li>
<li>Cilt lekesi</li>
<li>Aşırı kıllanma</li>
<li>Deride delik kalması (iğneli epilasyon)</li>
</ol>
<p>Lazer epilasyon uygulamalarında önerilen ve gerçekleştirilen seans uygulamalarına rağmen kıl ve tüylerin bitmemesi bu işin bir eser sözleşmesi olması nedeni ile hukuki sorumluluk doğmasına yol açmaktadır.</p>
<p>Lazer epilasyon uygulamalarında en sık karşımıza çıkan hukuki uyuşmazlık lazer yaptıranın cildinde kalıcı leke ve yanıkların oluşmasıdır. Lazer epilasyon sonrası kalıcı yanık ve leke ortaya çıkarsa hastaya uygun dozda lazer atışlarının yapılmaması vs. gibi nedenler nedeniyle hem tazminat hem de ihmali suretle yaralama suçu ortaya çıkabilmektedir.</p>
<h3><strong>Hatalı Estetik Kızlık Zarı Ameliyatı </strong></h3>
<p>Tıp dilinde hymenoplasty – himenoplasti olarak adlandırılan ancak halk arasında kızlık zarı ameliyatı olaran anılan bu uygulama vajinal estetik cerrahi işlem olarak kabul edilmektedir. Kızlık zarı yani himen doğuştan gelen esas amacı kız bebeklerdeki vajina ve anüs arasındaki mesafenin kısa olmasından dolayı çocuğu enfeksiyonlardan korumaya yardımcı bir doku olduğu ileri sürülse de bazı tıbbi çevrelerce hiçbir insan anatomisinin gelişiminde körelen gereksiz bir yapı olduğu ileri sürülmektedir.</p>
<p>Dünyada doğu toplumlarında yüceltilen bekaretin sembolü olan kızlık zarına ülkemizde de ne yazık ki cehaletin çıktısı olarak büyük önem atfedilmekte olup neticesi kadın cinayetlerine kadar varan bir toplumsal histeridir.</p>
<p>Tüm bu sebeplerle kızlık zarı ameliyatı öteki adı ile himenoplasti günümüzde en çok tercih edilen estetik müdahelelerden biridir. Himenoplasti de cerrahi bir müdahale olduğu için her ameliyatta olduğu gibi belirli tıbbi riskler barındırır. Enfeksiyon, Kanama ve Hematom, Disparoni (Ağrılı Cinsel İlişki), İşlem Başarısızlığı(kanamanın gerçekleşmemesi) gibi komplikasyonlar meydana gelebilir. Bu komplikasyonlar hakkında hasta mutlaka aydınlatılmalı ve bu sonuçların meydana gelebileceği ihtimalleri verilerek aydınlatılmış onam alınmalıdır. Hastanın mahremiyetine özen gösterilmeli, kişisel verileri usule uygun şekilde saklanmalı ve garanti verilmesi ihtimalinde bu garanti yerine getirilmelidir. Hijyenik olmayan merdivenaltı merkezlerde himenoplasti yapılarak enfeksiyon, üreme kaybı gibi sorunlara yol açanlar tazminat yükümlülüğü ile karşı karşıya kalacaktır.</p>
<h2><strong>Hatalı Burun Estetiği Halinde Hasta Hakları </strong></h2>
<p>Ülkemizde her yıl yarım milyona yakın estetik ameliyat gerçekleştirilmektedir. Türkiye’de en sık tercih edilen estetik ameliyat burun estetiği yani rinoplasti olup onu liposuction ve göz kapağı estetiği takip etmektedir.</p>
<p>Burun ameliyatları sonrası hastalarda halk arasında domuz burnu estetik diye anılan burun deliklerinin yüz tipine orantısız şekilde aşırı yukarı kaldırılması, aşırı kavisli yapay görünüm,  kaydırak burun,burun ucu düşmesi gibi şikayetler ortaya çıkabilmektedir.</p>
<p>Neredeyse tüm tıbbi müdaheleler ve tedaviler doktor ile hasta arasındaki ilişki hukukumuzda vekalet sözleşmesi niteliğindedir. Bunun yansıması olarak tıbbi müdahale ve tedavi uygulayan doktor ve sağlık görevlileri elinden gelen tüm çaba ve özeni göstermekle mükellef ancak garanti bir iyileşme garantisi veremez.</p>
<p>Ancak <strong>estetik ameliyatlar, Yargıtay kararlarına göre &#8220;Eser Sözleşmesi&#8221; kapsamında değerlendirilir.</strong> Bunun anlamı şudur: Hekim, ameliyat öncesinde hastaya taahhüt ettiği estetik görünümü (eseri) ortaya çıkarmayı <strong>garanti eder</strong>. Eğer ameliyat sonrasında kararlaştırılan şekil ortaya çıkmazsa veya asimetri, nefes alma zorluğu gibi sorunlar oluşursa, hekim taahhüdünü yerine getirmemiş sayılır.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-38076" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Gemini_Generated_Image_e427jae427jae427-768x456.png" alt="Hatalı Estetik Burun" width="482" height="263" srcset="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Gemini_Generated_Image_e427jae427jae427-768x419.png 768w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Gemini_Generated_Image_e427jae427jae427-1536x838.png 1536w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Gemini_Generated_Image_e427jae427jae427-2048x1117.png 2048w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2026/03/Gemini_Generated_Image_e427jae427jae427-1200x655.png 1200w" sizes="(max-width: 482px) 100vw, 482px" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h3><strong>Temel Hasta Hakları </strong></h3>
<p>Hasta hakları; insan hakları ve insanın maddi manevi değerlerinin bir uzantısı olarak sağlık alanında korunmasıdır. Hak kavramı egemen ile daha zayıf konumda olan arasında dengenin sağlanmasını sağlar. Hasta korunması gereken daha güçsüz bir konumda olup insan onuruna yaraşır bir yaşam için hasta hakları bilinci önem arz etmektedir. Hasta haklarına dair organize ilk çalışmaların 2000’li yılların başında Amerika Birleşik Devleri (USA)’de  başladığı kabul edilir.</p>
<p>Avrupa Birliği’nin üye ülkelerce minimum standartları öngördüğü Hasta Haklarına İlişkin Avrupa Statüsü’nde yer alan hasta hakları şunlardır:</p>
<ol>
<li>Koruyucu tedbirlerin alınması</li>
<li>Yaralanma</li>
<li>Bilgi alma</li>
<li>Rıza onay verme</li>
<li>Özgür seçim</li>
<li>Özel bilgi ve gizlilik</li>
<li>Hastaların vaktine saygı</li>
<li>Kalite standartları</li>
<li>Güvenlik</li>
<li>Yenilik</li>
<li>Gereksiz ağrı ve acıdan sakınma</li>
<li>Şikayet</li>
<li>Tazminat haklarıdır.</li>
</ol>
<p>Türkiye’de hasta hakları somut olarak tıbbi müdahale öncesi hastalardan onam alınması gerektiğini öngören 1928 yılında yürürlüğe giren <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.3.1219-20141119.pdf" target="_blank" rel="noopener">Tebabeti Şuabat-ı Sanatların Tarzı İcrasına Dair Kanun</a>’un 70. maddesine dayanır.</p>
<p>Modern anlamda hasta haklarına ilişkin en önemli hukuki regülasyon ise 01.08.1998 tarihinde Resmî Gazete’de yayınlanan Hasta Hakları Yönetmeliği’dir. Bu yönetmeliğin amacı <em>Anayasa, mevzuat ve milletlerarası hukuki metinlerde kabul edilen &#8220;hasta hakları&#8221;nı belirlemek ve sağlık hizmeti verilen tüm kurum ve kuruluşlarda ve sağlık kurum ve kuruluşları dışında sağlık hizmeti verilen hallerde, insan haysiyetine yakışır şekilde herkesin &#8220;hasta hakları&#8221;ndan faydalanabilmesine, hak ihlallerinden korunabilmesine ve gerektiğinde hukuki korunma yollarını fiilen kullanabilmesine </em>yönelik usul ve esasların belirlenmesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Büyük şehirlerde bulunan özel hastanelerde birçok yabancı doktorun estetik cerrahi işlemleri yaptığı gözlemlenmektedir. 2011 yılına kadar hekimlerin Türk vatandaşı olma zorunluluğu olsa da 663 sayılı KHK ile bu zorunluluk kaldırılmış olup yabancı doktorların da Türkiye’de doktorluk yapmalarının yolu açılmıştır.</p>
<h3><strong>HATALI ESTETİK OPERASYON HALİNDE DOKTORUN SORUMLULUKLARI </strong></h3>
<p>Estetik ameliyatlar eser sözleşmesi niteliğinde olduğundan öteki tüm tıbbi müdahalelerden ayrılmaktadır. Eser sözleşmesi ile olması gerekli bir eserin yapılacağı taahhüt edilir. Ancak geri kalan tüm tıbbi müdahalelerde hekim dikkat ve özen borcunu yerine getirdikten sonra gerçekleşecek olumsuzluklar hastanın şahsına bağlı olduğundan bir garanti verilemez.</p>
<ol>
<li>Eseri yaratma : Estetik ameliyatlar tıbbi müdahale ile hastada güzel bir görünüş sağlamayı taahhüt eden bir eser sözleşmesi niteliğindedir. Hekim hastanın talep ettiği eseri ortaya koyar. Eğer bir hastanın burnu herkes tarafından kabul edilebilir şekilde eskisinden daha kötü görünümlü olduysa hekimin sorumluluğunu yerine getirmediği kabul edilir.</li>
<li>Bizzat yerine getirme : Hekim estetik ameliyatı kendisi yapmalıdır.</li>
<li>Teşhis koyma ve en iyi yolu seçme : Anamnez alma, muayene ve görüntüleme yöntemlerini kullanma işlemlerinin yapılması gerekir</li>
<li>Sadakat ve özen : Hekim estetik ameliyat yaparken özen göstermeli ve hastanın menfaatini düşünmelidir.</li>
<li>Hastayı aydınlatma : Doktor ameliyat sırasında ve ameliyat sonrasında meydana gelecek her türlü risk ve komplikasyonları hastaya bildirmek ile yükümlü olup bu Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nda da düzenlenmektedir.</li>
<li>Araç ve malzemeyi sağlama</li>
<li>Kayıt alma : Yine Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nda da düzenlenen bu sorumluluğa göre hekim hasta ile ilgili bilgi ve belgeleri saklamakla mükelleftir.</li>
<li>Sır saklama : Hekim, hastanın sırlarını saklamakla ve mahremiyetine saygı göstermekle mükelleftir.</li>
<li>Bildirimde bulunma : Tedavi süresinde aksilik ve komplikasyon riski doğduğu anda hasta bilgilendirilmelidir.</li>
<li>Uzmanlık : Tababet ve Şuabatı San&#8217;atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’a göre cerrahi işlem yapmak için estetik ameliyatlar da dahil uzmanlığa sahip olmak zorunludur.</li>
</ol>
<p>Estetik ameliyat yapan doktor eser niteliğinde olan işi kusursuz şekilde teslim etmek ile mükelleftir.</p>
<p>Yargıtay kararlarına göre doktor yaptığı eseri bu burun estetiği olabilir liposuction olabilir hastaya beğendirmesi gerekmektedir. Estetik ameliyatlar bu yönü ile kalan tüm tıbbi uygulama ve tedavilerden ayrılmaktadır.</p>
<p>Estetik ameliyatlarda belirli ve kesin bir vaatte bulunulmadığı konusunda ispat doktora ait olup doktor estetik ameliyata ilişkin garanti vermediğini delillerle ispatlaması gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h1>HEKİM HAKLARI</h1>
<p>Hatalı estetik operasyon iddiaları karşısında hekimlerin hukuki hakları ve savunma mekanizmaları, Türk Borçlar Kanunu (TBK) ve Yargıtay&#8217;ın yerleşik içtihatları çerçevesinde şekillenmektedir. Bu süreçte hekimlerin kendilerini koruyabilmeleri için çeşitli hukuki dayanaklar ve usuli imkanlar bulunmaktadır. Hukuki ilişkinin niteliğinden, sorumluluğu ortadan kaldıran veya hafifleten hallere, usuli itirazlara kadar geniş bir yelpazede hekim hakları mevcuttur.</p>
<p>Öncelikle, estetik operasyonlarda hekim ile hasta arasındaki ilişkinin hukuki niteliği büyük önem taşır. Bu ilişki, operasyonun amacına göre <strong>eser sözleşmesi</strong> (TBK m. 470) veya <strong>vekalet sözleşmesi</strong> (TBK m. 502) olarak nitelendirilebilir. Genel olarak tıbbi müdahaleler vekalet sözleşmesi kapsamında değerlendirilse de, estetik operasyonlar, belirli bir sonucun (estetik bir görünümün) elde edilmesinin taahhüt edildiği durumlarda eser sözleşmesi olarak kabul edilebilir. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2010/589 Esas, 2011/263 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere , <span class="MuiTypography-root MuiTypography-caption css-1xcbs1k">estetik ameliyatlarda doktorun estetik görünüm konusunda belli bir sonuç güvencesi vermesi halinde, akdi ilişkinin eser sözleşmesi niteliğinde olduğu kabul edilmiştir</span>. Bu ayrım, hekimin sorumluluğunun kapsamını doğrudan etkiler. Vekalet sözleşmesinde hekimin bir &#8220;özen borcu&#8221; varken, yani hastanın iyileşmesi için gerekli tüm tıbbi bilgi ve beceriyi özenle kullanma yükümlülüğü bulunurken, eser sözleşmesinde &#8220;sonuç taahhüdü&#8221; söz konusu olabilir. Eğer hekim, tıp ilminin kurallarına uygun davranmış ve hastanın eski halinden daha iyi bir sonuca ulaşılmışsa, beklenen tam estetik sonuca ulaşılamasa dahi edimini ifa etmiş sayılabilir ve tazminat ödeme yükümlülüğü doğmayabilir. <span class="MuiTypography-root MuiTypography-caption css-1xcbs1k">Bu durum, estetik operasyonlarda hekimin her başarısız sonucun otomatik olarak bir tazminat yükümlülüğü doğurmadığı, tıp ilminin sınırları dahilinde hekimin haklarını koruduğu anlamına gelir.</span></p>
<p>Hekimlerin en güçlü savunma argümanlarından biri, ortaya çıkan olumsuz sonucun <strong>komplikasyon</strong> mu yoksa <strong>tıbbi malpraktis</strong> (hekim hatası) mı olduğunun ayrımıdır. Komplikasyon, tıp biliminin kabul ettiği, her türlü dikkat ve özen gösterilse dahi ortaya çıkabilecek, öngörülebilen ancak önlenemeyen risklerdir. Hekim, komplikasyonun ortaya çıkmasında kusurlu değilse ve komplikasyona zamanında ve uygun şekilde müdahale etmişse sorumlu tutulamaz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi&#8217;nin 2024/1909 Esas, 2025/1293 Karar sayılı kararı , tıbbi müdahale sonrası ortaya çıkan olumsuz sonucun komplikasyon olarak nitelendirilmesi ve hekimin kusurunun bulunmaması halinde hekimin sorumlu tutulamayacağını açıkça ortaya koymuştur. <span class="MuiTypography-root MuiTypography-caption css-1xcbs1k">Bu karar, hekimin özen borcunu yerine getirmesine rağmen ortaya çıkan olumsuz sonuçlar için otomatik olarak sorumlu tutulamayacağı hukuki ilkesini pekiştirmektedir.</span> Bu noktada, <strong>komplikasyon yönetimi</strong> kavramı esas teşkil eder. Hekim, risk gerçekleştiğinde gerekli tıbbi müdahaleyi zamanında ve doğru yapmışsa, sonuç olumsuz olsa bile malpraktis suçlamasından kurtulabilir.</p>
<p>Hekimin sorumluluğunu kaldıran veya hafifleten bir diğer önemli husus, <strong>aydınlatılmış onam</strong>dır. Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 63. maddesi uyarınca , zarar görenin rızası hukuka aykırılığı kaldıran hallerden biridir. Hekim, hastayı yapılacak tıbbi müdahalenin riskleri, faydaları, alternatifleri ve olası komplikasyonları hakkında yeterli ve anlaşılır bir şekilde bilgilendirmeli ve hastanın özgür iradesiyle rızasını almalıdır. Aydınlatılmış onam formunun varlığı, hastanın bu riskleri kabul ettiğini gösterir ve hekimin ispat yükünü hafifleterek hukuki koruma sağlar. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi&#8217;nin yukarıda bahsedilen 2024/1909 Esas sayılı kararı (), aydınlatılmış onam formunun alınmış olmasının, hastanın ameliyatın doğal risklerini kabul ettiğinin bir göstergesi olarak kabul edildiğini ve bu durumun hekimin sorumluluğunu ortadan kaldıran veya azaltan bir faktör olduğunu belirtmiştir. <span class="MuiTypography-root MuiTypography-caption css-1xcbs1k">Bu durum, hekimlerin aydınlatılmış onam yükümlülüğünü eksiksiz yerine getirmelerinin hukuki koruma açısından ne kadar hayati olduğunu vurgulamaktadır.</span></p>
<p>Hastanın operasyon sonrası davranışları da hekimin sorumluluğunu etkileyebilir. Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 476. maddesi uyarınca, eserin ayıplı olması hastanın (işsahibinin) verdiği hatalı talimatlardan kaynaklanıyorsa veya hekimin uyarısına rağmen hasta belirli bir yöntemde ısrar etmişse, hekim ortaya çıkan ayıptan sorumlu tutulamaz. Benzer şekilde, TBK&#8217;nın 52. maddesi gereğince, hastanın operasyon sonrası hekim talimatlarına uymaması (ilaç kullanımı, pansuman, istirahat gibi) zararın doğmasına veya artmasına sebep olmuşsa, hakim tazminat miktarında indirim yapabilir veya tazminatı tamamen kaldırabilir. <span class="MuiTypography-root MuiTypography-caption css-1xcbs1k">Bu hükümler, hastanın kendi kusuru veya müdahalesi durumunda hekimin savunma hakkını yasal zemine oturtmaktadır.</span></p>
<p>Hekimlerin usuli hakları da savunma stratejilerinde önemli bir yer tutar. Öncelikle, davanın doğru mahkemede açılması gereklidir. Özel hastane veya muayenehanede yapılan estetik operasyonlar, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun&#8217;un (TKHK) 73/1. maddesi ve 3. maddesi uyarınca &#8220;tüketici işlemi&#8221; sayıldığından, açılacak tazminat davalarında <strong>Tüketici Mahkemeleri</strong> görevlidir. Ancak, kamu veya üniversite hastanelerindeki müdahaleler, kamu hizmeti niteliği taşıdığından kural olarak <strong>idari yargının</strong> (tam yargı davası) görev alanına girer. Hekim, davanın yanlış mahkemede açıldığına dair <strong>görev itirazında</strong> bulunarak davanın usulden reddini sağlayabilir.</p>
<p>Yetkili mahkeme konusunda da hekimin hakları mevcuttur. TKHK&#8217;nın 73/5. maddesi  uyarınca tüketici (hasta), kendi yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir. Ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#8217;nun (HMK) 6. maddesi  uyarınca genel yetkili mahkeme hekimin yerleşim yeri, HMK&#8217;nın 10. maddesi uyarınca ise operasyonun yapıldığı yer (ifa yeri) mahkemesidir. Hekim, bu yetki kuralları dışındaki bir yerde açılan davaya <strong>yetki itirazında</strong> bulunarak davanın usulden reddini veya yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebilir. <span class="MuiTypography-root MuiTypography-caption css-1xcbs1k">Bu usuli haklar, davanın doğru yargı yolunda ve doğru yerde görülmesini sağlayarak hekimin savunma sürecini kolaylaştırır.</span></p>
<h4>Zamanaşımı Savunması</h4>
<p>Son olarak, <strong>zamanaşımı</strong> def&#8217;i de hekimin önemli savunma araçlarından biridir. Hekime karşı açılacak tazminat davalarında zamanaşımı süreleri, hukuki ilişkinin niteliğine göre değişir. Türk Borçlar Kanunu&#8217;nun 147. maddesi () uyarınca, vekalet sözleşmesi (tedavi) kapsamında açılacak davalar için zamanaşımı süresi 5 yıldır. Eğer estetik operasyon eser sözleşmesi kapsamında değerlendiriliyorsa, TBK&#8217;nın 478. maddesi uyarınca zamanaşımı süresi, eserin teslim tarihinden itibaren 2 yıldır. Ancak hekimin ağır kusuru bulunması halinde bu süre 20 yıla kadar uzayabilir. Davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılması durumunda, hekim zamanaşımı def&#8217;inde bulunarak davanın reddini sağlayabilir. <span class="MuiTypography-root MuiTypography-caption css-1xcbs1k">Bu, hekimin aleyhine açılan davaların belirli bir süre sonra hukuken geçerliliğini yitirmesi anlamına gelir ve hekimin en kritik savunma araçlarından biridir.</span></p>
<p>Tüm bu hukuki dayanaklar ve usuli imkanlar, hatalı estetik operasyon iddiaları karşısında hekimlerin kendilerini etkili bir şekilde savunmalarına olanak tanır. Hekimin, operasyon öncesinde ve sonrasında gerekli özeni göstermesi, hastayı eksiksiz aydınlatması ve tıbbi kayıtları düzenli tutması, olası bir hukuki süreçte elini güçlendirecek temel adımlardır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/hatali-estetik-operasyon-tazminat-davalari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TACİRİN BASİRETLİ OLMA YÜKÜMÜ</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/basiretli-is-adami-olma-yukumu/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/basiretli-is-adami-olma-yukumu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 21:34:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ticaret hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=38066</guid>

					<description><![CDATA[BASİRETLİ TACİR OLMA Tacirin basiretli iş adamı olma yükümü ya da basiretli tacir olma yükümlülüğü iş insanının öngörülerine makul bireylerden..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>BASİRETLİ TACİR OLMA</h1>
<p>Tacirin basiretli iş adamı olma yükümü ya da basiretli tacir olma yükümlülüğü iş insanının öngörülerine makul bireylerden daha büyük önem atfeder. Bu çalışma, tacirlerin ticari faaliyetlerini icra ederken ne derece bir sorumluluğa sahip oldukları, bu ölçütün başlangıcı ve sınırları, sözleşme ile bu sorumluluğun sınırlandırılmasını, imkansızlık ve gabin halleri mevzuunda basiretli olmayı ve basiretli olmaya aykırı davranmanın sonuçlarını incelemektedir. Yargıtay içtihatları ışığında incelemeye katkıda bulunularak çok yönlü incelemede bulunulmuştur.</p>
<p>Anahtar Kelimeler: Basiretli iş adamı gibi hareket etme, hukuki imkansızlık, esaslı hata, konu dışı işlem</p>
<p><strong>Ankara, 30.12.2019</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>Basiretli Tacir Olmanın Tanımı</h2>
<p>Roma Klasik-Sonrası Hukuk Dönemi’nde özen ölçütleri skala haline getirilmiştir. Romalılar ölçütleri belirlerken bonus pater familias yani objektif aile babası kavramını esas almışlardır. Bu kıstasa mensup olan en önemli özen ölçütünden biri de diligens pater familias(özenli aile babası)’ dır. Tarihsel gelişimi bu şekilde başlayan bu kavramın tanımı Türk Ticaret Kanunu’nda net bir şekilde yapılmamıştır. Tacirin basiretli olma yükümlülüğü Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından ve ticari teamüllerden hareketle mevcut bir ticari işletmeyi kısmen yahut tamamen kendi adına işleten kişinin ferasetli bir şekilde sağduyu ve sezgileriyle işlemlerini gerçekleştirmesidir. Basiretli tacir her şeyden önce ticari hayat için zaruri olan kanun maddelerini, ticari hayatın gerekliliklerini, ticari teamülleri, ticari örf ve adetleri bilmek zorundadır. Ticari hayat normal koşullardan farklı olmak üzere gerek ticari dünyanın hızından gerek profesyonellik ihtiyacından dolayı çok daha özenli olmayı gerektirir. Yargıtay’ın tanımlamasına göre basiretli iş adamı: günümüzün ve geleceğin piyasa durumunu tacirin işlemi yaptığı sırada değerlendirerek harekete geçmesidir.<br />
İlgili hüküm ‘TTK madde 18/2: Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.’ diye belirterek tacire faaliyetlerinde üstün bir kavrayışla aksiyon alması gerektiği sorumluluğunu yükler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38067 " src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/12/basiretli-tacir-gorseli.webp" alt="tacirin baisretli olma yükümü" width="460" height="311" /></p>
<h2>
Basiretli Olmanın Sınırları</h2>
<p>Her tacir bütün ticari faaliyetlerinde basiretli olmak zorundadır. Tacire yüklenen basiretin ölçüsü objektif kriterlere göre belirlenmelidir. Ayrıca bu objektif kriterler her somut olay karşısında ferdi olarak incelenmelidir yani önceden bir sınır konulması mümkün değildir. Bir tacire hiçkimsenin tahmin edemeyeceği ve ufak ihtimaller dahilinde bulunan durumları bilebilecek olması gerektiği sorumluluğu yüklenemez. Basiretli olmanın sınırı mücbir sebebin oluşma ihtimaline kadar çizilmiştir. Farz-ı muhal bir tacir yabancı para birimiyle etkileşim halindeyse kur dalgalanmalarını, milli paraya gelince devalüasyon durumunu hatta enflasyon oranlarının değişken olduğunu ve buna göre faaliyette bulunması gerektiğini bilmek zorundadır. Tacirin kendi imkanları dahilindeki özeni göstermesi değil faaliyetin gerektirdiği özeni göstermesi beklenir. Bu sınır tacirin ticari hayatıyla çevrelenmiştir. Diğer bir deyişle tacir, kanun lafzından da anlaşılacağı üzere ticari faaliyeti dışında kalan hayatında basiretli olmak zorunda değildir. Örneğin taşımacılıkla uğraşan bir gerçek kişi tacirden demir fiyatlarının ortalama ne kadar olduğunu bilmesi beklenemez. Güven kurumu olarak adledilen bankaların ise tüm işlerinde basiretli olması zorunludur ve bankalar ihtisas gerektiren işleri yaptıkları için basiretin ölçüsü bir miktar daha ağırlaştırılmıştır. Bankaların sır saklaması, kişisel verilerin hukuka aykırı biçimde kullanılmaması açısından büyük önem taşır ve bu özenin ölçüsü objektif kriterlere göre belirlenmekle birlikte sadece sözleşmeden değil ayrıca kanundan da doğmaktadır.<br />
Basiretli Olma Yükümlülüğünün Sınırlandırılması<br />
Türk Borçlar Kanunu md.27’deki haller hariç olmak üzere TBK özel hukuk sözleşmelerine büyük oranda sözleşme serbestisi öngörülmesini sağlar. Bu yüzdendir ki basiretli davranma yükümlülüğü tacire kanun tarafından yüklenen ve bir akit ile aksi hali kararlaştırılmadıkça geçerli olan bir sorumluluktur. Tacir sözleşmeye açık hüküm koyarak basiretli olma sorumluluğunu kısıtlayabilir.</p>
<h2>
İlgili Hukuki Düzenlemeler</h2>
<p>TTK madde 22’ye göre tacirin TBK hükümlerinde yazılan hallerle aşırı ücret veya cezaya maruz kaldığı olduğunu savunarak ücret ve sözleşme cezasının indirilmesinin mahkemeden istenemeyeceği TTK 21’e göre fatura ve teyit mektubuna itiraz etmek için sekiz gün gibi kısa bir süre belirlenmesi de tacirin basiretli olması gerekliliğinin sonucudur. Bunun yanısıra özel kanunlarda da basiretli tacir olma yükümlülüğü öngören hükümler vardır örneğin Kooperatif Kanunu md. 62/1’e göre; Yönetim Kurulu üyeleri kooperatif faaliyetlerinin ” yönetimi için gereken titizliği gösterir”. Bir diğer örnek ise Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun md. 2’ ye göre bankalar çek hesabı açtırmak isteyen kimselerin araştırılması için ”gerekli basireti ve özeni gösterirler.” Çek verilmesi yasaklanan bir şahsa çek verilmesi durumunda banka objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden oluşabilecek durumlara katlanmalıdır. Ceza Kanunumuzun 162.maddesi ise tacirin basiretli davranmama nedeniyle iflasa sebebiyet vermesi durumunda iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörmüştür.</p>
<h2>İmkansızlık halleri bağlamında basiretli olma</h2>
<p>Sübjektif imkansızlık yalnız sözleşmenin taraflarından birinin tutumundan dolayı ifa imkansızlığı meydana gelmişse bu durum sübjektif imkansızlık diye belirtilmelidir. Subjektif imkansızlık sözleşmeyi batıl hale getirmez. İmkansızlık halleri ve basiretli olma ile ilgili bir Yargıtay kararında: “Sözleşme yapıldığı zaman, objektif bir yerine getirme imkansızlığı varsa, borç ilişkisi meydana gelmemiş olduğundan sözleşme taraflar için bir sonuç doğurmayacağından, taraflar sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre birbirlerine verdikleri edimleri geri isteyebileceklerdir. Eğer imkansızlık sözleşmenin kurulmasından sonra meydana gelmişse, borçlunun kusurlu olup olmadığına göre hüküm kurulur ve burada kusur değerlendirmesi yine, borçlunun basiretli davranıp davranmadığına göre incelenir’’ İlgili Yargıtay kararından da anlaşıldığı üzere sonraki sübjektif imkansızlık durumu zühur ettiğinde tarafın kusurunun basiretli olma ölçüsüne göre belirleneceğine karar verilmiştir.<br />
Basiretli olmanın gabin hükümleriyle ilişkisi<br />
Bir kimsenin tecrübesizliğinden, zorda kalmasından veya dikkatsizliğinden faydalanarak aşırı yarar elde etme amacının bulunduğu durumunda uygulanan gabin hükümlerinin (<a href="https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6098.pdf" target="_blank" rel="noopener">TBK</a> md.28) tacirlere uygulanabilmesi mümkün değildir. Sadece müzayaka hali yani zaruret içinde bulunması sebebiyle gabin hükümleri uygulanabilirlik alanı bulacaktır. Müzayaka yani zor durumda kalma hali kişinin maddi ve manevi olarak darda kalmasıdır. Kişi mali veya kişisel bir nedenle zorda kalabilir üstelik bir tacirin ekonomik olarak fakir olması ya da iflas aşamasına gelmesi gerekmez . Bir tacirin ticari itibarının zarar görme ihtimali bile müzayaka durumunun kabulü için yeterlidir. Sonuç olarak bir tacir zorda kalma hali hariç olmak üzere tecrübesizlik ve bilgisizlik gibi durumları öne sürerek gabin hükümlerinden faydalanamaz çünkü tacir basirete ve vasat üstü temkine sahip olmalıdır.</p>
<h2>Basiretli Davranma Yükümlülüğüne Aykırılığın Sonuçları</h2>
<p>Bir tacir basiretsiz davranma sonucu olarak kardan mahkum kalabilir ya da olağan durumu üzerinden zarara uğrayabilir. Her iki durumda da kendi basiretsizliğinin doğurduğu sonuçlara katlanmak durumundadır. Ticari hayatın kendine özgü riskleri bulunmaktadır ve basiretsizliğin bir bahane olarak ileri sürülmesi bu tip sebeplerle ticareti yargının önüne getirmek, üstelik ticari hayatı aksatmak ve hızını engellemek durumuyla sonuçlanır. İrade sakatlığı hallerine gelince somut olayın koşullarına göre inceleme yapılması isabetli olacaktır. Tacir olmayan gerçek kişiler esaslı hataya düşme nedeniyle akdi batıl hale getirebilirler. Elbette tacirler de yanılabilir lakin yanılmanın ve yanıltmanın ölçüsü çok daha ağır bir nitelikte olmalıdır. Diğer irade sakatlığı hali korkutma kurumunda ise bir tacirin veya sıradan bir kimsenin herhangi bir farkı yoktur. Tacirin yanılması basiretsizliğinden dolayı meydana gelmişse hile sonucu sözleşme yaptığını kural olarak ileri süremez. Sadece basiretli davranan bir tacir, karşı tarafın hileli eylemleri sonucunda yanılmışsa “hileye düçar” olduğunu öne sürebilir ve bu durumda sözleşmeyi feshetmek mümkün hale gelir. Buna benzer olarak esaslı bir hata veya korkutma sonucu sözleşme yapan tacir de bu sözleşmeyle bağlı değildir zira burada bu aşamadan sonra irade sakatlığı hali söz konusudur. Bankaların ise sır saklama sorumluluğuna aykırı hareket ederek basiretli tacir olma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda ağırlaştırılmış özen yükümlülüğüne tabi oldukları söylenebilmektedir. Tüzel kişi tacirlerde ise işlemin konu dışı işlem gerçekleştiren ticaret şirketleri hakkında dava(fesih) açılabilmesi mümkündür. Aleniyet ilkesi gereği bir şirketin tescil ve ilan edilmesi durumunda o şirketin aleyhine şirket konusunu, ticaret unvanını ve unvandaki işletme konusunu bilmediği için bir şahsa konu dışı işlem yapıldığı gerekçesiyle haklılık verilemez. Böylelikle, tacir olmayanların bağlı olmadığı durumu saklı kalmak üzere tacir konu dışı işi bilmemesi veya bilmesi gerektiği zorunda olmadığını savunarak yaptığı faaliyetlerle bağlı kalmayacağını ifade edemez.</p>
<h2>Sonuç</h2>
<p>Tacirlerin tabi olduğu basiretli işadamı gibi hareket etme sorumluluğu ağır bir objektif özen yükümlülüğüdür ve mücbir sebep haline değin somut olaya ilişkin ayrıca bir değerlendirmeyle tacir mesul tutulabilir. Basiretli olmaya aykırılık incelenirken her somut olay için olayın özelliklerine göre ayrı değerlendirme yapılmalıdır. Ağır bir sorumluluk olmasının bir diğer sonucu ise tacirin zor durumda kalma durumu haricinde gabin hükümlerine başvuramayacağıdır. Birçok kanun maddesinde ele alınan bu yükümlülük sözleşme serbestisi ilkesi gereğince sınırlandırılabilir. Tacirlerin yaptığı sözleşmelerde sözleşmenin kurulmasından sonra meydana gelen imkansızlık halinde kusur basiretli olma kıstasına göre incelenir. Ticaretin günlük yaşamdan farklı koşullar gerektirdiği için basiretli olma yükümü kurumunun fevkalade önem arz ettiği ve bu yüzden incelenen noktaları her tacirin bilmesi gerektiği ve bilmediğini öne sürerek savunmada bulunamayacağı kabul edilmelidir.</p>
<h4>KAYNAKÇA</h4>
<p>ARKAN, Sabih, Ticari İşletme Hukuku, 24.baskı, Ankara 2018<br />
BATTAL, Ahmet, Ticari İşletme Hukuku, 9.baskı, Ankara 2005<br />
BİNGÖL, Muhammet Emin, Basiretli İş Adamı Gibi Hareket Yükümlülüğü : Özellikle Tacirin Ücret ve Cezai Şartın İndirilmesini İsteyememesi, 1.baskı, İstanbul 2018<br />
KANDIRALIOĞLU, Pınar Çağla, Türk Hukukunda Bankaların Sır Saklama Yükümlülüğü , T.C. İstanbul Kültür Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Hukuk Anabilim Dalı Doktora Tezi, 2010<br />
KAYAR, İsmail, Ticari İşletme Hukuku, 5.baskı, Ankara 2006<br />
KİZİR, Mahmut, Yargıtay Kararları Işığında Basiretli İşadamı Gibi Hareket Etme Yükümlülüğünün Sözleşmenin Değişen Şartlara Uyarlanma Etkisi, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 19, Sayı 2, 2011<br />
ÖZKAYA, Eraslan, Aşırı Yararlanma (gabin) Davaları, 2. baskı, Ankara 2000<br />
TOPÇUOĞLU, ‘Metin, Ticaret Şirketlerinde Konu Dışı İşlemler ve Sonuçları’ , S.D.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı 2, Cilt 2, 2012</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/basiretli-is-adami-olma-yukumu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Limited Şirket Genel Kurul &#8211; 6102 Sayılı TTK Kapsamında</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/limited-sirket-genel-kurul-6102-sayili-ttk-kapsaminda/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/limited-sirket-genel-kurul-6102-sayili-ttk-kapsaminda/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Dec 2025 16:36:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Kurul]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Kurul İptal Davası]]></category>
		<category><![CDATA[Limited şirketlerde genel kurul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=38048</guid>

					<description><![CDATA[LİMİTED ŞİRKET GENEL KURUL Limited şirketlerde yasal olarak bulunması zorunlu olan organlardan biri de genel kuruldur. Eski Ticaret Kanunu’nda genel..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h1>LİMİTED ŞİRKET GENEL KURUL</h1>
<p>Limited şirketlerde yasal olarak bulunması zorunlu olan organlardan biri de genel kuruldur. Eski Ticaret Kanunu’nda genel kurul için &#8220;ortaklar umumî heyeti&#8221; kavramı kullanılmakta idi. Günümüzde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda ise &#8220;limited şirket genel kurulu&#8221; kavramı kullanılmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38050 " src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/12/Genel-Kurul-1-768x456.jpg" alt="" width="591" height="351" srcset="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/12/Genel-Kurul-1-768x456.jpg 768w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/12/Genel-Kurul-1-1170x694.jpg 1170w" sizes="(max-width: 591px) 100vw, 591px" /></p>
<h2><strong>Genel Kurul Görev ve Yetkileri</strong></h2>
<p>Limited şirket ortaklarının katılımıyla oluşan Kanunla sadece kendisine tanınmış olan konularda karar alan zorunlu organ olan genel kurulun yetki ve sorumlulukları şunlardır:</p>
<ul>
<li>şirket sözleşmesinin tadili,</li>
<li>şirketin müdür ya da müdürlerin atanmaları yahut görevden alınmaları,</li>
<li>müdürlere ödenecek ücretlerin belirlenmesi,</li>
<li>müdürlerin ibra edilmeleri ,</li>
<li>şirket kârının dağıtımı,</li>
<li>sermayenin azaltılması ya da arttırılması,</li>
<li>topluluk denetçisi ve denetçi tayini ve görevden alınması,</li>
<li>şirketin finansal tabloları ile yıl sonu faaliyet raporunun onaylanması ,</li>
<li>esas sermaye pay geçişlerinin onaylanması,</li>
<li>ortaklıktan çıkarma için mahkemeden talepte bulunma ,</li>
<li>şirketin feshi…</li>
</ul>
<p>Genel kurul, yılda bir veya birkaç kez toplanan şirketin ortaklarından oluşan, en geniş yetkiye sahip zorunlu bir limited şirket organıdır. Müdürler ve müdürler kurulu gibi daimi bir organ olmaması nedeni ile şirket genel kurulunun yılda bir kez olağan biçimde toplanması yasal zorunlulukarın yerine getirilmesi için yeterlidir. Genel kurulun limited şirketi temsil yetkisi yoktur.  Genel kurul tarafından alınmış kararlarının uygulanması müdür ya da müdürler kurulu tarafından yerine getirilir.</p>
<h3><strong>Genel Kurul Ne Zaman Toplanır?</strong></h3>
<p>Limited şirket genel kurulu her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde toplanır. Toplantıdan en az onbeş gün önce ortaklar toplantıya çağrılır. Bu süre şirket sözleşmesi ile uzatılabilir veya on güne kadar azaltılabilir (TTK m. 617/2).</p>
<p>Genel kurulda ortaklardan her biri aynı görüşte olmak zorunda değildir. Karar alınması için oy çoğunluğu yeterli görülmüştür.</p>
<p>Buna karşılık, <a href="https://www.mevzuat.gov.tr/mevzuat?MevzuatNo=6102&amp;MevzuatTur=1&amp;MevzuatTertip=5" target="_blank" rel="noopener">TTK</a>&#8216;nın 636. maddesinin ikinci fıkrasında;</p>
<p>&#8220;Uzun süreden beri şirketin kanunen gerekli organlarından biri mevcut değilse veya genel kurul toplanamıyorsa, ortaklardan veya şirket alacaklılarından birinin şirketin feshini istemesi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi, müdürleri dinleyerek şirketin durumunu Kanuna uygun hâle getirilmesi için bir mühlet belirler, buna rağmen durum düzeltilmezse, şirketin feshine karar verir.&#8221; denilmiştir.</p>
<p>Limited şirketlerde genel kurulun toplanamaması halinde ortaklara ve şirket alacaklılarına mahkemeden <strong>şirketin feshini isteme hakkı</strong> tanınmıştır. Limited şirkette de anonim şirket genel kurulunun birkaç yıl üst üste toplanmaması şirket aleyhine dava açılması ve feshinin istenebilmesi gibi istenmeyen sonuçlar doğurabilecektir.</p>
<h4><strong>GENEL KURUL İPTAL DAVASI</strong></h4>
<p>Anonim Şirketler için düzenlenen Genel Kurul Kararının iptali TTK 445: “<em>446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde <strong>iptal davası</strong> açabilirler</em>.” kıyas yolu ile limited şirketlere de uygulanmaktadır.</p>
<p>İptal davası açabilecek kişiler başlıklı madde 446 : (<em>1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b) Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c) Yönetim kurulu, d) Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.</em>şeklinde düzenlenmiş olup iptal davası açmak için taraf ehliyetine sahip olan unsurları ve iptal nedenlerini saymıştır. Prof Dr. Hasan Pulaşlı’ya göre TTK m. 446/1 b bendinde sayılan dört halin sınırlı sayı ilkesine tabi olmadığı belirtilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2><strong>İPTAL SEBEPLERİ </strong></h2>
<ul>
<li><strong>Esas sözleşmeye aykırılık</strong></li>
<li><strong>Dürüstlük Kuralına aykırılık</strong></li>
<li><strong>Kanuna aykırılık </strong></li>
</ul>
<p>TTK madde 447 ise pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğunu düzenlemiştir.</p>
<p>Türk Ticaret Kanunu bazı kararların sadece genel kurul tarafından alınmasını şart koştuğundan, genel kurulun toplanmaması, anılan önemli kararların da alınmamış olması sonucunu doğuracaktır. Müdürlerin görev süreleri sona ermesine rağmen genel kurul toplantılarının yapılmaması, yeni müdürlerin belirlenmemesi veya seçilememesi, bu durumda müdürlerin hukuki durumlarının belirsiz hale gelmesi; şirketin kâr dağıtımı konusunda karar alamaması; genel kurul kararı olmadan müdürlere ücret ödenmesinin yasal dayanağının bulunmaması; bağımsız denetime tabi limited şirketlerde genel kurul toplantısı yapılmaması sonucunda denetçinin seçilmemesi durumunda şirketin finansal tablolarının hazırlanmamış sayılması; genel kurul onayı olmadan esas sermaye paylarının devirlerinin geçerli kabul edilmemesi gibi sorunlar sadece birkaçıdır. Bu nedenle, yeni Türk Ticaret Kanunu döneminde limited şirket genel kurul toplantılarının zamanında yapılmasının önemi daha da artmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak:</p>
<p>Limited Şirket Genel Kurul Rehberi – Soner Altaş –Seçkin Yayınları</p>
<p>Yargıtay Kararları Işığında Limited Ortaklıklar Hukuku – Prof. Dr.  Oruç Hami Şener – Seçkin Yayıncılık</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/limited-sirket-genel-kurul-6102-sayili-ttk-kapsaminda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilişim Suçları</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/bilisim-suclari/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/bilisim-suclari/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 07:12:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=38009</guid>

					<description><![CDATA[Bilişim Türk Dil Kurumu’na göre İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bilişim Türk Dil Kurumu’na göre <em>İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi; enformatik.</em> şeklinde tanımlanmış olup bugün 7’den 70’e akıllı telefon, bilgisayar, tablet gibi bilişim araçlarının kullanımının yaygınlaşması ile tüm insanların hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır.</p>
<p>Bilişim Hukuku bilişim araçlarına ilişkin mevzuatın, gerçek ve tüzel kişilerle ilişkisini, kullanım sınırlarını, bilişim araçları ile işlenen suçlar sonucunda verilecek cezai yaptırımları, idare müeyyideleri gibi geniş spektrumlu kapsama sahiptir.</p>
<p>Bilişim Suçları ise Bilişim Ceza Hukuku tasnifinde yer almakta</p>
<ul>
<li>Bilişim sistemlerinin kullanılması ile işlenen ve</li>
<li>Bilişim araçlarına karşı işlenen suçları ve cezalarını düzenlemektedir.</li>
</ul>
<p><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/ceza-hukuku/"><strong>Ceza hukukunun</strong></a> temelini oluşturan ve aynı zamanda Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen Kanunsuz Suç Ve Ceza Olmaz İlkesi (nullum crimen nulla poena sine lege) gereği son yıllarda hız kesmeksizin gelişen bilişim teknolojilerini yakalama amacı ile yasal zemin oluşturulmakta olup hem çok yeni hem de geliştirilmeye ve ihtisaslaştırılmaya muhtaçtır. Zira bilişim araçlarının sahip olduğu karmaşık yapı uzmanlık gerektirirken suç işlerken sağladığı hız ve kolaylık işlenen suçun boyutunu giderek büyütmektedir. Bu nedenle ezelden beri suç olarak düzenlenen eylemlerin bilişim araçları ile gerçekleştirilmesinde kimi zaman suçu ağırlaştırıcı nitelikli hal olarak öngörülmüştür. Bilişim ceza hukukuna bakış açısı yakın zamana kadar beyaz yakalı gibi belirli kişilerin işleyebileceği suçlar olarak görülmekteyken(whiter collar crimes) günümüzde bu bakış açısı bilişim araçlarına toplumda yer alan tüm bireylerin sahip olması ile genele aşılmıştır. Bilişim hukuku ve ceza hukuku olarak bu tür suçlarla ilgili çalışma yapmak için multidisipliner bir yaklaşım ile hareket edilmesi gerekmektedir.</p>
<h2>Bilişim Sistemlerine Karşı İşlenen Suçlar</h2>
<ul>
<li><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/bilisim-sistemine-girme-sucu-ve-cezasi/"><strong>Bilişim Sistemine Girme Suçu TCK 243</strong></a></li>
<li><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/sistemi-engelleme-bozma-verileri-yok-etme-veya-degistirme/"><strong>Sistemi Engelleme, Bozma, Verileri Yok Etme veya Değiştirme TCK 244</strong></a></li>
<li><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/banka-veya-kredi-kartlarinin-kotuye-kullanilmasi-sucu-ve-cezasi/"><strong>Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması TCK 245</strong></a></li>
<li><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/yasak-cihazlar-ve-programlar/"><strong>Yasak Cihaz veya Programlar TCK 245/A</strong></a></li>
</ul>
<h2>Bilişim Sistemlerinin Araç Olarak Kullanılması ile İşlenen Suçlar</h2>
<ul>
<li><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/yasa-disi-bahis-sucu-ve-cezasi/"><strong>Yasadışı Bahis</strong></a></li>
<li><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/hakaret-sucu/"><strong>Hakaret</strong></a></li>
<li>Cumhurbaşkanına Hakaret</li>
<li>Kamu Görevlisine Hakaret</li>
<li>Şantaj</li>
<li>Cinsel Taciz</li>
<li>Özel Hayatın Gizliliğini İhlal</li>
<li>Kişisel Verileri Yayma</li>
<li>Tehdit</li>
<li>Dolandırıcılık</li>
<li>Çocukların Cinsel İstismarı</li>
<li>Ticari Sırrın İfşası</li>
<li>Sermaye Piyasası Manipülasyonu Piyasa Dolandırıcılığı</li>
</ul>
<h2>Bilişim Sistemlerine Müdahale Yöntemleri</h2>
<ul>
<li><strong>Web sayfası hırsızlığı :</strong> Ülkemizde belki de en çok kullanılan S<strong>ahibinden Param Güvende Dolandırıcılığı, Letgo Dolandırıcılığı, Facebook Marketplace Dolandırıcılığı</strong> diye anılan kullanıcının esas kullanmayı amaçladığı internet sitesini taklit ederek sahte siteden ödeme almayı amaçlayan çok tehlikeli bir dolandırıcılık yöntemidir.</li>
</ul>
<p>Ülkemizde her yıl yüzbinlerce kişi bu yöntemle aldatılarak mağdur edilmektedir.</p>
<p>Failler söz konusu internet sitesi tasarımını birebir aynı şekilde geliştirerek güven inşa eder. Bu sitelerin yaygınlığına ve güvenilirliğine aldanan; fırsat yakaladığını düşünen mağdurlar en sık buzdolabı, çamaşır makinesi gibi ev eşyası, ‘’kutusu açılmamış Dyson süpürge, airwrap’’ gibi teknolojik aletler gibi ürünleri satın almak ister ve ödeme alanına geldiklerinde sahte internet sitesi dolandırıcılarının hesaplarına hatta çoğu zaman yabancı uyruklu kişilerin sahip olduğu ve kiralık olarak kullanılan banka hesaplarına parayı gönderirler. Çoğu zaman internet sitesi mağdurun sahip olduğu parayı aldıktan sonra hata ekranı vererek ödemenin gerçekleşmediğini tekrar yapılması gerektiğini belirtir. Bu aşamada dolandırıcılar yine yabancı uyruklu kimselerin üstüne kayıtlı olan ve kiraladıkları telefon hatlarından ya da patates hat diye tabir edilen kaçak kişilerin üstüne alınan telefonlardan arayarak ödemenin havuzda bekletildiğini açıklamanın doğru yazılmadığı gibi kimi bahaneler öne sürerek geçerli bir ödeme olmadığı için tekrar ödeme yapılması gerektiğini, ilk yapılan ödemenin 2 iş günü içerisinde banka hesabına iade edileceğini belirterek ikinci bir ödeme almak için telkinde bulunur.</p>
<p>İnternet sitesinin güvenilirliğinden dolayı hiç şüphe etmeyen kullanıcı göndermiş olduğu paranın iade edileceğine güvenerek ikinci kez ödeme yapar. İşleyiş genellikle bu şekilde yapılmakta olup failler tarafından yapılan aldatıcı taktikler her geçen gün geliştirilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Bir kişinin sosyal medya hesaplarına girme ve kalma:</strong> Dünyada sosyal medya kullanımı en yaygınlaşmış toplum olarak birçoğumuz Facebook, Tiktok, Instagram, Twitter gibi sosyal medya araçlarından en az bir tanesini kullanmaktayız.</li>
</ul>
<p>Sosyal medya hesaplarının şifresi çeşitli yöntemler kullanılarak kırılabilmekte ve sosyal medya hesaplarına izinsiz şekilde erişim sağlanabilmektedir. Yahut kimi zaman insanlar yakınlarının telefonlarından kendi sosyal medya hesaplarına girmekte ve çıkış yapılsa dahi otomatik şifre kaydı gibi açıklarla hesaplara tekrar giriş yapılabilmekte ve mesajlaşmalar, fotoğraf ve videoların deşifre olması ile özel hayatın gizliliği hilal edilebilmektedir.</p>
<ul>
<li><strong>Virüs:</strong> Kendi kendine yayılarak çoğalır ve bilişim sistemlerini kilitleyebilir, etkisiz hale getirebilir.</li>
<li><strong>Ransomware:</strong> Fidye virüsü</li>
<li><strong>Truva atı (Trojan Horse):</strong> İndirilen oyun, elektronik posta gibi yollarla bilişim sistemini ele geçirir kişisel bilgileri ve verileri çalabilir. Bu nedenle akıllı telefonlara mümkün mertebe çok bilinen uygulamaların haricinde program indirilmemesi tavsiye olunur.</li>
<li><strong>Mobil Bankacılık Dolandırıcılığı:</strong> Halk arasında Spam içerikli e-posta ve mesaj(sms) gibi yollarla ulaşım sağlanır. Spam mesajları ile yönlendirilen ekranlarda banka hesaplarının şifresi istenebilir. Örneğin ‘’Banka hesabınıza giriş yapılmıştır. Siz değilseniz linke tıklayarak şüpheli işlem bildirimi yapınız : https://tex&#8230;.’’ gibi linklere yönlendirilerek Web Sayfası Hırsızlığı yolu kullanılarak sahte siteye kimlik bilgileriniz ve mobil bankacılık şifreniz gibi bilgilerin girilmesi amaçlanır. Yahut kullanmış olduğunuz bankanızın müşteri temsilcisi olduğunu belirten bir kişi sizi arayarak şüpheli işlem bildirimi olduğunu söyleyerek gelen sms’e tıklamanızı ve adımları takip etmenizi isteyebilir. Mağdurun böyle bir haber karşısında basireti bağlanır ve duyduğu telaş ve tedirginlik ile şüphe duymadan başına gelecekleri bilmeden failin talimatlarını takip eder.</li>
</ul>
<p>Bu dolandırıcılık yöntemi ile mağdurların banka hesaplarında yer alan birikimleri başka hesaplara ve kripto para hesaplarına saniyeler içinde yönlendirilir ve üstüne kredi çekerek mağdur borçlandırılabilir.</p>
<p>Mobil Bankacılık Dolandırıcılığında hem spam hem web sayfası hırsızlığı hem sosyal mühendislik hem de phishing gibi bilişim suçları yöntemleri kombine bir şekilde uygulanmaktadır.</p>
<p>İnsanların hayatı boyunca yapmış olduğu tüm birikimler bu dolandırıcılık yöntemi ile saniyeler içinde buhar olabilir bu nedenle mobil bankacılık dolandırıcılığına karşı her daim çok temkinli yaklaşmak gereklidir.</p>
<ul>
<li><strong>Hackleme:</strong> Virüs, truva atı, spam gibi yöntemlerin kullanılarak bilişim sistemlerine girme</li>
<li><strong>Sosyal mühendislik ve Oltalama(Phishing):</strong> Sosyal mühendislik yöntemi ile yapılan dolandırıcılıkta amaçlanan insanoğlunun fırsat yakalama, kısa yoldan zengin olma gibi ihtiraslarına dayanabileceği gibi korku, tedirginlik ve telaş gibi acil eylem çağrısında bulunan duygulara da dayanabilir. Mobil bankacılık dolandırıcılığı, sahte web sitesi dolandırıcılığı ya da yatırım danışmanlığı dolandırıcılığı sosyal mühendislikle kullanılarak işlenen bilişim suçlarına en temel örneklerdir.</li>
<li>Casus yazılımlar (Spyware)</li>
<li><strong>Ağ solucanları:</strong> Ağ açıklarından faydalanarak kendi kendine çoğalıp yayılmayı amaçlayan kötü amaçlı yazılımlar. Ağ solucanları iletişim ağları üzerinden bilişim sistemine girip virüs gibi davranarak yazılıma zarar verebileceği gibi sisteme Truva atı da bırakabilmektedir.</li>
<li><strong>Bukalemun yazılımlar:</strong> Kodunu değiştirerek antivirüslerden kaçar, hem virüs hem solucan özelliklerini taşır</li>
<li><strong>Ddos saldırıları</strong>: Sistemi aşırı yükleme yaparak hizmet engellemeyi amaçlar</li>
<li>Rootkitler</li>
<li>Klavye Dinleme Sistemleri(Keyloggers)</li>
</ul>
<h2>Bilişim Dolandırıcılığından Nasıl Korunurum?</h2>
<p>Yukarıda bahsetmiş olduğumuz bilişim suçları yöntemleri ile her yıl yüzbinlerce insan dolandırılmaktadır. Bu konularla ilgili hukuki yardım talebi ile avukatlık büromuza her yaş ve meslekten birçok insan ulaşmaktadır.</p>
<p>Bilişim dolandırıcılığı konusunda bilinç kazanmalı ve sık uygulanan bilişim dolandırıcılığı yöntemlerini öğrenmemiz ve olası tehditlere karşı bilinç ve sağduyu sahibi olmamız gerekmektedir.</p>
<p>Bilişim dolandırıcılıklarına karşı güçlü ve karmaşık karakterler içeren şifreler kullanmak ve bu şifreleri belirli periyotlarla değiştirmek gerekmektedir.</p>
<p>Antivirüs programı kullanın: Güvenilirliği kanıtlanmış popüler antivirüs programlarını kullanın. Bu uygulamalara ödeyeceğiniz birkaç yüz lira ile milyonlarca liranızı koruma altına alabilirsiniz.</p>
<p>Güvenmediğiniz kişilerden gelen özellikle telaş yaratan acil eylem talep eden e-posta ve mesajları açmayın</p>
<p>İnternet alışverişlerinizi sanal kartınız ile yapın</p>
<p><strong>Kendilerini polis, jandarma, hakim, savcı, avukat olarak tanıtan dolandırıcılara karşı:</strong></p>
<p>Kendilerini polis, jandarma, hakim, savcı, avukat olarak tanıtan kimselerden telefon almamız halinde temkinli yaklaşınız.</p>
<p>Öncelikle hakim ve savcıların vatandaşı direkt olarak aramayacağını muhakkak bilmelisiniz.</p>
<p>Polis ve asker olduğunu belirten kişiler aradıysa bu kişilere hangi karakolda olduklarını sorun ve ikametinize yakın karakol dışındaki karakola gidemeyeceğini belirtin. İkametinizin yakınındaki karakola giderek arandığınızı ve bu aramanın gerçekten bir hukuki süreçle mi yoksa dolandırıcılıkla mı ilgili olduğunu teyit edin.</p>
<p><strong>Avukat Dolandırıcılığı:</strong> Günümüzde en sık yapılan dolandırıcılık yöntemlerinden birisi de kendisini avukat olarak tanıtan dolandırıcıların para isteme yöntemidir. Bir avukat tarafından aranırsanız ilk yapacağınız verilen iş isim soyisminin <a style="color: #b8967e;" href="https://www.barobirlik.org.tr/AvukatArama" target="_blank" rel="noopener"><strong>avukat sorgulama</strong></a> ekranından sorgulanmasıdır. Ancak burada levhaya yazılı gerçek bir avukat bulunması kafanızı karıştırmasın zira bu kişiler gerçek avukat isimlerini de kullanmakta olup bu yönüyle büyük bir risk barındırmaktadır. Hiçbir avukat sizi mesai bitim saatine yakın arayarak ‘’Jigolo sitesine kayıt olmuşsunuz davanızın düşmesi için mesai bitmeden 30.000 TL ücret yatırmanız gerekiyor’’, ‘’Sosyal medya üzerinden siyasetçi müvekkilime küfür etmişsiniz 30.000 TL yatırmanız halinde dava açılmayacak’’ gibi talep ve telkinlerde bulunmaz.</p>
<p>Avukat ya da arabulucu tarafından tarafınıza ulaşıldığında bu kişilerin dolandırıcı olmadığını yüz yüze görüşme taleplerinden ve hayatınızda doğabilecek hukuki ihtilafların somutluğuyla illiyet bağı kurarak kolayca anlayabilirsiniz.</p>
<p>Eğer bir cezai uyuşmazlığınızın doğması söz konusu ise yalnız uzlaştırmacılar bu tür görüşmeler için size ulaşabilir. Resmi uzlaştırmacılar sizden doğrudan para talep etmez ve tarafları uzlaştırmaya tarafların karşılıklı beyan ve taleplerini iletmeye odaklanır.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/bilisim-suclari/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yasak Programlar ve Cihazlar TCK 245/A</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/yasak-cihazlar-ve-programlar/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/yasak-cihazlar-ve-programlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 06:43:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim suçları]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Yasak programlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=38003</guid>

					<description><![CDATA[Yasak cihazlar ve yasak programlara ilişkin hukuka aykırı eylemlere karşılık müeyyide öngören kanuni düzenleme 2016 yılında Türk Ceza Kanunu’na 245/A..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yasak cihazlar ve yasak programlara ilişkin hukuka aykırı eylemlere karşılık müeyyide öngören kanuni düzenleme 2016 yılında Türk Ceza Kanunu’na 245/A olarak eklenmiştir. Kanun hükmü şu şekildedir:</p>
<p><strong>Yasak cihaz veya programlar</strong></p>
<p><strong>Madde 245/A</strong></p>
<p>(1) Bir cihazın, bilgisayar programının, şifrenin veya sair güvenlik kodunun; münhasıran bu Bölümde yer alan suçlar ile bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenebilen diğer suçların işlenmesi için yapılması veya oluşturulması durumunda, bunları imal eden, ithal eden, sevk eden, nakleden, depolayan, kabul eden, satan, satışa arz eden, satın alan, başkalarına veren veya bulunduran kişi, <strong>bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası</strong> ile cezalandırılır.</p>
<p>Bilişim sistemlerinin giderek gelişmesi; bununla birlikte haksız eylemlere yol açması, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi gereği nedeni ile bu kapsamda bir hukuki düzenleme yapılması şart olmuş ve boşluk doldurulmuştur.</p>
<p>Bu suç kanun lafzından açıkça anlaşılacağı üzere şu yollarla işlenebilir:</p>
<p style="padding-left: 40px;">Cihaz : Skimmer, Encoder, Reader gibi cihazlar kredi kartı kopyalamak kullanılan ekipmanlardır. Skimmer adı verilen veri okuyucu cihazı ATM’ye yerleştirilme sureti ile kartın manyetiğinde yer alan bilgileri kaydeder. Encoder(Enkoder), kartların arkasında yer alan manyetik şerit verilerini, 16 haneli kart numarasını, son kullanım tarihi ve 3 haneli güvenlik kodu gibi bilgileri yazarak sahte kart türetir.</p>
<p style="padding-left: 40px;">Bilgisayar Programı : Başkalarına ait telefon, tablet, bilgisayar gibi bilişim cihazlarına sızarak önem arz eden bilgileri kullanmak için tasarlanan bilgisayar programlarıdır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için <a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/bilisim-sistemine-girme-sucu-ve-cezasi/"><strong>Bilişim Sistemlerine Müdahele Yöntemleri</strong></a> başlıklı yazımızı okumanız tavsiye olunur.</p>
<p style="padding-left: 40px;">Güvenlik kodu</p>
<p style="padding-left: 40px;">Şifre</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38036 " src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Yasak-programlar-ve-cihazlar-1-768x456.jpg" alt="" width="640" height="380" /></p>
<h2>Yasak Cihazlar ve Programlar Suçunda Zamanaşımı</h2>
<p>Yasak Cihazlar Ve Programlar dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu nedenle suçun işlendiği tarihten itibaren 8 yıl içinde ihbar ya da şikayet yolu ile yetkili Cumhuriyet Başsavcılığına suçun bildirilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>ATM cihazına yerleştirme sureti ile kartların manyetik şerit bilgilerini kopyalayıp şifrelerini ele geçirmeye yarayan cihaz ve düzeneklerin kullanımı TCK madde 245/A’da düzenlenen Yasak Cihaz veya Programlar suçuna sebebiyet vereceği gibi suçun yasalaştığı 07/06/2016 tarihinde önce işlenmesi nedeniyle BERAAT kararı verilmelidir.</strong></p>
<p>Bozma ilamı sonrası yapılan incelemede sanıklarda ele geçen ATM cihazlarına yerleştirilip kartların manyetik şerit bilgilerini kopyalayıp şifrelerini ele geçirmeye yarayan cihaz ve düzeneklerde herhangi bir kişiye ait bir bilginin tespit edilememesi karşısında; sanıkların eylemlerinin TCK.nın 136. maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, ayrıca sanıkların hazırlık hareketi aşamasında kalmış olan eylemlerinin TCK.nın 245/2. maddesinde düzenlenen sahte kredi kartı üretme suçuna teşebbüs kapsamında değerlendirilemeyeceği ve TCK.nın 245/A maddesinde düzenlenen yasak cihaz veya programlar bulundurma fiilinin de suç tarihi olan 15.12.2014 tarihinden sonra 07.04.2016 tarihinde suç olarak tanımlandığı anlaşılmakla; üzerine atılı suçun unsurları itibariyle oluşmayan sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulması gerekirken bozma ilamına farklı anlam yükleyerek yazılı şekilde sahte kredi kartı üretme suçuna teşebbüsten mahkumiyet hükümleri kurulması,</p>
<p>Yasaya aykırı, sanıklar &#8230; ve &#8230;’nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozmanın temyiz dışı sanık &#8230;’e SİRAYETİNE, 26.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<div style="background-color: #dcdfe4; border-style: groove; border-color: #ba967b; padding: 15px; margin: 10px 0; border-radius: 5px; box-sizing: border-box;">
<p style="margin-top: 0;"><strong>YASAL UYARI</strong></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">1- Sitemizde yer alan metinler <span style="text-decoration: underline;">hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.</span> Metinlerin kullanımından doğabilecek zarar ve sakıncalardan Avukat İrem İlbars <span style="text-decoration: underline;">sorumlu değildir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">2- İnternet sitemizde yer alan tüm metin, içerik ve görsellerin telif hakları Avukat İrem İLBARS&#8217;a aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile diğer ilgili uluslararası telif hakları mevzuatı kapsamında korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması, <span style="text-decoration: underline;">yayımlanması ya da kullanılması yasaktır.</span> Bu haklara aykırı kullanımın tespiti halinde Avukat İrem İlbars yasal yollara başvurma hakkını saklı tutar.</p>
<p style="margin-bottom: 0;">Metinlerimiz e-imzalı olup <span style="text-decoration: underline;">zaman damgalıdır.</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/yasak-cihazlar-ve-programlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması Suçu ve Cezası TCK 245</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/banka-veya-kredi-kartlarinin-kotuye-kullanilmasi-sucu-ve-cezasi/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/banka-veya-kredi-kartlarinin-kotuye-kullanilmasi-sucu-ve-cezasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 29 Nov 2025 06:31:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[banka suçları]]></category>
		<category><![CDATA[bilişim suçları]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Sahte Kart]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=37999</guid>

					<description><![CDATA[Türk Ceza Kanunu’muzun 245. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun madde..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türk Ceza Kanunu’muzun 245. maddesinde düzenlenen banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu mülga 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun madde 525/b.2’de yer alan bilişim sistemi aracılığı ile hukuka aykırı yarar elde edilmesi suçunun maddesine karşılık düzenlenmiştir. Halk arasında bu suç ‘’banka kartı hırsızlığı’’, ‘’kredi kartı hırsızlığı’’ olarak tabir edilmektedir. Kanunsuz suç ve ceza olamayacağından bu suçun düzenlenmesi ile kişilerin malvarlığı değerlerinin korunması amaç edinilmiştir.</p>
<p><strong>Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması</strong></p>
<p><strong>Madde 245</strong></p>
<p>(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, <strong>üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası </strong>ile cezalandırılır.</p>
<p>(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi <strong>üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası</strong> ile cezalandırılır.</p>
<p>(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, <strong>dört yıldan sekiz yıla kadar hapis</strong> ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;</p>
<p>a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,</p>
<p>b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin veya evlat edinen veya evlâtlığın,</p>
<p>c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin, zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz.</p>
<p>(5) <strong>(Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.)</strong> Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır.</p>
<h2>Başkasına Ait Banka veya Kredi Kartının Kullanılması</h2>
<p>Hükmün ilk fıkrasında başkasına ait banka veya kredi kartının rıza olmadan kullanımı ya da kullandırtılarak yarar sağlama düzenlenmiştir.</p>
<p>Buna göre bir kimsenin rızası olmadan banka veya kredi kartını kullanmanın cezası <strong>3 yıldan 6 yıla kadar hapis</strong> ve adli para cezasıdır.</p>
<p>Bu suçun oluşması için illaha ki fiziki bir banka ya da kredi kartı kullanılmasına gerek olmamakta kart bilgilerinin çalınarak harcama yapılması ile de suçun unsurları oluşacaktır. Güvenilir ve kurumsal olmayan e-ticaret siteleri ve yabancı menşeili alışveriş sitelerine girilen kart bilgileri ile bu suçun oluştuğuna sık sık şahit olmaktayız.</p>
<p>Ülkemizde sayısı yüzbinlere ulaşan sahibinden dolandırıcılığı, letgo dolandırıcılığı, Facebook Marketplace dolandırıcılığı gibi yöntemler kullanılarak da banka ve kredi kartı bilgileri çalınmaktadır. Bu konu için ayrıca <a style="color: #b8967e;" href="#"><strong>Bilişim Suçları</strong></a> yazımızda yer alan yöntem ve önlemlerin okunması gerekmektedir!</p>
<p>Bu suç ayrıca çanta ve cüzdanlarını ya da ödeme yapmak için kullandıkları kartlarını gittikleri yerde unutan kişilerin başına gelmektedir. Özellikle temassız işlem limitinin 1500 TL olması ile banka ve kredi kartları savunmasız hale gelmekte bazen kişilerin dikkatsizliği ile kartların iptal edilememesi yüzünden bu kartlar failler tarafından aylarca kullanılabilmektedir.</p>
<p>Kart şifresinin öğrenilmesi sureti ile ATM’den para çekilmesi durumu da TCK 245 /1’de düzenlenen banka veya kredi kartının kötüye kullanıması suçuna sebebiyet verecektir.</p>
<h2>Sahte Banka veya Kredi Kartı Üretmek, Satmak, Almak</h2>
<p>Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun ikinci fıkrasında 3. kişi aleyhine ve ilişkilendirerek sahte banka ya da kredi kartı üretimi yapmak, satışını yapmak, karşılıksız devretmek ya da kabul etmek hakkında <strong>3 yıldan 7 yıla kadar hapis</strong> ve 10 bin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür.</p>
<p>Bu suç tipi seçimlik hareketli olarak düzenlenmiş olup sayılan eylemlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi suçun oluşması için yeterlidir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38041 size-medium" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Sahte-kart-1-768x456.webp" alt="" width="768" height="456" srcset="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Sahte-kart-1-768x456.webp 768w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Sahte-kart-1-1170x694.webp 1170w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<h2>Sahte Banka veya Kredi Kartı ile Yarar Sağlama</h2>
<p>Banka veya kredi kartının kötüye kullanılması suçunun üçüncü fıkrasında sahtecilik yapılarak oluşturulan veya üzerinde sahtecilik gerçekleştirilen banka yahut kredi kartının kullanarak kendine ya da başka kişiye menfaat sağlayanlar hakkında <strong>4 yıldan 8 yıla kadar</strong> hapis cezası verilmesi ve 5000 güne kadar adli para cezası verilmesi öngörülmüştür.</p>
<p>Bu suçun oluşması için failin mutlaka maddi menfaat elde etmesi ya da ettirmesi gerekmektedir. Eğer maddi yarar sağlanmazsa suç da oluşmayacaktır.</p>
<p><strong>Hem sahte kart üretilmiş hem de harcama yapılmışsa iki ayrı suçtan ceza verilmesi gereklidir.</strong></p>
<ul>
<li>Kredi kartının sahte üretilmesi</li>
<li>Kredi kartı sözleşmesinde sahtecilik</li>
<li>Sahte kredi kartının kullanılması</li>
</ul>
<p><em>kredi kartı sözleşmesinin düzenlenmesinden sonra kartın üretilmesi halinde TCK.nun 245/2, sahte üretilen bu kartın kullanılarak menfaat temin edilmesi halinde ise ayrıca 245/3. maddesine temas eden suçu oluşturacağı ve suçtan zarar görenin adı geçen bankalar olduğu cihetle; sanığın, A.. Ö..’a ait nüfus cüzdanı fotokopisi ile D&#8230;&#8217;a kredi kartı talebinde bulunma eyleminin kredi kartının düzenlenmiş olması halinde, TCK nun 245/2. maddesindeki “kredi kartının sahte olarak üretilmesi” suçunu, kredi kartının düzenlenmemesi halinde ise, 5464 sayılı banka kartları ve kredi kartları Kanunu&#8217;nun 37/2. maddesindeki ya da belgelerin niteliğine göre TCK.nun 204/1. madde ve fıkrasında düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçunu, yine sanığın katılan B&#8230; A&#8230; K&#8230; Bankası&#8217;na müracaatla, şikayetçi adına kredi kartı sözleşmesi imzalayıp bankadan temin ettiği sahte kredi kartıyla harcama veya nakit çekme işlemlerini gerçekleştirerek haksız menfaat temin etmesi şeklinde gerçekleşen eyleminin de TCK.nun 245/2, 43 ve 245/3. madde ve fıkralarında tanımlanın iki ayrı suçu oluşturacağı ve kartın değişik zamanlarda birden fazla kullanılması nedeniyle de TCK.nun 43. maddesinin uygulanması gerektiği</em></p>
<p>Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi Esas: 2013/7794 , Karar: 2014/13790 , Tarih: 04.06.2014</p>
<p><strong>Kredi Kartı Kopyalama ve Dolandırıcılığında Skimmer / Encoder / Reader kullanımı</strong></p>
<p>Kredi kartı kopyalamak için skimmer, encoder, reader gibi ekipmanlar gerekmekte olup bu ekipmanların kullanımı belli bir seviye bilişim uzmanlığı gerektirmektedir. Bu şekilde düzenek yerleştirmek sureti ile yapılan kredi kartı dolandırıcılıkları genel olarak çete oluşturarak işlenmektedir. Bu kapsamda iştirak hükümleri gündeme gelmekte olup teknik bilgiye sahip sanık ile iştirak iradesi taşıyan ancak teknik bilgiye sahip olmadan suç işleyen sanık aynı şekilde ceza alacaktır.</p>
<p><strong>Banka Veya Kredi Kartının Temassız Özelliğini Kullanarak Yapılan Ödeme</strong></p>
<p>Kimi durumlarda failler bir pos cihazı ile birlikte toplu taşıma gibi yerlerde mağdurlara yaklaşarak kredi kartı veya banka kartlarının temassız özelliğini kullanmak sureti ile cüzdanlarını isabet almaktadır. Bu durumda banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu değil hırsızlık suçunun oluşacağı kabul edilmelidir.</p>
<p>Yargıtay Ceza Genel Kurulu&#8217;nun 11.02.2020 tarih, 2017/8-349 Esas- 2020/69 Karar sayılı kararında ayrıntıları ile açıklandığı üzere;</p>
<p><em>Mağdura ait kredi kartını ele geçirmeyen ve elinde bulundurmayan sanığın eyleminde TCK.nın 245/1. maddesinde yazılı suçun yasal unsurları oluşmayıp mağdurun işlem yaptığı sırada mağdura farkettirmeden 200 TL para çekme işlemini yapan ve daha sonra parayı alan sanığın eyleminin hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde TCK.nın 245/1. madde ve fıkrası uyarınca banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,</em></p>
<h2>Anne, Baba, Çocuk Eş veya Kardeşin Kredi Kartı ya da Banka Kartını Kullanmak</h2>
<p>Sahip olunan kredi kartı ya da banka kartının çocuk tarafından ya da eş tarafından izinsiz olarak kullanılması gerçek hayatta sıklıkla yaşanmaktadır. Banka veya kredi kartının çocuk , eş ya da aynı evde yaşayan kardeş tarafından kullanılması halinde suç oluşmayacaktır. Bu cezasızlık istisnasına anne baba gibi üstsoy ve eşin ailesi olan aynı derecedeki kayın hısımları dahildir.</p>
<div style="background-color: #dcdfe4; border-style: groove; border-color: #ba967b; padding: 15px; margin: 10px 0; border-radius: 5px; box-sizing: border-box;">
<p style="margin-top: 0;"><strong>YASAL UYARI</strong></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">1- Sitemizde yer alan metinler <span style="text-decoration: underline;">hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.</span> Metinlerin kullanımından doğabilecek zarar ve sakıncalardan Avukat İrem İlbars <span style="text-decoration: underline;">sorumlu değildir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">2- İnternet sitemizde yer alan tüm metin, içerik ve görsellerin telif hakları Avukat İrem İLBARS&#8217;a aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile diğer ilgili uluslararası telif hakları mevzuatı kapsamında korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması, <span style="text-decoration: underline;">yayımlanması ya da kullanılması yasaktır.</span> Bu haklara aykırı kullanımın tespiti halinde Avukat İrem İlbars yasal yollara başvurma hakkını saklı tutar.</p>
<p style="margin-bottom: 0;">Metinlerimiz e-imzalı olup <span style="text-decoration: underline;">zaman damgalıdır.</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/banka-veya-kredi-kartlarinin-kotuye-kullanilmasi-sucu-ve-cezasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnfaz Hesaplama (Detaylı Yatar Hesaplama)</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/infaz-hesaplama/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/infaz-hesaplama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. Burak Yılmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 19:50:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=37956</guid>

					<description><![CDATA[Avukat meslektaşlarımız için müvekkillerin infaz sürelerinin hesaplanması hukuki hizmetimizin çok önemli bir parçasıdır. İnfaz hesaplama karmaşık ve teknik bir süreç..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avukat meslektaşlarımız için müvekkillerin infaz sürelerinin hesaplanması hukuki hizmetimizin çok önemli bir parçasıdır. İnfaz hesaplama karmaşık ve teknik bir süreç olduğundan infaz hesaplama araçları kullanılmakta ancak bu araçların neredeyse hepsi birçok zaman yanlış sonuçlar vermektedir. Bu nedenle doğru bilgiye ulaşmak biz avukatlar için çok önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu yoğun ihtiyaç doğrultusunda infaz hesaplama konusunda sorun yaşayan hukukçulara Avukat Burak Yılmaz tarafından infaz hesaplama danışmanlığı verilmektedir. Avukat Burak Yılmaz <a style="color: #b8967e;" href="https://cte.adalet.gov.tr" target="_blank" rel="noopener"><strong>Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü</strong></a>’nde istatistikçi olarak yüzbinlerce infaz hesaplaması yapmıştır. Ayrıca Burak Yılmaz infaz hukukunun temellerinin aktarılması için aşağıda özet bir metin hazırlamıştır. (-Av. İrem İLBARS)</p>
<h2><strong><span style="color: #db0f0f;">Doğru Bilgi ile İnfaz Hesaplama ve İnfaz Avantajları için Danışmanlık : </span></strong><strong><span style="color: #db0f0f;">Avukat Burak Yılmaz</span> <span style="color: #000000;"><a style="color: #000000;" href="tel:05054459030">0505 445 9030</a></span></strong></h2>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38071 size-medium" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Infaz-hesaplama--768x456.png" alt="infaz hesaplama" width="768" height="456" srcset="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Infaz-hesaplama--768x456.png 768w, https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Infaz-hesaplama--1170x694.png 1170w" sizes="(max-width: 768px) 100vw, 768px" /></p>
<h2>İnfaz Hesaplama Nedir?</h2>
<p>Bu makale avukat meslektaşlarımıza Türkiye’de infaz hukukunun aşamalarını; hukuki dayanak, şartlar, uygulama usulleri, istisnaları ve ihlallerin sonuçları bakımından açıklamak amacıyla kaleme alınmıştır.</p>
<p>İnfaz suç karşılığında uygulanması öngörülen yaptırımların uygulanması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Ülkemizde infaz hesaplama son derece karmaşık, hukuki ve teknik bilgi isteyen ve meşakkatli süreçlerdir. Gerek cezasızlık algısının giderilmesi gerekse hükümlülerin hakları açısından bu sürecin dikkatli ve profesyonel olarak yürütülmesi gerekir.</p>
<p>İnfaz Hesaplama cezanın tatbikinde uygulanması gereken yasal düzenlemeler ışığında hükümlünün ne kadar ceza çekeceğinin hesaplanması anlamına gelir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>İnfaz Hesaplama Aracı</h2>
<p>Aşağıda yer alan infaz hesaplama aracı ile halk dilinde yatar hesaplanmaktadır.</p>
<p><span style="color: red;">UYARI:</span> Ancak şunu önemle belirtmek gerekir ki internette yer alan infaz hesaplama araçlarının tamamına yakını birçok hesaplamayı yanlış gerçekleştirmektedir.</p>
<h2>İnfaz Hukukunun Yasal Dayanakları Nelerdir?</h2>
<p>İnfaz rejimi esasen 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile düzenlenir; ayrıca Denetimli Serbestlik Hizmetleri ve Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılma için yönetmelikler ve ilgili genelgeler bulunmaktadır. Kanun ve yönetmeliklerde yapılan değişiklikler uygulamayı ve hükmedilen cezanın yatar miktarını etkiler. 2020 yılında yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da önemli değişikliklere gidilmiş, halk arasında yatar olarak bilinen koşullu salıverilme oranları ve denetimli serbestlik sürelerinde değişiklikler yapılmıştır. İnfaz Hukukunun mevzuat dayanakları şu şekildedir.</p>
<ul>
<li>5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazına Dair Kanun</li>
<li>647 sayılı İnfaz Kanunu (01/06/2005 öncesi suçlarda lehe olması halinde uygulanan mülga kanun)</li>
<li>4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu</li>
<li>5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu</li>
<li>1721 sayılı Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun</li>
<li>4681 sayılı Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri İzleme Kurulları Kanunu</li>
<li>7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</li>
<li>7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</li>
<li>Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yönetmelik (Yayım tarihi 29.03.2020)</li>
<li>Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği</li>
<li>Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri ile Hükümlülerin Değerlendirilmesine Dair Yönetmelik</li>
<li>Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği</li>
</ul>
<h2>İnfaz Hukukunda Süreçler Nelerdir?</h2>
<p><strong>BİR HÜKÜMLÜNÜN İNFAZ YOLCULUĞU REHBERİ – ADIM ADIM İNFAZ</strong></p>
<p>Ceza verildi şimdi ne olacak? İşte hükümlünün infaz yolculuğu şu şekilde başlar:</p>
<ol>
<li>Ceza Mahkemesi tarafından mahkumiyet hükmü verilir.</li>
<li>Mahkumiyet hükmünden sonra ceza fişi düzenlenir. Ceza fişi, ceza mahkumiyetleri, fer&#8217;i cezalar ve güvenlik tedbirlerinin adli sicile bildirilmeleri için düzenlenecek fişi ifade eder.</li>
<li>Kesinleşme şerhi çıkar.</li>
<li>Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından infaz defterine kaydedilir.</li>
<li>Cumhuriyet Başsavcılığı hükümlü hakkında çağrı kağıdı ya da yakalama emri çıkarır.</li>
<li>Çağrı kağıdı hükümdeki adrese tebliğ edilir.</li>
<li>Hükümlü infazın yerine getirilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığına başvurur.</li>
<li>Başvuru üzerine hükümlü infaz kurumuna gönderilir.</li>
<li>Hükümlü çağrı kağıdına rağmen 10 gün gelmezse yakalama emri çıkarılır.</li>
<li>Hükümlü ceza infaz kurumuna alınır.</li>
<li>Cumhuriyet Başsavcılığı hükümlüye hapis ceza süresinin, hüküm künye bilgilerinin, koşullu salıverme ve bihakkın tahliye tarihini belirten ‘’süre belgesi’’ halk arasındaki ismi ile müddetname verir.</li>
<li>Müddetnamede hata ya da usule aykırı durum varsa ceza mahkemesine itiraz edilir.</li>
<li>Hükümlünün üst ve eşyaları aranır.</li>
<li>Üst aramasından sonra hükümlü kabul odasına alınır.</li>
<li>Hükümlünün parmak ve avuç izleri alınır, fotoğrafları çekilir, kan grubu bilgileri kaydedilir.</li>
<li>Hükümlünün bulaşıcı hastalığı ya da kurumda tedavisi yapılamayacak hastalığı tespit edilirse Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir.</li>
<li>Hükümlünün öğrenim durumu tespit edilir.</li>
<li>Hükümlüye hükümlü kimlik belgesi çıkarılır.</li>
<li>Hükümlünün yıkanması sağlanarak suç grubuna uygun odaya götürülür.</li>
</ol>
<p><strong>Bir hükümlünün infaz yolculuğu sırasıyla şu şekildedir:</strong></p>
<p>Tutukluluk (varsa) → Kapalı Cezaevi* → Açık Cezaevi → Denetimli Serbestlik → Koşullu Salıverilme → Hak Ederek Tahliye</p>
<p>*İnfaz sistemimizde kural olarak öncelikle kapalı ceza infaz kurumlarında infazı gerçekleştirmek esastır, ancak bazı durumlarda doğrudan açık ceza infaz kurumlarında infaz imkânları da mevcut olup makalenin devamında bu hususa değinilecektir.</p>
<h2>Ne Kadar Hapis Cezası Alındığını Nasıl Öğrenebilirim? Cezada Artırım veya İndirim Nasıl Yapılır?</h2>
<h3>Ne Kadar Hapis Cezası Alındığını Nasıl Öğrenebilirim?</h3>
<p>İnfaz hesaplamanın önemli noktası başından itibaren verilen ceza miktarının doğru belirlenmesi ile başlar.Bir ceza yargılaması sonucunda hapis cezası verildiğinde öncelikle ceza süresi yazılır. Ardından cezada artırım ve indirimler tek tek yazılır. Son olarak sanığın sonuç cezası hesaplanır. Bu karar sonrasında ceza fişi ve ardından müddetname adı verilen belge hazırlanır. Müddetname hakkında yargılanma yapılıp ceza verilen hükümlünün cezasının infazına ilişkin bir belgedir. Müddetnamede Cezaevine Giriş Tarihi, Hak Ederek Tahliye Tarihi, Denetimli Serbestlik Tarihi, Koşullu Salıverilme Tarihi ve varsa mahsup edilecek olan tutukluluk ve gözaltı süreleri bulunur. CMK 272.madde uyarınca, müddetnamenin tebliğ edilmesinden itibaren başlayan yedi günlük süre içinde müddetnameye itiraz edilebilir. İtirazın İnfaz Hâkimliği’ne yapılması gerekir. Burada itiraz süreci oldukça önemli olup hükümlünün birçok yılının kurtarılması sağlanabilir.</p>
<h3>Cezada Artırım Veya İndirim Nasıl Yapılır?</h3>
<p>Türk Ceza Kanununun 61. Maddesi cezada artırım ve indirimin nasıl yapılacağı konusunda gerekli kuralları içermektedir. Buna göre:</p>
<p>Hâkim, somut olayda;</p>
<p>a) Suçun işleniş biçimini,</p>
<p>b) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları,</p>
<p>c) Suçun işlendiği zaman ve yeri,</p>
<p>d) Suçun konusunun önem ve değerini,</p>
<p>e) Meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını,</p>
<p>f) Failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,</p>
<p>g) Failin güttüğü amaç ve saiki,</p>
<p>Göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.</p>
<p>Suçun olası kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza üzerinden yapılır.</p>
<p>Yani hâkim temel cezayı belirledikten sonra olayda olası kast veya bilinç taksir hali bulunması durumunda temel ceza üzerinden yapılacak ilk işlem bilinçli taksir nedeniyle TCK madde 22/3’de öngörüldüğü şekliyle ”Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.” hükmü gereğince artırım yapmalıdır. Eğer dava konusu olayda olası kast var ise; o zaman da TCK madde 21/2 ”Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir.” Hükmü gereğince temel cezadan indirim yapılacaktır.</p>
<h4>Cezada Artırım ve İndirim Hallerinin Uygulanma Sırası</h4>
<p>Bir suçun temel şekline nazaran daha ağır veya daha az cezayı gerektiren birden fazla nitelikli hallerin gerçekleşmesi durumunda; infaz hesaplama için temel cezada önce arttırma sonra indirme yapılır. Yani hâkim öncelikle olası kast ve bilinçli taksir halleri varsa onları uyguladıktan sonra suçun nitelikli halleri olan ağırlaştırıcı ve hafifleştirici sebepleri mevcut olması halinde önce artırım nedenlerini sonra da indirim nedenlerini uygulayacaktır.</p>
<p>Ardından TCK madde 61/5 gereğince sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir.</p>
<p>Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmidört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmi takvime göre hesap edilir. (Artık yıllarda 366 gün) Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının arta kalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.</p>
<p>Tüm bu parametreler sonuç cezayı belirler. Her bir ayrıntı birbirinden önemli olup profesyonel bir infaz desteği doğru bilgiye ulaşmak için kritik öneme sahiptir.</p>
<h3>En Az Hapis Cezası Ne Kadardır?</h3>
<p>Türk Ceza Kanunu 49/1: Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz. Ancak bu bahsedilen ceza sonuç ceza için geçerlidir. Makalemizin devamında bahsedilen İnfaz hesabındaki yatar hesabı için geçerli değildir. Örneğin bir kişi katalog suçlar hariç bir suçtan 2 yıl 1 ay ceza almış ise, koşullu salıverilme oranı ½’den 1 yıl 15 gün, denetimli serbestlik süresi olan 1 yıl çıkarıldığında da 15 gün yatarı hesaplanmaktadır. Bu 15 gün ceza infaz kurumunda infaz edilmelidir. Çünkü TCK 49/1’de bahsedilen yatar değil hükmedilen cezadır.</p>
<h3>Ne Kadar Hapis Cezası Paraya Çevrilir?</h3>
<p>TCK’nın 52. maddesi uyarınca Adli Para Cezası, Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir. Madde metninden de görüleceği üzere Adli Para Cezası, suçun mağduru veya zarar görenine ödenmez, sanıktan tahsil edilen adli para cezası devlet hazinesine ödenir.</p>
<p>En az yüz ve en fazla beş yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.</p>
<p>Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.</p>
<p>Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği belirtilir.</p>
<h4>Adli Para Cezası Türleri</h4>
<p><strong>1- Doğrudan Adli Para Cezası:</strong> Türk Ceza Kanununda bazı suçlar bakımından hapis cezası değil Adli Para Cezası öngörülmüştür. Örneğin TCK 288.maddede düzenlenen Adil Yargılamayı Etkilemeye Teşebbüs suçunda “Görülmekte olan bir davada veya yapılmakta olan bir soruşturmada, hukuka aykırı bir karar vermesi veya bir işlem tesis etmesi ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunması için, yargı görevi yapanı, bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemek amacıyla alenen sözlü veya yazılı beyanda bulunan kişi, elli günden az olmamak üzere adli para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde bir doğrudan adli para cezası düzenlemesi bulunmaktadır. Bu durumda suçun karşılığı doğrudan adli para cezası olarak düzenlenmiş olduğu için hakim hapis cezası değil, doğrudan adli para cezasına hükmetmek zorundadır.</p>
<p><strong>2- Seçimlik Yaptırım Olarak Adli Para Cezası :</strong> TCK’da bir suçun karşılığı olarak hapis cezası VEYA adli para cezası olarak düzenleme mevcut ise yaptırımlarından yalnız birinin uygulanması seçimlik olarak öngörülmüş olup Hakimin takdir hakkı mevcuttur. Örneğin TCK 117/1. maddede düzenlenen İş Ve Çalışma Hürriyetinin İhlali suçunda “Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, iş ve çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikayeti halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis VEYA adlî para cezası verilir.” Şeklinde seçenek yaptırım öngörülmüştür.</p>
<p><strong>3- Hapis Cezasından Çevrilen Adli Para Cezası:</strong> TCK m.50/1-a uyarınca Kasten işlenen suçlarda bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları, adli para cezasına çevrilebilir. Taksirle işlenen suçlarda ise (bilinçli taksir durumları hariç) ceza miktarına bakılmaksızın tüm cezalar adli para cezasına çevrilebilir. Suçun Bilinçli Taksirle işlenmesi halinde 1 veya daha az süreli ise adli para cezasına çevrilebilir. Taksirle öldürme suçunun 2.fıkrasında yer alan fiili işleyenler hakkında üst sınır olan 15 yıl hapis cezası öngörülmesine rağmen hâkim takdiriyle bu süre Adli Para Cezasına çevrilebilir.</p>
<p>Hapis cezasından çevrilen adli para cezaları kural olarak hâkim takdirindedir. Ancak bu takdir yetkisinin bazı istisnaları mevcuttur. Eğer hükmolunan hapis cezası 30 gün veya daha az süreli ise hâkim, bu cezayı adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevirmek zorundadır. Ayrıca, yargılanan kişinin yaşının 18’den küçük veya 65 yaşından büyük olması halinde de hâkim, 1 yıl veya daha az süreli hapis cezasını adli para cezasına veya diğer seçenek yaptırımlara çevirmek zorundadır (TCK md.50/3), bu konuda hâkimin takdir hakkı yoktur.</p>
<p><strong>5- Hapis Cezası ile Birlikte Hükmedilen Adli Para Cezaları:</strong> Türk Ceza Kanununda yer alan bazı suçlarda hem hapis hem de adli para cezasının birlikte uygulanması öngörülmüştür. Örneğin TCK 199.maddede yer alan Kıymetli damgada sahtecilik suçunda “Kıymetli damgayı sahte olarak üreten, ülkeye sokan, nakleden, muhafaza eden veya tedavüle koyan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis VE adlî para cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Dikkat edilirse suçun alt sınırı 1 yıl olup bu süre de Adli Para Cezasına çevrilebilir. Yani hâkim, birlikte yaptırım olan adli para cezasına hükmetmesi halinde sanık hakkında 1 yıl hapis cezası verdiğinde, bu hapis cezasını da adli para cezasına çevirebilir.</p>
<h3>Adli Para Cezası Tekerrüre Esas Alınır Mı?</h3>
<p>Ceza Hukukumuzda kesinleşme sınırları mevcuttur. Kesin nitelikte adli para cezası tekerrüre esas alınmaz. Öte yandan tekerrür uygulanan sonuç cezanın hapis cezası olması gerekir, adli para cezası hakkında tekerrür hükümleri uygulanamaz. Yani kişinin sonradan işlediği suç adli para cezası ise tekerrür hükümleri uygulanmayacaktır.</p>
<h3>İnfaz Koşulları Bakımından Hapis Cezaları</h3>
<ul>
<li>Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası</li>
<li>Müebbet Hapis Cezası</li>
<li>Süreli Hapis Cezası</li>
</ul>
<h3>Hastalık Nedeniyle Hapis Cezasının İnfazının Ertelenmesi</h3>
<p>Hasta olan hükümlü cezasını resmi sağlık kuruluşlarının mahkumlara ayrılan bölümlerinde çeker. Ancak hükümlünün hastalığı bu hallerde hastalığı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa cezanın infazı iyileşene kadar geri bırakılır.</p>
<h3>Hükümlü Kimlerle Görüşebilir?</h3>
<p>Hükümlü şu kişilerle izin almaya gerek olmadan yüz yüze, haftada 1 kez, mesai saatleri içinde, yarım saatten az bir saatten fazla olmamak üzere görüşebilir:</p>
<ul>
<li>Eşi</li>
<li>Birinci, ikinci, üçüncü derece kan ve kayın hısımları ile (anne, babası, büyükanne ve büyükbabası, çocuğu, torunu, kardeş, geln, damadı, kayınbirader, baldızı, yengesi, eniştesi, görümcesi, kayınvalidesi, kayınpederi, kayınvaldesinin annesi ve babası, kayınpederin anne ve babası, eşin başkasından olma çocuğu, büyükanne ve büyük babasının anne ve babaları, torun çocuğu, kardeş çocuğu, eş, amcası, halası, dayısı, teyzesi ve bunların eşleriyle)</li>
<li>Vasisi veya kayyımı</li>
</ul>
<h3>Kapalı Görüş – Açık Görüş</h3>
<p>Kapalı görüşte hükümlü ya da tutuklu ile ziyaretçiler arasında fiziki temas olmadan ve görevli tarafından dinlenebilecek şekilde sürdürülür.</p>
<p>Açık görüş ise hükümlü ve tutuklular ile ziyaretçilerin fiziki temaslarına imkan verir.</p>
<h3>Avukat ile tutuklu ve hükümlünün görüşü</h3>
<p>Avukat, vekaletname aranmaksızın tutuklu ile mahrem bir şekilde görüntünün açık ancak kimsenin konuşulanları duyamayacağı şekilde her zaman görüşebilir. Aynı anda en fazla 3 avukat tutuklu ile görüşebilir.</p>
<p>Avukat, hükümlü ile tatil günleri dışında ve çalışma saatleri içerisinde görevliler tarafından görülebilecek ancak konuşulanların duyulamayacağı özel bir şekilde görüşür.</p>
<p><strong>İnfaz Hukukunun Teknik Boyutu</strong></p>
<h2>İnfaz Hesaplama Nasıl Yapılır?</h2>
<p>Bir ceza yargılaması sonucunda hapis cezası verildiyse bu toplam ceza miktarını ifade eder. İnfaz hesaplama hususunun önemi bu noktada karşımıza çıkar.  Ceza Hukukumuzda büyük çoğunlukla bu hapis cezalarının tamamı ceza infaz kurumunda infaz edilmeyerek Koşullu Salıverilme adı altında yatar süresi hesaplanması gerekmektedir. 2020 yılında yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun ile Koşullu Salıverilme oranları ½ , 2/3 ve ¾ olarak 3 ana başlığa ayrılmıştır. Genel kural ½ olmakla beraber kanun koyucu bazı suçlara 2/3 bazılarına ise ¾ infaz rejimi uygulamıştır. Ancak unutulmamalıdır ki Koşullu Salıverilmeden yararlanabilmek için mahkûmun cezaevindeki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.</p>
<p><strong>Koşullu Salıverilmede ana kural ½ olarak esas alınır. Ancak bazı istisna suçlarda farklı infaz rejimleri uygulanmaktadır. İstisna suçlar aşağıda sayılmıştır. Bu kapsamda;</strong></p>
<h4>Koşullu Salıverilme oranı 2/3 olan suçlar:</h4>
<p>Türk Ceza Kanunu;</p>
<ul>
<li>81. madde: Kasten Öldürme</li>
<li>82. madde: Kasten Öldürme Suçunun Nitelikli Halleri</li>
<li>83. madde: Kasten Öldürmenin İhmali Davranışla İşlenmesi</li>
<li>87/2.d: Yüzün Sürekli Değişikliğine Sebebiyet Veren Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama</li>
<li>94. madde: İşkence</li>
<li>95. madde: Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış İşkence</li>
<li>96. madde: Eziyet</li>
<li>102. madde: Cinsel Saldırı (2.fıkra hariç)</li>
<li>104. madde: Reşit Olmayanla Cinsel İlişki (2. ve 3. fıkra hariç)</li>
<li>105. madde: Cinsel Taciz</li>
<li>132. madde ve 138.madde arasındaki suçlar: Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar</li>
<li>220. madde: Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (Çıkar Amaçlı Suç Örgütü)</li>
<li>326. madde ve 339.madde arasındaki suçlar: Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk</li>
<li>2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda yer alan suçlar</li>
</ul>
<p>*Ana Kural olan ½ oranını gerektirir suçlarda tekerrür halinde de 2/3 infaz rejimi uygulanır.</p>
<p>*Suçu İşleyen 18 yaşından küçük ise (Suça Sürüklenen Çocuk) ¾ oranını gerektirir suçlarda 2/3 infaz rejimi uygulanır.</p>
<h4>Koşullu Salıverilme oranı 3/4 olan suçlar:</h4>
<p>Türk Ceza Kanunu;</p>
<ul>
<li>102/2: Cinsel Saldırı (organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle)</li>
<li>103. madde: Çocukların Cinsel İstismarı</li>
<li>104/2: Reşit Olmayanla Cinsel İlişki (Suçun mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi halinde)</li>
<li>104/3: Reşit Olmayanla Cinsel İlişki (Suçun, evlat edineceği çocuğun evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde)</li>
<li>188. madde: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti</li>
<li>3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununda yer alan suçlar</li>
<li>Terör Faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar</li>
</ul>
<p>*2.Kez Mükerrirler hakkında da 3/4 infaz rejimi uygulanır.</p>
<h4>Koşullu Salıverilme Uygulanmayan Haller:</h4>
<ul>
<li>Koşullu Salıverilmesi Geri Alınanlar</li>
<li>Disiplin Hapsi</li>
<li>Zorlama Hapsi</li>
<li>Tazyik Hapsi</li>
<li>Adli Para Cezasından Çevrilen Hapis Cezaları</li>
<li>TCK 302 ile TCK 325 arasındaki suçlardan Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasına çarptırılanlar</li>
</ul>
<p>Koşullu Salıverilme Oranlarını bir tablo halinde özetlemek gerekirse:</p>
<table style="border-collapse: collapse; width: 100%; text-align: center;">
<tbody>
<tr>
<th style="border: 1px solid #000; padding: 4px;" rowspan="2">Ana Kural</th>
<th style="border: 1px solid #000; padding: 4px;" colspan="2">İstisna Suçlar</th>
</tr>
<tr>
<th style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">2/3 Olan Suçlar</th>
<th style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">3/4 Olan Suçlar</th>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px; font-size: 40px; font-weight: bold;" rowspan="16">1/2</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">81-82-83</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">102/2</td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">87/2-d</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">103</td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">94-95-96</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">104/2 ve 104/3</td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">102 (2. fıkra hariç)</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">188</td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">104 (2. ve 3. fıkra hariç)</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">3713 sayılı TMK</td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">105</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">Terör Suçları</td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">132-138 arası</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">326-339 arası</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">220</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">MİT Kanunu</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px; font-style: italic;">*Suçu İşleyen Çocuksa</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">102-103-104-105</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">188</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">3713 sayılı TMK</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">220</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">Terör Suçları</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
</tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;"></td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px; font-style: italic;">*1/2&#8217;lik Suçlarda Tekerrür</td>
<td style="border: 1px solid #000; padding: 4px;">2. Kez Mükerrir</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<h2>İnfaz Sürelerinin Üst Sınırı</h2>
<p>Hukuk sistemimizde bir kişi birden çok suç işlemesi halinde kural olarak cezalar içtima (toplanma) edilir. Kamuoyunda birçok kez gündem olan 180 yıl hapis, 500 yıl hapis gibi cezalar bu içtima işlemi sonucunda ortaya çıkan ceza miktarlarıdır. Öte yandan kanun koyucu ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve süreli hapis cezaları için ise farklı miktarlarda üst sınırlar koymuştur. İnfaz hesaplama yani detaylı yatar hesaplama verilen hapis cezalarının infazı için doğrudan öneme sahiptir.</p>
<h3>En fazla ne kadar hapis yatılır?</h3>
<p>Süreli Hapis Cezalarında bir kişinin ceza miktarı ne kadar yüksek olursa olsun ceza infaz kurumunda geçirebileceği en yüksek süre (cezaevindeki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi halinde) genel suçlarda <strong>28 yıl</strong>, Terör veya Örgüt suçlarında <strong>32 yıl</strong>, mükerrir suçlarda da <strong>32 yıl</strong>dır.</p>
<p>Müebbet Hapis Cezalarında bir kişinin ceza miktarı ne kadar yüksek olursa olsun ceza infaz kurumunda geçirebileceği en yüksek süre (cezaevindeki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi halinde) genel suçlarda 24 yıl, Terör veya Örgüt suçlarında <strong>30 yıl</strong>, mükerrir suçlarda da <strong>33 yıl</strong>dır.</p>
<p>Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezalarında bir kişinin ceza miktarı ne kadar yüksek olursa olsun ceza infaz kurumunda geçirebileceği en yüksek süre (cezaevindeki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi halinde) genel suçlarda 30 yıl, Terör veya Örgüt suçlarında 36 yıl, mükerrir suçlarda da 39 yıldır.</p>
<p>Ancak bir kişi bu hapis cezası türlerinden birden çok kez hüküm giymiş olabilir. Bu durumda:</p>
<p>Birden fazla Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezalarında en yüksek süre genel suçlarda 36 yıl, Terör veya Örgüt suçlarında 40 yıldır. Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası ile Müebbet Hapis Cezası birlikte infaz edildiğinde ve Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası ile Süreli Hapis Cezası birlikte infaz edildiğinde de durum aynıdır.</p>
<p>Birden fazla Müebbet Hapis Cezalarında ve Müebbet Hapis Cezası ile Süreli Hapis Cezası birlikte infaz edildiğinde ise en yüksek süre genel suçlarda 30 yıl, Terör veya Örgüt suçlarında 34 yıldır.</p>
<p>İnfaz Hesaplama &#8211; Detaylı Yatar Hesaplama konusunda en yüksek sürenin istisnası ise TCK 302 ile TCK 325 arasındaki suçlardan Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezasına çarptırılanlar ömür boyu infaz edilir.</p>
<h3>İnfaz Hesaplama İnfaz Sürelerinin Üst Sınırına İlişkin Tablo</h3>
<p>Üst sınıra ilişkin detaylar şu şekildedir:</p>
<table style="border-collapse: collapse; width: 100%; margin-bottom: 25px;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th></th>
<th>Müebbet</th>
<th>Ağırlaştırılmış Müebbet</th>
<th>Süreli</th>
</tr>
<tr>
<td>Genel Suçlar</td>
<td>24</td>
<td>30</td>
<td>28</td>
</tr>
<tr>
<td>Terör veya Örgüt</td>
<td>30</td>
<td>36</td>
<td>32</td>
</tr>
<tr>
<td>Mükerrir</td>
<td>33</td>
<td>39</td>
<td>32</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="border-collapse: collapse; width: 100%; margin-bottom: 25px;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th></th>
<th>Genel Suçlar</th>
<th>Terör veya Örgüt</th>
</tr>
<tr>
<td>Ağ. Müeb + Ağ. Müeb<br />
veya<br />
Ağ. Müeb + Müebbet<br />
veya<br />
Ağ. Müeb + Süreli</td>
<td>36</td>
<td>40</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table style="border-collapse: collapse; width: 100%;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<td>Müebbet + Müebbet<br />
veya<br />
Müebbet + Süreli</td>
<td>30</td>
<td>34</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2>Mükerrirlere Özgü İnfaz Rejimi</h2>
<p>Bu bölümde, mükerrir suçlarda infaz rejimine ilişkin detaylar yer almaktadır.</p>
<h3>Cezalarda Tekerrür Nedir? (Mükerrirlik)</h3>
<p>TCK 58/1. Maddesi gereği; Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş olması gerekmez. Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl, beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl, geçtikten sonra işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz. Tekerrür halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına hükmolunur. Kasıtlı suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış olan kişilerin işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.</p>
<p>Birinci suç kesinleşip infaz edildikten sonra, ikinci suç işlenmiş ise;</p>
<p>(TCK 58/2. Maddesi gereği; (2) Tekerrür hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;</p>
<p>a) Beş yıldan fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl geçmeden,</p>
<p>b) Beş yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl geçmeden 2. Suç işlenirse, kişi mükerrirdir. 3 yıl ve 5 yıllık süreler geçtikten sonra suç işlenirse, 2. Suçta mükerrirlik olmaz.</p>
<h3>Mükerrer İşlenen Suçlarda İnfaz Hesaplama Nasıl Yapılır?</h3>
<p>Mükerrer olarak işlenen suçlardan dolayı mahkûm olanlar ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının 39 yılını, Müebbet hapis cezasının 33 yılını, Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla 32 yılını, Süreli hapis cezalarının ise 2/3’ünü infaz ederler. Ancak koşullu salıverilme oranı 2/3’den fazla olan suçlar bakımından tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır. Örneğin ¾ infaz rejimini gerektirir TCK 188 (Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti) ile TCK 103 (Çocukların Cinsel İstismarı) suçlarını mükerrer olarak işleyen kişi koşullu salıverilme oranı 2/3’den fazla olan suçları işlediği için yine ¾ infaz rejimine tabi olacaktır.</p>
<h3>Denetimli Serbestlik Süreleri</h3>
<p>7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile birlikte Denetimli Serbestlik Sürelerinde değişiklik yapılmıştır. Anılan yasal düzenlemeye göre 30.03.2020 öncesi işlenen suçlarda Denetimli Serbestlik Süresi 3 yıl, 30.03.2020 sonrası işlenen suçlarda ise Denetimli Serbestlik Süresi 1 yıldır.</p>
<h3>Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Süreleri</h3>
<p>Açık ceza infaz kurumları hükümlülerin iyileştirilmelerine, çalıştırılmalarına ve meslek edinmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Açık ceza infaz kurumlarına ayrılan hükümlüler cezaevi dışında iş alanlarında çalışabilir, kimse tarafından dinlenmeden telefonla konuşabilir, çeşitli etkinliklere katılabilir, aileleriyle bağlarını sürdürmeleri-güçlendirmeleri ve dış dünyaya uyumlarını sağlamak için izin alabilirler. (yılda üç defa, yol süresi ile birlikte 7 güne kadar izinli olarak dışarıda yakınları ile vakit geçirebilirler)</p>
<p>Bir hükümlünün doğrudan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına ayrılması için Kasten işlenen suçlar bakımından 3 yıl veya daha az, Taksirle işlenen suçlar bakımından 5 yıl veya daha az ceza almış olması gerekir. Ancak bu kuralın istisnası mevcuttur. Örgüt suçları, Cinsel suçlar ve Terör suçları ceza miktarına bakılmaksızın doğrudan açık ceza infaz kurumlarına ayrılamazlar, önce kapalı ceza infaz kurumlarında gerekli süreleri geçirdikten sonra şartların oluşması halinde açık ceza infaz kurumlarına ayrılabilirler. Aynı şekilde Adli Para Cezasından Çevrilen Hapis Cezaları ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu gereğince Tazyik Hapsi cezası alanlar da doğrudan açık ceza infaz kurumlarına ayrılamazlar.</p>
<p>Açık Ceza İnfaz Kurumlarına ayrılma süreleri yönetmelikle belirlenmiştir. Açık Ceza İnfaz Kurumlarına ayrılmanın temel kuralı toplam ceza miktarı 10 yıldan az ise 1 ay, 10 yıldan fazla ise toplam cezanın 1/10’unu kapalı ceza infaz kurumunda infaz etmiş olmaktır. Bununla birlikte kural olarak koşullu salıverilme tarihine 7 yıl kalan hükümlüleri Açık Ceza İnfaz Kurumlarına ayrılmalarını öngörürken bazı suç tiplerine ilişkin daha az sürelere hükmedilmiştir.</p>
<p><strong>Koşullu Salıverilmesine 5 Yıl Kala Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılabilecek Suç Türleri:</strong></p>
<p>Türk Ceza Kanunu;</p>
<ul>
<li>142. madde: Nitelikli Hırsızlık</li>
<li>148. madde: Yağma</li>
<li>188. madde: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde İmal ve Ticareti</li>
<li>190. madde: Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma</li>
<li>Müebbet Hapis Cezaları</li>
</ul>
<p><strong>Koşullu Salıverilmesine 3 Yıl Kala Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılabilecek Suç Türleri:</strong></p>
<p>Türk Ceza Kanunu;</p>
<ul>
<li>102. madde: Cinsel Saldırı</li>
<li>103. madde: Çocukların Cinsel İstismarı</li>
<li>82/1.d: Kasten Öldürme Suçunun Nitelikli Hali (Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı)</li>
<li>86/3.a: Kasten Yaralama (Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı)</li>
<li>96/2.b: Eziyet (Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı)</li>
<li>Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda Toplam Cezasının 1/3’ünü infaz eden hükümlüler</li>
</ul>
<p><strong>Koşullu Salıverilmesine 2 Yıl Kala Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılabilecek Suç Türü:</strong></p>
<p>Türk Ceza Kanunu;</p>
<ul>
<li>221. madde: Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma suçunda Etkin Pişmanlık Halleri</li>
</ul>
<p><strong>Koşullu Salıverilmesine 1 Yıl Kala Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılabilecek Suç Türü:</strong></p>
<ul>
<li>Terör Suçları</li>
</ul>
<h3>İnfaz Hesaplama Yapılırken Açık Ceza İnfaz Kurumuna Ayrılamayacak Hükümlüler</h3>
<ul>
<li>2.Kez Mükerrirler</li>
<li>Ağırlaştırılmış Müebbet Hapis Cezası alan hükümlüler</li>
<li>Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda 5 Defadan Fazla Hücre Cezası Alıp Sonuncusunun Üzerinden 1 Yıl Geçmemiş Olanlar</li>
<li>Tutuklular</li>
<li>Koşullu Salıverilmesi Geri Alınanlar</li>
<li>Denetimli Serbestlik İhlali Yapanlar</li>
<li>Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan firar edenler</li>
<li>Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan 2 defa firar edenler</li>
<li>Disiplin Hapsi hükümlüleri</li>
</ul>
<p>Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Sürelerine İlişkin Tablo</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-37961 size-full" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/acik-ceza-infaz-kurumlarina-ayrilma-sureleri.png" alt="AÇIK CEZA İNFAZ KURUMLARINA AYRILMA SÜRELERİNE İLİŞKİN TABLO" width="506" height="716" /></p>
<p>Görüldüğü üzere bir hükümlünün infaz süreci, infaz hesaplama &#8211; detaylı yatar hesaplama son derece karmaşık ve meşakkatli bir süreçtir. Bu makalede infaza ilişkin tüm süreç özet halinde anlatılmaya çalışılmış olup, başkaca istisnalar da mevcuttur.</p>
<p>Yazar: Avukat Burak Yılmaz</p>
<p>Ceza Hukuku ile ilgili başkaca makaleler için : <a href="https://ilbarshukukburosu.com/ceza-hukuku/">Ceza Hukuku Makaleleri</a></p>
<div style="background-color: #dcdfe4; border-style: groove; border-color: #ba967b; padding: 15px; margin: 10px 0; border-radius: 5px; box-sizing: border-box;">
<p style="margin-top: 0;"><strong>YASAL UYARI</strong></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">1- Sitemizde yer alan metinler <span style="text-decoration: underline;">hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.</span> Metinlerin kullanımından doğabilecek zarar ve sakıncalardan Avukat İrem İlbars <span style="text-decoration: underline;">sorumlu değildir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">2- İnternet sitemizde yer alan tüm metin, içerik ve görsellerin telif hakları Avukat İrem İLBARS&#8217;a aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile diğer ilgili uluslararası telif hakları mevzuatı kapsamında korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması, <span style="text-decoration: underline;">yayımlanması ya da kullanılması yasaktır.</span> Bu haklara aykırı kullanımın tespiti halinde Avukat İrem İlbars yasal yollara başvurma hakkını saklı tutar.</p>
<p style="margin-bottom: 0;">Metinlerimiz e-imzalı olup <span style="text-decoration: underline;">zaman damgalıdır.</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/infaz-hesaplama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İftira Suçu ve Cezası TCK 267</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/iftira-sucu-ve-cezasi/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/iftira-sucu-ve-cezasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 18:15:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=37925</guid>

					<description><![CDATA[İftira suçu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Adliyeye Karşı İşlenen Suçlar başlığı altında düzenlenir. İftira suçunun temel cezası 1 yıldan..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İftira suçu 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda <strong>Adliyeye Karşı İşlenen Suçlar</strong> başlığı altında düzenlenir.</p>
<p>İftira suçunun <strong>temel cezası 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.</strong></p>
<p>İftira Suçu, adliyeye karşı işlenen en önemli suçtur. İftira suçu ile toplum düzeninin sağlanması, adaletin yerine getirilmesinin sağlanması, adil bir düzen kurulması amaçlanır. Bu suçtan zarar gören sadece iftiraya uğrayan değil aynı zamanda suç isnadı yapılması nedeniyle gereksiz ve haksız yere meşgul edilen kolluk, Cumhuriyet Savcısı, resmi kurumlar gibi yasal mercilerdir.</p>
<h2>İftira Suçu Nedir? (TCK 267)</h2>
<p>İftira atmak, iftira çalmak Türk Dil Kurumu&#8217;na göre &#8221;Bir kimseye kasıtlı ve asılsız suç yükleme; kara , bühtan&#8221; anlamına gelmektedir.</p>
<p><a style="color: #b8967e;" href="https://ilbarshukukburosu.com/ceza-hukuku/"><strong>Ceza hukukunun</strong></a> temel ilkelerinden biri olan Masumiyet Karinesi, bir şüpheli ya da sanığın bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından suçu sabit görülünceye kadar masum olması anlamına gelmektedir. Masumiyet karinesinin önemi bilhassa iftira atılı kişilerin kişilik haklarının, onurlarının, saygınlıklarının korunması için büyük önem arz etmektedir. Her ne kadar resmi makamlara göre suçu kesinleşmeyen herkes masum olsa da gerçek hayatta ‘Çamur at izi kalsın’ misali haklarında iftira atılan kişiler saygınlığını yitirmekte ve haksız yere hakkında ceza soruşturması dahası ceza davası açılması ile manevi dünyası telafi edilemeyecek şekilde sarsılmaktadır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38022 size-full" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Iftira-sucu.jpg" alt="İftira suçunun cezası" width="640" height="480" /></p>
<p>İftira suçu halk arasında sanılanın aksine atılan her türlü iftirada vücut bulmaz.</p>
<p>Türk Ceza Kanunu gerekçesinde iftira suçu için şu açıklama yapılmaktadır: Madde 267- Madde metninde, iftira suçu tanımlanmıştır.</p>
<p>Kanun koyucu tarafından İftira Suçuna ilişkin hükmün çıkarılma nedeni şu şekilde izah edilmiştir:</p>
<p>&#8220;İftira, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için, bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesiyle oluşur.</p>
<p>İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturabilir. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de bu suçun konusunu oluşturabilir.</p>
<p>Bu isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle ya da basın ve yayın yoluyla yapılması gerekir.</p>
<p>Kişiye karşı suç isnadı ihbar veya şikâyet suretiyle yapılmış olabilir. Dolayısıyla, ihbar veya şikâyetin yapılabileceği her makam nezdinde yapılan isnatla iftira suçu işlenebilir. Başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişiler de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebilirler.</p>
<p>Gazete veya diğer kitle iletişim araçlarında yayın yapılması suretiyle bir kişiye suç isnadında bulunulması hâlinde de iftira suçu oluşur.</p>
<p>Cumhuriyet savcıları, kamu adına re’sen soruşturulabilen suçlarla ilgili olarak yayınlanan haberleri ihbar kabul ederek, soruşturma başlatmaktadırlar. Bu bakımdan, basın ve yayın yolu ile bir kişiye gerçeğe aykırı olarak hukuka aykırı fiil isnat edilmesi hâlinde, iftira suçu oluşur.</p>
<p>Kişiye isnat edilen fiil hiç işlenmemiş olabileceği gibi, kendisine isnatta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Kişi suç teşkil eden bir fiili işlemiştir. Fakat bu suça ilişkin ihbar veya şikâyette bulunan, fiile, suç olarak niteliğini değiştirecek bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Şöyle ki; fiil, sahibinin bilgisi ve rızası dışında malını almaktan ibarettir. Ancak, bildirimde bulunan, bunun cebir veya tehditle işlendiği iddiasında bulunmuştur. Bu ilâve unsurlar açısından iftira suçu oluştuğunu kabul etmek gerekir.</p>
<p>İsnadın belli bir kişiye yönelik olması gerekir. Bu kişinin ismi açıkça belirtilmese bile, yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olması yeterlidir.</p>
<p>İftira suçunun oluşabilmesi için, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kişinin bu fiili işlemediğinin bilinmesi gerekir. Bu bakımdan, söz konusu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Başka bir deyişle iftira suçu muhtemel kastla işlenemez. Bu suçun oluşabilmesi için, ayrıca, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hareket edilmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı gereklidir.</p>
<p>Maddenin ikinci fıkrasına göre, iftira konusunu oluşturan haksız fiilin maddî eser ve delillerinin uydurulması hâlinde, verilecek cezanın belli oranda artırılması gerekmektedir.</p>
<p>Maddenin üç ila yedinci fıkralarında, iftira sonucu meydana gelen neticelere göre fail hakkındaki cezanın ne surette tertip edileceği gösterilmektedir.</p>
<p>Sekizinci fıkrada, iftira suçunda zamanaşımı bakımından sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususunda özel bir hüküm yer almaktadır. İsnat edilen suç dolayısıyla yapılan kovuşturma sonucu hükmün kesinleşmesiyle, iftiranın sabit olabileceği ve dolayısıyla takibata girişileceği aşikâr olduğundan böyle bir hükme olan zorunluluk meydandadır.</p>
<p>Maddenin son fıkrasında, basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararının, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunması ve ilân masrafının hükümlüden tahsil edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.&#8221;</p>
<p>İftira suçunun konusunu hukuka aykırı fiil oluşturabilir. Bu fiilin suç oluşturması şart değildir. Disiplin yaptırımını veya başka bir idari yaptırımı gerekli kılan fiiller de bu suçun konusunu oluşturabilir.</p>
<p>Bu isnadın yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunmak suretiyle ya da basın ve yayın yoluyla yapılması gerekir.</p>
<p>Kişiye karşı suç isnadı ihbar veya şikâyet suretiyle yapılmış olabilir. Dolayısıyla, ihbar veya şikâyetin yapılabileceği her makam nezdinde yapılan isnatla iftira suçu işlenebilir. Başlatılmış olan hukuk veya ceza muhakemesi sürecinde davanın tarafı, sanık veya tanık konumundaki kişiler de, bulundukları beyanlarla iftira suçunu işleyebilirler.</p>
<p>Gazete veya diğer kitle iletişim araçlarında yayın yapılması suretiyle bir kişiye suç isnadında bulunulması hâlinde de iftira suçu oluşur.</p>
<p>Cumhuriyet savcıları, kamu adına kendiliğinden soruşturulabilen suçlarla ilgili olarak yayınlanan haberleri ihbar kabul ederek, soruşturma başlatmaktadırlar. Bu bakımdan, basın ve yayın yolu ile bir kişiye gerçeğe aykırı olarak hukuka aykırı fiil isnat edilmesi hâlinde, iftira suçu oluşur.</p>
<p>Kişiye isnat edilen fiil hiç işlenmemiş olabileceği gibi, kendisine is­natta bulunulan kişi tarafından işlenmemiş olabilir. Kişi suç teşkil eden bir fiili işlemiştir. Fakat bu suça ilişkin ihbar veya şikâyette bulunan, fiile, suç olarak niteliğini değiştirecek bazı eklemelerde bulunmuş olabilir. Şöyle ki; fiil, sahibinin bilgisi ve rızası dışında malını almaktan ibarettir. Ancak, bildi­rimde bulunan, bunun cebir veya tehditle işlendiği iddiasında bulunmuştur. Bu ilâve unsurlar açısından iftira suçu oluştuğunu kabul etmek gerekir.</p>
<p>İsnadın belli bir kişiye yönelik olması gerekir. Bu kişinin ismi açıkça belirtilmese bile, yapılacak bir araştırma sonucunda kimliğinin belirlenebilir olması yeterlidir.</p>
<p>İftira suçunun oluşabilmesi için, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kişinin bu fiili işlemediğinin bilinmesi gerekir. Bu bakımdan, söz konusu suç, ancak doğrudan kastla işlenebilir. Başka bir deyişle iftira suçu muhtemel kastla işlenemez. Bu suçun oluşabilmesi için, ayrıca, kendisine hukuka aykırı fiil isnat edilen kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla hareket edilmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı gereklidir.</p>
<p>Maddenin ikinci fıkrasına göre, iftira konusunu oluşturan haksız fiilin maddî eser ve delillerinin uydurulması hâlinde, verilecek cezanın belli oranda artırılması gerekmektedir.</p>
<p>Maddenin üç ila yedinci fıkralarında, iftira sonucu meydana gelen neticelere göre fail hakkındaki cezanın ne surette tertip edileceği gösterilmektedir.</p>
<p>Sekizinci fıkrada, iftira suçunda zamanaşımı bakımından sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı hususunda özel bir hüküm yer almaktadır. İsnat edilen suç dolayısıyla yapılan kovuşturma sonucu hükmün kesin­leşmesiyle, iftiranın sabit olabileceği ve dolayısıyla takibata girişileceği aşikâr olduğundan böyle bir hükme olan zorunluluk meydandadır.</p>
<p>Maddenin son fıkrasında, basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararının, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilân olunması ve ilân masrafının hükümlüden tahsil edilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.&#8221;</p>
<p>765 Sayılı Türk Ceza Kanunu tarafından iftira suçu hakkında: ‘’her kim Adliyeye veya keyfiyeti Adliyeye tevdie mecbur olan bir makama veya kanunî takib yapacak veya yaptırabilecek bir mercie ihbar veya şikâyette bulunarak suçsuz olduğunu bildiği bir kimseye bir suç isnad eder yahut o kimse aleyhinde böyle bir suçun maddî eser ve delillerini uydurursa isnad eylediği suçun nevi ve mahiyetine ve uydurduğu delillerin kuvvetine göre’’ cezalandırılacağını belirtmiştir.</p>
<h2>İftira Suçunun Cezası</h2>
<p>İftira suçunun cezasının temel hali 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.</p>
<p>Bu hapis cezası takdiren adli para cezasına çevrilebilir.</p>
<p>Türk Ceza Kanunu’nun Adliyeye Karşı Suçlar kısmında yer alan İftira Suçu şu şekilde düzenlenmiştir:</p>
<ul>
<li>Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.</li>
<li>(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.</li>
<li>(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.</li>
<li>(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.</li>
<li>(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına; (…)[100] hükmolunur.</li>
<li>(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.</li>
<li>(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.</li>
<li>(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-38023 size-full" src="https://ilbarshukukburosu.com/wp-content/uploads/2025/11/Iftira-cezasi.jpg" alt="Kadının kocasına iftira atması " width="620" height="350" /></p>
<h2>İftira Suçunun İşlenme Yöntemleri</h2>
<p>İftira Suçu ihbar yolu ile şikayet yolu ile ya da basın ve sosyal medya araçlarının kullanımı ile işlenebilir. İftira suçu işlenme yöntemlerine göre bazı farklılıklar içermektedir. Örneğin iftira suçunu Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet yolu kullanarak bildiren kanun yollarına katılma, itiraz ve savunmalarda bulunma hakkına sahip olmaktadır.</p>
<h3>İhbar Yoluyla İftira</h3>
<p>İhbar yolu ile iftiranın gerçekleşmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı’na ya da kolluk birimlerine suç ihbarında bulunulması gerekmektedir. Bu suç ihbarı uygulamada genellikle kamu makamları tarafından yapılır. Herkes suç ihbarında bulunmakta özgürdür. Cumhuriyet Başsavcılığı almış olduğu suç ihbarı neticesinde ilk tahlilde soruşturma başlatır ya da soruşturma yapılmasına yer olmadığına kararı verir.</p>
<h3>Şikayet Yoluyla İftira</h3>
<p>Şikayet yolu ile iftira da aynı ihbar yolu ile iftira gibi kolluk makamlarına ya da Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılır. Şikayet yolunu ihbar yolundan en büyük farkı mağdur ya da suçtan zarar gören tarafından yapılabileceğidir. Şikayet yolu ile iftirada şikayette bulunan kişi soruşturmada müşteki sıfatı kazanarak çeşitli itiraz yollarını kullanmada ehil hale gelir.</p>
<p>Şikayet kural olarak yazılı şekilde yapılır ancak tutanağa geçirilmesi sureti ile yapılması da mümkündür.</p>
<h3>Basın ve Sosyal Medya Üzerinden İftira</h3>
<p>İftira suçu basın araçlarının ya da Twitter, Instagram, Facebook, Whatsapp gibi sosyal medya ve haberleşme araçlarının kullanımı ile işlenebilmekte olup günümüzde oldukça yaygındır. Dijital delillerin karartılması ve yok edilmesi oldukça kolay olduğu için ekran görüntüleri yeterli gelmeyebilmekte olup iftira atıldığının tespit edilmesi halinde delillerin muhafazası ve resmi makamlara başvuru için derhal avukat yardımı alınması gerekmektedir.</p>
<h2>İftira Suçunun Şartları Nelerdir?</h2>
<p>İftira suçunun oluşabilmesi için, iftira suçu failinin, hukuka aykırı fiil isnat ettiği kişinin bu fiili işlemediğini bilmesi gerekmektedir. Bu açıdan, iftira suçu ancak doğrudan kastla işlenebilir. Ancak bu suçun oluşabilmesi için, doğrudan kast tek başına yeterli olmayıp; ayrıca failin hukuka aykırı fiil isnat ettiği kimse hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir müeyyideye maruz kalmasını sağlamak amacıyla hareket etmesi gerekir. Bu nedenle, iftira suçu açısından failde kastın ötesinde belirtilen amacın varlığı, bir başka deyişle özel kastın bulunması gerekmektedir.</p>
<h2>İftira Suçunun Unsurları</h2>
<ul>
<li><strong>Fail:</strong> İftira suçunun faili herkes olabilir. İftira suçunu kamu görevlisi sahip olduğu, devlet tarafından kendisine tevdi edilen görevle ilgili araç ve gereçleri kullanarak işlemesi halinde ise ceza arttırılır.</li>
<li><strong>Mağdur:</strong> İftira suçunun mağduru bir ya da birden fazla kişi olabilir.</li>
<li><strong>Suç Konusu:</strong> İftira suçunun oluşması için failin mağdur hakkında hukuka aykırı bir fiil işlediğini belirtmesi gerekir.</li>
<li><strong>Netice:</strong> İftira neticesi harekete bitişik bir suçtur. Başka bir deyimle müfterinin mağdur hakkında soruşturma, dava ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için mağdura hukuka aykırı bir eylem bulunduğu iddiası ile isnatta bulunması suçun oluşması için yeterlidir. Tehlike suçu olmasından dolayı iftira eylemine karşı cezai müeyyideler yürütülmese de suç oluşur. Örneğin sosyal medya üzerinden kimliği belli ya da belirlenebilir kişiler hakkında ‘’hırsızlık yaptı, dolandırıcılık yaptı, fuhuş yaptı’’ gibi açıklamaların yapılarak iftira atılması iftira atana iftira suçundan ceza verilmesi için yeterlidir.</li>
</ul>
<h2>Nitelikli İftira Suçu Nedir?</h2>
<p>Nitelikli iftira suçu işlenirken delil ve eser uydurma halinde oluşacaktır. Örneğin bir kişi hakkında suç işlemiş gibi ekran görüntüsü yaratarak dijital delil uyduran kişi iftira suçunun temel cezası olan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis suçu öngören temel ceza yarı oranına yarı oranında arttırım uygulanacaktır.</p>
<p>İftira suçunun nitelikli halleri şu şekildedir:</p>
<table style="border-collapse: collapse; width: 100%;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>NİTELİKLİ HAL</th>
<th>ARTTIRIM ORANI</th>
</tr>
<tr>
<td>Delil ve eser uydurma</td>
<td>1/2</td>
</tr>
<tr>
<td>Gözaltı ve tutuklama harici koruma tedbirleri uygulanırsa</td>
<td>1/2</td>
</tr>
<tr>
<td>Gözaltı ya da tutuklama tedbiri uygulanırsa</td>
<td>Hürriyeti tahdit suçundan dolayı faillik<br />
Asıl fail gibi 1 yıldan 5 yıla kadar hapis</td>
</tr>
<tr>
<td>İftiraya uğrayanın müebbet hapis cezası alması</td>
<td>20 yıldan 30 yıla kadar hapis</td>
</tr>
<tr>
<td>İftiraya uğrayanın müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet cezası almasının akabinde suçun infazına başlanırsa</td>
<td>20 yıldan 30 yıla kadar hapis yarı oranında arttırılır</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Başka bir örnekte bir kimseye adam öldürdüğü iddiası ile iftira atılması halinde iftira atan 20 yıldan 30 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Eğer iftiraya uğrayan kimsenin cezası kesinleşmiş ve cezasını çekmeye başladı ise 20 yıldan 30 yıla kadar olan hapis cezası yarı oranında arttırılır.</p>
<h2>İftira Suçunda İspat</h2>
<p>İftira suçunda en önemli husus ispattır. İftira suçunun oluşumu için mutlaka failin iftira atma kastı olması gerekmektedir. İftiranın ispatı iftira beyanında bulunanın iftira kastı ile hareket ettiğini açığa çıkarmakla mümkündür. İftira mutlaka gerçeğe aykırı bir beyan olmalıdır.</p>
<p>Çoğu zaman iftira eylemi gerçekleştirildiğinden bahisle yapılan şikayetler takipsizlikle sonuçlanmaktadır. Bunun nedeni her bireyin adli makamlar önünde iddia ve haklarını dilediği gibi kullanmasından kaynaklanmaktadır. Buna rağmen örneğin bir mağdur şikayette bulunurken bu suçu …’nın işlediğinden şüpheleniyorum derse iftira suçu oluşmayacaktır.</p>
<p>İftira sonucu mağdur şüpheli hakkında verilen takipsizlik kararı ve sanık hakkında verilen beraat kararı delil yetersizliği gibi nedenlerle verildi ise bu durum iftira suçunun oluşumu için yeterli değildir. Zira iftira suçunun oluşumu için özel kast aranmakta olup iftira edenin isnat ettiği haksız eylemi mağdurun işlemediğini bilmesi gerekmektedir.</p>
<h2>İftira Suçu Davası</h2>
<p>İftira Davası açılabilmesi için Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iftiranın ihbar, basın yayın ya da şikayet yolu ile öğrenilmesi akabinde soruşturma işlemlerinin yapılarak iftira atan hakkında suçu işlediğine dair yeterli şüphenin bulunduğuna kanaat getirilmesi gerekmektedir. Bu süreç sonunda şüpheli hakkında iddianame düzenlenerek kamu davası açılır. Açılan kamu davasında mahkemece iddia ve savunmalar dinlenir, deliller değerlendirilir ve suçun oluşup oluşmadığına göre sanık hakkında ceza verilmesine karar verilir.</p>
<h2>İftira Suçu Şikayet Dilekçesi Örneği</h2>
<p style="text-align: center;">Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına</p>
<p><strong>Mağdur:</strong> Hakkı Yenen TC Kimlik No: ….</p>
<p><strong>Vekili:</strong> Av. İrem İlbars</p>
<p>Yunus Emre Mahallesi Dereboyu Sokak 85/1 Yenimahalle Ankara</p>
<p><strong>Şüpheli:</strong> Fahrettin Müfteri TC Kimlik No:</p>
<p>Suç Konusu : İftira</p>
<p>Açıklamalar : Fahrettin Müfreti tarafından müşteki müvekkil aleyhinde Rüya Pastanesi’nde 02/05/2026 tarihinde hırsızlık ihbarında bulunulmuştur. Bunun üzerine Müvekkil hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hırsızlık suçu isnadı ile 2026/2 soruşturma numarası ile soruşturma açılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan incelemeler neticesinde Rüya Pastanesi’nin 02/05/2026 tarihine ait kamera kayıtları incelenmiş ve müvekkilin hırsızlık teşkil edecen hiçbir eylemde bulunmadığı gerekçesi ile hakkında takipsizlik kararı verilmiştir.</p>
<p>Müvekkilin eşi şüpheli şahsın eski sevgilisi olduğundan müvekkile karşı husumet beslemektedir.</p>
<p>Olay günü müvekkil eşi ile birlikte pastaneden tatlı alırken şüpheli şahıs ile denk gelmiş şüpheli şahsın dik bakışları üzerine pastaneden çıkmaya yönelmiştir.</p>
<p>Bunun üzerine Şüpheli Şahıs birçok kişinin ortasında şu adama bakın pastanenin kasa yanında duran parasını çalıyor diye bağırmaya başlamış ve polisi aramıştır.</p>
<p>Şüpheli şahsın eylemlerini şahsi husumet ile gerçekleştirdiği tüm dosya kapsamındaki belgelerden ve kamera kayıtlarından açıkça anlaşılmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle şüpheli şahıs hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 267. Maddesi gereğince iftira suçundan kamu davası açılarak hapis cezası verilmesini talep ederiz.</p>
<p style="text-align: right;">MÜŞTEKİ VEKİLİ</p>
<p style="text-align: right;">Avukat İrem İLBARS</p>
<p>Unutulmamalıdır ki iftira suçu nedeni ile ortaya çıkacak ya da çıkan uyuşmazlıkların mutlaka avukat yardımı ile çözümlenmesi gerekmektedir.</p>
<h3>Başkasına Ait Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suretiyle İftira Suçu</h3>
<p>Başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması müstakil bir suç olarak Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre başkasına ait kimlik ya da kimlik bilgilerinin işlediği suç nedeni ile soruşturma ya da kovuşturma yapılmasını önlemek amacı ile kullanan kimse de iftira suçuna ilişkin hükümlere göre ceza alır.</p>
<h3>İADE-İ İTİBAR</h3>
<p>İftiraya uğrayan mağdur itibarının onur ve saygınlığının zedelenmesi nedeni ile itibarının iade edilmesini talep edebilir.</p>
<p>Bu iade-i itibar için eğer söz konusu iftira basın yoluyla açıklandı ise iftira atanın mahkemece iftira attığına kanaat getirildiğine ilişkin mahkeme kararı aynı şekilde basın araçları ile duyurulur. Bu basın duyurusuna ilişkin tüm ilan masrafları iftira suçunun failinden tahsil edilir.</p>
<p>Bu şekilde iftiraya uğrayan toplum nezdinde itibarını ve saygınlığını bir nebze de olsa geri kazanır.</p>
<p>Bunun yanında iftiraya uğrayan hem maddi hem de manevi zarara uğraması nedeni ile tazminat davası açabilir.</p>
<h3>İftira Suçu Nedeniyle Maddi Manevi Tazminat Davası</h3>
<p>İftira suçu nedeni ile mağdur hem maddi hem de manevi zararlara uğrayabilir.</p>
<p>İftira atarak maddi ve manevi kayıplara neden olanlar bu zararları tazmin etmekle mükelleftir.</p>
<p>Örnekle; bir oyuncunun taciz iddiası ile haksız şekilde yargılanması halinde oyuncunun çevre ve kamuoyunda ‘’tacizci’’ olarak anılmasına yol açacaktır. Bu nedenle oyuncu yeni projelerde yer alamayacak hatta bazen mevcuttaki sözleşmeleri iptal edilecektir. Bu durumda oyuncunun uğramış olduğu bu maddi zararlar açılacak maddi tazminat davası ile talep edilebilir.</p>
<p>Manevi tazminata gelince şüphesiz bir iftiraya maruz kalmak dahası bu iftira nedeni ile hukuki süreçlerle karşı karşıya gelmek istisnasız her birey için ömür boyu unutulamayacak kadar sarsıcı ve manevi kişiliğini tahrip edici niteliktedir. Bu nedenle iftiraya uğrayan masumiyetinin ortaya çıkmasından itibaren hukuk mahkemesinde bir avukat yardımı ile manevi tazminat davası açmalı ve telafi edecek nitelikte olmasa da şahsına tazminat ödenmesini talep etmelidir.</p>
<h3>Zamanaşımı ve Şikayet Süresi</h3>
<p>İftira suçunda genel zamanaşımı süresinden ayrı olarak özel bir zamanaşımı öngörülmüştür. Bunun nedeni ise eski ceza kanunumuzdaki genel zamanaşımı süresinin iftira suçunda uygulanması ile mağdur yönünden hakkaniyetsiz sonuçlara yol açması nedeni ile 5237 Türk Ceza Kanunu’nun özel düzenleme getirmiş olmasıdır. Zira eski kanunun uygulandığı dönemde iftiraya uğrayanın masumiyeti belki infaz aşamasında ortaya çıkıyor bu nedenle de iftira atan kişi hakkında ceza davası açılamıyordu.</p>
<p>Yapılan yeni düzenleme ile iftira suçunda zamanaşımı süresi iftira suçu mağdurunun masum olmasının anlaşılması ile başlamaktadır.</p>
<p>Zamanaşımı süresi mağdur hakkında soruşturma, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanmışsa bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren; kamu davası açıldı ise beraat hükmü verilmesinden itibaren başlar.</p>
<p>Mağdurun atılı fiili işlemediğinin sabit olmasından itibaren başlayan dava zamanaşımı süresi 8 yıl olsa da tarafımızca şikayete tabi suçlarda olduğu gibi 6 aylık şikayet zamanaşımı süresinde şikayetin yapılması önerilmektedir.</p>
<h3>İftira Suçunda Uzmanlaşma</h3>
<p>İftira suçu ceza hukukunun konusu olduğundan ceza hukuku ile iştigal eden avukatlardan yardım alınması gerekmektedir.<br />
Eğer suç sosyal medya üzerinden işlendi ise sosyal medya üzerinden işlenen suçlar ile ilgili özel delil muhafaza yöntemlerinin kullanılması gerekmektedir.</p>
<h3>Şikayete Tabi Midir?</h3>
<p>İftira suçu yalnız iftira atılan mağduru değil devletin kurum ve organlarını da mağdur ettiğinden iftira suçunda şikayet aranmaz. Bir kişiye iftira atıldığında iftira atılan kişi şikayetçi olmasa dahi iftira atan hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden soruşturma başlatılabilir.</p>
<h3>İftira Suçunda Etkin Pişmanlık</h3>
<p>Etkin pişmanlık bir kimsenin suç işleme iradesi ile yaptığı hukuka aykırı hareketlerden sonra telafi etmeyi amaçlamasına ceza verilirken indirim uygulaması öngören hukuki bir kurumdur.</p>
<p>İftira suçu işleyen kişiler bakımından da etkin pişmanlık uygulanarak cezalarında indirim yapılabilmektedir. Örneğin iftira atan kişi iftira attığı kişi hakkındaki gerçeği adli veya idari soruşturma başlamadan açıklarsa cezasında 4/5’lik indirim uygulanır.</p>
<p>Etkin pişmanlık indirimi aşağıdaki tabloda ayrıntılı şekilde izah edilmiştir:</p>
<table style="border-collapse: collapse; width: 100%;" border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<th>İNDİRİM GEREKTİREN HAL</th>
<th>İNDİRİM ORANI</th>
</tr>
<tr>
<td>Adli veya idari soruşturmadan önce iftiradan dönme</td>
<td>4/5</td>
</tr>
<tr>
<td>Kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme</td>
<td>En fazla 3/4’üne kadar</td>
</tr>
<tr>
<td>Kovuşturmadan sonra hükümden önce iftiradan dönme</td>
<td>2/3</td>
</tr>
<tr>
<td>Ceza verildikten sonra iftiradan dönme</td>
<td>1/2</td>
</tr>
<tr>
<td>Verilen cezanın infazına başlanması halinde</td>
<td>1/3</td>
</tr>
<tr>
<td>İdari yaptırım kararından önce etkin pişmanlık</td>
<td>1/2</td>
</tr>
<tr>
<td>İdari yaptırım kararının uygulanmasından sonra</td>
<td>1/3</td>
</tr>
<tr>
<td>Basın, yayın, sosyal medya yoluyla işlenen iftirada</td>
<td>Aynı iletişim araçlarının kullanılması şartı ile indirim uygulanır.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3></h3>
<h3>Cezayı, Adli Para Cezasına Çevirmek Mümkün Müdür?</h3>
<p>İftira suçuna yönelik verilen süreli hapis cezasının mahkemece adli para cezasına çevrilmesi mümkün olabilmektedir. Bu durum somut olaya, dava kapsamına göre bilahare değerlendirilmektedir.</p>
<h3>İftira Atan Kişi Nereye Şikayet Edilir?</h3>
<p>İftira atan kişi gerçekleştirdiği suç teşkil eden eylemi nedeni ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etme sureti ile hakkında suç duyurusunda bulunulur. İftiraya uğrayan kişi bu şikayeti mutlaka uzman bir avukat yardımı ile yapmalıdır aksi halde şikayet hakkında sürecin doğru yönetilmemesi halinde en başta takipsizlik verilebilmekte bu nedenle de henüz baştan dava ölü doğmaktadır.</p>
<h3>Suç Uydurma ile İftira Arasındaki Fark Nedir?</h3>
<p>Suç uydurma suçu ile iftira suçu çoğunlukla karıştırılmaktadır. Her iki suç da adliyeye karşı işlenen suçlar arasındadır. Her ne kadar suç uydurma suçu ile iftira suçu birbirine çok benzese de iftira suçunda gerçekten suç teşkil eden bir eylem bulunmakta iken suç uydurma suçunda suç hiç oluşmamaktadır. Bu ayrıma ek olarak iftira suçunda belirli bir kişiye suç atılırken suç uydurmada belli bir bireye suç isnat edilmez.</p>
<h3>İftira İle Yalan Tanıklık Yapmak Suç Mudur?</h3>
<p>Hem iftira hem yalan tanıklık adliyeye karşı işlenen suç olarak ayrı ayrı düzenlenmiş ve ayrı cezalar öngörülmüştür. Yalan tanık resmi makamlarca bilgisine başvurulan konularda yalan söyleyerek adaletin tecelli etmesine engel olurken iftira suçunda belirli bir kimseye belirli bir suçu isnat etme durumu söz konusudur. Suç uydurma suçunun cezası 3 yıla kadar hapistir.</p>
<h3>Hakaret ile İftira Arasındaki Fark Nedir?</h3>
<p>Hakaret suçu işlenirken bir kimsenin onur ve saygınlığı rencide edilmekte iftira suçuna ise suç atılmaktadır. Bu iki suçun oluşması somut olayın özelliklerine göre değişmektedir. Örneğin gerçekten katil olan birine katil demek hakaret suçuna sebebiyet verebilirken katil olmayan bir kişiye katil diyip hakkında resmi işlemlerin açılmasına sebebiyet vermek iftira suçuna vücut verecektir.</p>
<h3>Sosyal Medya Üzerinden Yapılan Paylaşımlarla İftira Suçu İşlenebilir Mi?</h3>
<p>Elbette. Günümüzde bilhassa sosyal medya üzerinden iftira suçu işlenmektedir. Sosyal medya araçlarının sağladığı iletişim kolaylığı nedeni ile haksız isnatta bulunmak çok daha kolay hale gelmekte olup iftira suçunun oluşumuna neden olmaktadır. Sosyal medya üzerinden iftira suçu işleyenler hakkında da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilir.</p>
<h3>İftira Suçu Memuriyete Engel Midir?</h3>
<p>İftira suçu işlemek devlet memurluğuna engel olabilir.</p>
<p>Cezanın kesinleştiği hallerde: 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre 1 yıl ya da 1 yıldan uzun süre hapis cezaları devlet memurluğuna engeldir. İftira suçunun cezasının alt sınırı ise zaten 1 yıldır. Ancak alt sınırdan ceza verilmesi, ceza indirimleri ya da hapis cezasının adli para cezasına ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına çevrildiği hallerde iftira suçu memuriyete engel yaratmayabilir.</p>
<p>Kariyer memurluklarında: Uzman yardımcılığı, müfettişlik gibi kariyer mesleklerinde personel adaylarının tüm suç kayıtlarına bakılır. Kamu davası açılmasa dahi adayın arşiv araştırması adı altında soruşturma işlemleri dahi irdelenir. Bu durum işe alımda zımnen de olsa engel yaratmaktadır.</p>
<h3>Evli Kadına İftira Atmanın Cezası Nedir?</h3>
<p>Evli kadına iftira atmak atılan iftiranın nev’ine göre değişmektedir. Örneğin eğer evli kadına yasak ilişkisinin olduğu yönünde iftira atılmaktaysa atılan bu iftira manevi tazminat davası için sebep teşkil etmektedir.</p>
<h3>Avukatın İftira İddiası</h3>
<p>Avukatlar müvekkillerine uygun yoldan her türlü yardımda bulunmak ve onların haklarını korumak için mücadele eder. Yargı erkinin kurucu unsurlarından olan ve bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden avukatlar müvekillerinin menfaatini üstte tutmakla mükelleftir.</p>
<p>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi eski tarihli bir kararında ‘’Avukat, müvekkillerinin çıkarlarını, hasmının zararlarını gözetmeden sert bir biçimde savunmak zorundadır. Çünkü meslek ödevi bunu gerektirir.’’ diyerek avukatın savunma görevini gerçekleştirirken müvekkilinin çıkarlarını koruyarak sert bir şekilde yerine getirmesi gerektiğinden bahseder.</p>
<p>Kaldı ki avukatın karşı tarafı düşünerek düşünce açıklamalarından kaçınması görevi ihmal suçunu oluşturarak ağır cezada yargılanmayı gerektirebilir.</p>
<p>Bu nedenlerle avukat iddia ve savunma hakkını vekaleten yerine getirirken olumsuz değerlendirme ve iddialarda bulunabilir.</p>
<p>Avukatın savunma ve iddialar ile ilgili müvekkil lehine açıklamalarda bulunması mesleğinin en tabi sorumluluklarındır.</p>
<p>Bu nedenle haksız bir iftiraya uğradığını düşünen kişinin iftira suç isnadına ilişkin esas muhatabı avukat değil avukatı vekili tayin eden asıldır.</p>
<h3>İş Yerinde İftiraya Uğrayan Kişi Ne Yapmalı?</h3>
<p>İş yerinde iftiraya uğrayan kişi atılan iftiranın nev’ine göre bir avukat yardımı ile hukuki işlem gerçekleştirmelidir. Zira atılan iftiranın özelliğine göre iftiraya bağlanacak sonuçlar değişmektedir.</p>
<p>İş yerinde ceza soruşturması ya da idari yaptırım kararı verilmesine elverişli biçimde hukuka aykırı eylemde bulunduğu iddiası ile iftiraya uğrayan kişi Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunmalı ancak atılan iftiranın özelliği bu işlemlere tabi olmayan türdense yalnızca iş akdinin haklı nedenle feshi gündeme gelecektir.</p>
<h3>Asılsız Şikayet Çıkarsa Ne Olur?</h3>
<p>Asılsız şikayetin tespit edilmesi halinde iftira atan aleyhine kendiliğinden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Asılsız şikayet hem iftira atılanı hem de resmi makamları mağdur ettiğinden dolayı şikayet aranmadan cezai süreç yürütülür. Ceza soruşturması neticesinde asılsız şikayette bulunan hakkında kamu davası açılır.</p>
<h3>Şikayetten Vazgeçilebilir Mi?</h3>
<p>İftiraya uğrayan şikayetinden vazgeçebilir. Ancak işlenen suç adliyeye karşı işlenen bir suç olduğundan iftira atan hakkında kamu davası açılıp ceza verilebilir. İftira suçunda şikayetten vazgeçme her zaman hüküm doğurmaz. İftira suçunda korunan hukuki değer yalnız bireyin hakkı değildir.</p>
<h3>Haber ve Sosyal Medya İçeriklerinin Kaldırılması</h3>
<p>İftira içerikli haber ve sosyal medya paylaşımlarının milyonlarca insana ulaşabilmesi ve iftiraya uğrayanın bu içerikler nedeni ile tüm toplum nezdinde saygınlığının yerle bir olmasından sebeple ilgili gönderilerin daha fazla tahribata neden olmasını önlemek için erişime engellenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Halkın haber alma hakkı ve ifade özgürlüğü en temel insan haklarından olup bu hakların sınırlarından biri de iftira atılmasıdır.</p>
<p>Hele hele neredeyse tüm platformlarda yalan haber para karşılığı yapılabildiğinden iftira niteliğindeki içeriklerin sulh ceza hakimliklerine değişik iş başvurusu ile erişim engellenmesi kararı alınması iftiraya uğrayanın itibarının korunması için zorunludur.</p>
<h3>Gerçek Olayın Dile Getirilmesi İftira Suçuna Sebebiyet Verir mi?</h3>
<p>Gerçekleşmiş bir olaya ilişkin bu olayın oluşumuna neden olan kişiler de gösterilmek suretiyle ihbar veya şikâyette bulunulması durumunda, hakaret veya iftira suçunun oluştuğundan söz edilemez. Bu kişiler yalnız en tabii hukuki haklarını kullanırlar.</p>
<p>Örneğin bir cinsel saldırı faili hakkında ‘’Bu kişi tecavüzcü’’ denerek şikayetçi olunması halinde kişi yalnız hukuki hakkını kullanmış olup hakkında iftira davası açılamaz.</p>
<h3>İftira Suçu Uzlaşma Kapsamında Mı?</h3>
<p>İftira suçu uzlaşma kapsamına girmemektedir.</p>
<h3>İftira Suçu Şikayete Tabi Mi?</h3>
<p>İftira suçunun soruşturulması şikayete tabi değildir. İftira suçu işleyen fail hakkında re’sen soruşturma başlatılabilir.</p>
<h3>Borç ödememek için iftira</h3>
<p>Gerçek hayatta bazı borçluların borcunu ödememek için ‘alacaklının senedi zorla aldığı’, ‘senedin çalındığı’gibi iddialara dayanarak isnatta bulunmaktadır. Bu durumda alacaklı çek senet almak için tehdit veya hırsızlık gibi suçları işlediğinde bahisle itham altında kalmakta sanık sıfatı ile yoktan yere yargılanabilmektedir. Alacaklı ya da söz konusu suçu işlediği iddia olunan kimseler iftira suçunun mağduru olmaktadır. İftira suçunun mağdurları iftira suçu işleyen borçlu hakkında cezalandırılması şikayetçi olabilir.</p>
<h3>Delil Yetersizliğinden Beraat Halinde İftira Davası Açılır Mı?</h3>
<p>Delil yetersizliği nedeni ile şüpheli hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar ya da sanık hakkında beraat kararı verilmesi halinde her ne kadar iftira suçundan şikayetçi olunabilirse de bu durum iftira suçunun oluşumu için yeterli değildir.</p>
<p>Bu kapsamda aşağıda yer alan 2 numaralı Yargıtay kararının okunması önerilmekle her somut olayın kendi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmek gerekir.</p>
<h3>İftira Suçuyla İlgili Yargıtay Kararları</h3>
<p><strong>1- Bir kadın ile cinsel davranışlar sergilendiğine dair atılan iftira kişiler belli ise suç uydurma suçuna değil iftira suçuna sebebiyet verir.</strong></p>
<p>TCK.nın 271. maddesinde düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için, failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delil ya da emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurması gerekir. Uydurulan suçun atıldığı kişilerin belirlenebilir olması halinde ise, TCK.nın 267. maddesinde düzenlenen iftira suçu oluşur. Oluş, dosya kapsamı ve sanığın beyanları dikkate alındığında, sanığın 155 Polis İmdat Hattı&#8217;nı arayarak müşteki &#8230;&#8217;ın, işlettiği internet kafede, bir kadın ile aleni bir şekilde cinsel davranışlar sergilediğini belirterek ihbar ettiği, ihbar üzerine görevlilerce yapılan araştırmada ise, işyerinde sanığın ihbarının doğrulanmadığı bu olay öncesinde de benzer ihbarların yapıldığının anlaşılması karşısında; suç isnat edilen kişilerin somut ve belirlenebilir kişiler olması nedeniyle, eylemin iftira suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulması,</p>
<p>Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.03.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>YARGITAY SEKİZİNCİ CEZA DAİRESİ Esas: 2020/11660 Karar: 2021/3263 Tarih:02.03.2021</p>
<p><strong>2- Delil yetersizliği gibi nedenlerle şikayetin ispatlanamaması halinde iftira suçu oluşmaz.</strong></p>
<p>Dosya incelenerek gereği düşünüldü:</p>
<p>İftira suçunun oluşabilmesi için, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesinin gerektiği, iddianın ispat edilememesinin iftira suçunun kanıtı sayılamayacağı, somut olayda tanık&#8230;&#8217;nun anlatımları da gözetildiğinde sanığın iddialarının suç işlemediğini bildiği kimseye suç atmak biçiminde olmayıp şikayet hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu anlaşıldığından, unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,</p>
<p>Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 14.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>YARGITAY DOKUZUNCU CEZA DAİRESİ Esas: 2014/8052 Karar: 2015/111 Tarih : 14.01.2015</p>
<p><strong>3- İftira doğrudan şikayet, ihbar ya da basın yayın araçları ile yapılmalı. Dolaylı şekilde iftira atılırsa iftira atan hakkında ceza verilemez.</strong></p>
<p>İftira suçunda, ihbar veya şikâyetin 5271 sayılı CMK&#8217;nun 158. maddesinde gösterilen Cumhuriyet Başsavcılığına, kolluğa, valiliğe, kaymakamlığa, mahkemeye, yurtdışında ise elçiliğe veya konsolosluğa yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda, iftira suçunda, hukuka aykırı fiil isnadını içeren ihbarın veya şikâyetin yetkili makamlara yapılması koşulu aranmaktadır. Dolayısıyla kanunilik ilkesi gereğince, ihbar veya şikâyetin yapılması olanaklı görülen makamlar dışındaki kimselere yapılacak bildirimler, iftira suçuna vücut vermeyecektir. Bu bakımdan, isnat edilen hukuka aykırı fiil bir kişiye bildirilmiş, o kişi de suçu ilgili yerlere ihbar etmişse, kişinin, yetkili makam olarak sayılması mümkün olmadığından bu suç oluşmayacaktır. Nitekim, ihbar veya şikâyetin yetkili makamlara doğrudan yapılması da arandığından, bu makamların dolaylı şekilde hukuka aykırı fiil isnadını öğrenmeleri hâlinde söz konusu suçun oluşmadığı kabul edilmelidir (Osman Yaşar-Hasan Tahsin Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, Adalet Yayınevi, Ankara, 2010, s.7830, M. Oktay Yiğitbaş, İftira Cürmü Üzerine Bir Deneme, AD., Y.: 58, S.: 11, Ankara, 1967, s.832, Köksal Bayraktar, İftira, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası, C.: XL, S. 1-4, s. 196).</p>
<p>Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;</p>
<p>Sanık &#8230;&#8217;in, Kiptaş konutlarında birlikte yaşadıkları &#8230;.&#8217;un kızı olan katılan &#8230; (Seyrek) Şaffak ile aralarında geçen tartışma nedeniyle evden kovulması üzerine Kiptaş konutlarının şantiye şefi tanık &#8230;&#8217;a, gerçeğe aykırı olarak katılanın söz konusu yerde bulunan kabloları çaldığını söylediği, tanık &#8230; tarafından bu durumun aktarıldığı tanık &#8230;&#8217;nın da olayı kolluğa bildirmesi üzerine katılan hakkında hırsızlık suçundan soruşturma başlatıldığı olayda; sanığın, katılana yönelik hukuka aykırı fiil isnadını tanık &#8230;&#8217;a bildirmesi karşısında, CMK&#8217;nun 158. maddesinde belirtilen yetkili makamlara yapılmış bir ihbarın veya şikâyetin bulunmaması, söz konusu isnadın tanık &#8230; tarafından kolluğa bildirilmesi nazara alındığında da, ihbar ve şikâyetin yetkili makamlarca dolaylı olarak öğrenilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; iftira suçunun unsurlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir.</p>
<p>Yine, sanığın katılan hakkında sarf ettiği sözlerin, TCK&#8217;nun 125. maddesinde düzenlenen gıyapta hakaret suçunu oluşturduğu ileri sürülebilir ise de; sanığın, katılan hakkındaki iddiasını en az üç kişiyle ihtilât etmesi söz konusu olmadığından, anılan suçun da oluşmadığının kabulü gerekmektedir.</p>
<p>Bu itibarla, Özel Dairenin bozma kararında isabetsizlik bulunmadığından, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir.</p>
<p>YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas: 2015/6 Karar: 2018/207 Tarih: 08.05.2018</p>
<p><strong>4- İftira atan iddiasını desteklemek için yalancı tanık azmettirirse cezanın yarı oranında ağırlaştırılması gerekir.</strong></p>
<p>Gereği görüşülüp düşünüldü:</p>
<p>TCK.nın 267/2. maddesinde düzenlenen maddi eser ve delil uydurmak suretiyle iftira suçunun oluşabilmesi için fail, soyut olarak bir suç ya da idari yaptırım gerektiren fiil isnadında bulunmamakta, bu isnadın inandırıcı olabilmesi için maddi eser ve delil de hazırlamaktadır. Daha önceden var olan maddi eser ve delil sunulması ya da iftira eyleminden sonra isnadın ispatı amacıyla sonradan uydurulması halinde suçun nitelikli şekli gerçekleşmez. Maddi eser ve delilin şikayet dilekçesi veya ihbarla birlikte uydurularak bildirilmesi halinde bu fıkrada tanımlanan nitelikli suç oluşur.</p>
<p>Sanığın gerçeğe aykırı bir fiil isnat ettikten sonra iftira suçundan hakkında soruşturma yapıldığı sırada isnadını desteklemek amacıyla başka birisini yalancı tanıklıkla azmettirmesi şeklindeki somut olayda iftira suçunu maddi eser ve delil uydururak işlemediği gözetilmeden sanık hakkında TCK.nın 267/2. maddesi uygulanarak fazla ceza tayini,</p>
<p>Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 18.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.</p>
<p>YARGITAY SEKİZİNCİ CEZA DAİRESİ Esas: 2017/9114, Karar: 2019/8529, Tarih: 18.06.2019</p>
<p><strong>5- İftira suçunda inkar, rücu olarak kabul edilemez.</strong></p>
<p>İftira suçundan maznun olan kimsenin bu suçu inkar etmesinin ceza tatbikatında rücu sayılp sayılmıyacağı hakkında Temyiz Mahkemesi Ceza Umumi Heyetinin 10.12.1956 tarih, 4/177 Esas, 183 Karar, tefoliğname 6/5432 sayılı ilamı ile 4. Ceza Dairesinin 29.4.1947 tarih, 5017 E. 6524 K. sayılı ve yine 29.1.1951 tarih, 541 E. ve 541 K. sayılı ilamları arasında mübayenet ve içtihat ihtilafı istendiğinden bu baptaki ilamlar ve evrak okundu. Azadan bir kısmının meselenin tenevvürü bakımından ait olduğu dosyaların mahallinden celp ve tetkiki reyine karşı evrak arasında mevcut 13.8. 1954 ve 16.4.1955 tarihli hazırlık tahkikatında ve duruşmada talimat yoluyla mesbuk ifade suretlerine, 17.2.1957 tarihli Kurdalan, 25.4.1955, 30.4.1956 tarihli Kemaliye Asliye Ceza Mahkemeleri kararları suretine ve ilamlar mündericatına göre dosyaların celbine mahal olmadığına ekseriyetle ve Ceza Umumi Heyeti ile, ceza dairesi ilamları arasında içtihat ihtilafının mevcudiyetine ittifakla karar verildikten sonra işin esası toplanmış bulunan İçtihadı Birleştirme Büyük Heyetince tetkik ve müzakere ve aşağıda yazılı karar tespit edildi.</p>
<p>&#8220;inkar gerek lügat manasiyle, gerek hukuki terim olarak müsnet suçun her veçhile ademi (kabulüne delalet eyler, iftira suçunda rücu, hakikata dönmek, mağdur hakkındaki ihbarın varit olmadığım açıklamak ve binnetice suçu kalbul etmektir. Kanunun rücu dolayisiyle cezadan indirmeyi gerektirdiği bir halden, inkarla, ahlaki redaetinde ısrar eden münkiri faydalandırmanın düşünülemiyeceği derkardır. Türk Ceza Kanununun 289. maddesi hükmünden de rücuun bir bakımdan hakikati ifadeyi tazammun ettiği anlaşılmakta ve binaenaleyh sarih ve tereddütten ari şekilde beyanı 285. madde hükmü iktizasından bulunmaktadır. Netice :</p>
<p>İftira suçunda inkarın, rücu olarak ad ve kabul edilemiyeceğine 21 Ocak 1959 tarihinde ittifakla karar verildi.</p>
<p>YARGITAY CEZA GENEL KURULU Esas: 1957/12 ,Karar: 1959/3</p>
<div style="background-color: #dcdfe4; border-style: groove; border-color: #ba967b; padding: 15px; margin: 10px 0; border-radius: 5px; box-sizing: border-box;">
<p style="margin-top: 0;"><strong>YASAL UYARI</strong></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">1- Sitemizde yer alan metinler <span style="text-decoration: underline;">hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.</span> Metinlerin kullanımından doğabilecek zarar ve sakıncalardan Avukat İrem İlbars <span style="text-decoration: underline;">sorumlu değildir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">2- İnternet sitemizde yer alan tüm metin, içerik ve görsellerin telif hakları Avukat İrem İLBARS&#8217;a aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile diğer ilgili uluslararası telif hakları mevzuatı kapsamında korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması, <span style="text-decoration: underline;">yayımlanması ya da kullanılması yasaktır.</span> Bu haklara aykırı kullanımın tespiti halinde Avukat İrem İlbars yasal yollara başvurma hakkını saklı tutar.</p>
<p style="margin-bottom: 0;">Metinlerimiz e-imzalı olup <span style="text-decoration: underline;">zaman damgalıdır.</span></p>
</div>
<p><script type="application/ld+json">{"@context":"https://schema.org","@type":"FAQPage","mainEntity":[{"@type":"Question","name":"Nitelikli İftira Suçu Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Nitelikli iftira suçu işlenirken delil ve eser uydurma halinde oluşacaktır. Örneğin bir kişi hakkında suç işlemiş gibi ekran görüntüsü yaratarak dijital delil uyduran kişi iftira suçunun temel cezası olan 1 yıldan 4 yıla kadar hapis suçu öngören temel ceza yarı oranına yarı oranında arttırım uygulanacaktır."}},{"@type":"Question","name":"Şikayete Tabi Midir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İftira suçu yalnız iftira atılan mağduru değil devletin kurum ve organlarını da mağdur ettiğinden iftira suçunda şikayet aranmaz. Bir kişiye iftira atıldığında iftira atılan kişi şikayetçi olmasa dahi iftira atan hakkında Cumhuriyet Başsavcılığınca kendiliğinden soruşturma başlatılabilir."}},{"@type":"Question","name":"Cezayı, Adli Para Cezasına Çevirmek Mümkün Müdür?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İftira suçuna yönelik verilen süreli hapis cezasının mahkemece adli para cezasına çevrilmesi mümkün olabilmektedir. Bu durum somut olaya, dava kapsamına göre bilahare değerlendirilmektedir."}},{"@type":"Question","name":"İftira Atan Kişi Nereye Şikayet Edilir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İftira atan kişi gerçekleştirdiği suç teşkil eden eylemi nedeni ile Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayet etme sureti ile hakkında suç duyurusunda bulunulur. İftiraya uğrayan kişi bu şikayeti mutlaka uzman bir avukat yardımı ile yapmalıdır aksi halde şikayet hakkında sürecin doğru yönetilmemesi halinde en başta takipsizlik verilebilmekte bu nedenle de henüz baştan dava ölü doğmaktadır."}},{"@type":"Question","name":"Suç Uydurma ile İftira Arasındaki Fark Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Suç uydurma suçu ile iftira suçu çoğunlukla karıştırılmaktadır. Her iki suç da adliyeye karşı işlenen suçlar arasındadır. Her ne kadar suç uydurma suçu ile iftira suçu birbirine çok benzese de iftira suçunda gerçekten suç teşkil eden bir eylem bulunmakta iken suç uydurma suçunda suç hiç oluşmamaktadır. Bu ayrıma ek olarak iftira suçunda belirli bir kişiye suç atılırken suç uydurmada belli bir bireye suç isnat edilmez."}},{"@type":"Question","name":"İftira İle Yalan Tanıklık Yapmak Suç Mudur?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Hem iftira hem yalan tanıklık adliyeye karşı işlenen suç olarak ayrı ayrı düzenlenmiş ve ayrı cezalar öngörülmüştür. Yalan tanık resmi makamlarca bilgisine başvurulan konularda yalan söyleyerek adaletin tecelli etmesine engel olurken iftira suçunda belirli bir kimseye belirli bir suçu isnat etme durumu söz konusudur. Suç uydurma suçunun cezası 3 yıla kadar hapistir."}},{"@type":"Question","name":"Hakaret ile İftira Arasındaki Fark Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Hakaret suçu işlenirken bir kimsenin onur ve saygınlığı rencide edilmekte iftira suçuna ise suç atılmaktadır. Bu iki suçun oluşması somut olayın özelliklerine göre değişmektedir. Örneğin gerçekten katil olan birine katil demek hakaret suçuna sebebiyet verebilirken katil olmayan bir kişiye katil diyip hakkında resmi işlemlerin açılmasına sebebiyet vermek iftira suçuna vücut verecektir."}},{"@type":"Question","name":"Sosyal Medya Üzerinden Yapılan Paylaşımlarla İftira Suçu İşlenebilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Elbette. Günümüzde bilhassa sosyal medya üzerinden iftira suçu işlenmektedir. Sosyal medya araçlarının sağladığı iletişim kolaylığı nedeni ile haksız isnatta bulunmak çok daha kolay hale gelmekte olup iftira suçunun oluşumuna neden olmaktadır. Sosyal medya üzerinden iftira suçu işleyenler hakkında da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası verilir."}},{"@type":"Question","name":"İftira Suçu Memuriyete Engel Midir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İftira suçu işlemek devlet memurluğuna engel olabilir."}},{"@type":"Question","name":"Evli Kadına İftira Atmanın Cezası Nedir?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Evli kadına iftira atmak atılan iftiranın nev’ine göre değişmektedir. Örneğin eğer evli kadına yasak ilişkisinin olduğu yönünde iftira atılmaktaysa atılan bu iftira manevi tazminat davası için sebep teşkil etmektedir."}},{"@type":"Question","name":"İş Yerinde İftiraya Uğrayan Kişi Ne Yapmalı?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İş yerinde iftiraya uğrayan kişi atılan iftiranın nev’ine göre bir avukat yardımı ile hukuki işlem gerçekleştirmelidir. Zira atılan iftiranın özelliğine göre iftiraya bağlanacak sonuçlar değişmektedir."}},{"@type":"Question","name":"Asılsız Şikayet Çıkarsa Ne Olur?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Asılsız şikayetin tespit edilmesi halinde iftira atan aleyhine kendiliğinden Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulur. Asılsız şikayet hem iftira atılanı hem de resmi makamları mağdur ettiğinden dolayı şikayet aranmadan cezai süreç yürütülür. Ceza soruşturması neticesinde asılsız şikayette bulunan hakkında kamu davası açılır."}},{"@type":"Question","name":"Şikayetten Vazgeçilebilir Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İftiraya uğrayan şikayetinden vazgeçebilir. Ancak işlenen suç adliyeye karşı işlenen bir suç olduğundan iftira atan hakkında kamu davası açılıp ceza verilebilir. İftira suçunda şikayetten vazgeçme her zaman hüküm doğurmaz. İftira suçunda korunan hukuki değer yalnız bireyin hakkı değildir."}},{"@type":"Question","name":"Gerçek Olayın Dile Getirilmesi İftira Suçuna Sebebiyet Verir mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Gerçekleşmiş bir olaya ilişkin bu olayın oluşumuna neden olan kişiler de gösterilmek suretiyle ihbar veya şikâyette bulunulması durumunda, hakaret veya iftira suçunun oluştuğundan söz edilemez. Bu kişiler yalnız en tabii hukuki haklarını kullanırlar."}},{"@type":"Question","name":"İftira Suçu Uzlaşma Kapsamında Mı?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İftira suçu uzlaşma kapsamına girmemektedir."}},{"@type":"Question","name":"İftira Suçu Şikayete Tabi Mi?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"İftira suçunun soruşturulması şikayete tabi değildir. İftira suçu işleyen fail hakkında re’sen soruşturma başlatılabilir."}},{"@type":"Question","name":"Delil Yetersizliğinden Beraat Halinde İftira Davası Açılır Mı?","acceptedAnswer":{"@type":"Answer","text":"Delil yetersizliği nedeni ile şüpheli hakkında kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar ya da sanık hakkında beraat kararı verilmesi halinde her ne kadar iftira suçundan şikayetçi olunabilirse de bu durum iftira suçunun oluşumu için yeterli değildir."}}]}</script></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/iftira-sucu-ve-cezasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Silah Ticareti, Kaçakçılığı ve İmalatı Suçu ve Cezası 6136 Sayılı Kanun</title>
		<link>https://ilbarshukukburosu.com/silah-ticareti-sucu-ve-cezasi/</link>
					<comments>https://ilbarshukukburosu.com/silah-ticareti-sucu-ve-cezasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Av. İrem İlbars]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Nov 2025 10:03:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>
		<category><![CDATA[ceza hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[kurusıkıdan dönme silah]]></category>
		<category><![CDATA[silah ticareti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://ilbarshukukburosu.com/?p=37916</guid>

					<description><![CDATA[Ülkemizde silah imalatı ve ticareti çok sıkı şartlara ve gerekli izinlere tabidir. Ateşli silah imalatı kamu kurumları (Makine ve Kimya..]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde silah imalatı ve ticareti çok sıkı şartlara ve gerekli izinlere tabidir.</p>
<p>Ateşli silah imalatı kamu kurumları (Makine ve Kimya Endüstrisi AŞ MKE) ve gerekli izinleri alan özel tüzel kişileri (Canik, Tisaş, Sarsılmaz, Özyurt) tarafından yapılabilmektedir.</p>
<p>Ateşli silahlar, İçişleri Bakanlığı veya Milli Savunma Bakanlığı gibi yetkili kurumlarca denetlemeye tabidir.</p>
<p>Ülkemizde silah imalatı için alınması gereken izinler, 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silah, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun ve ilgili yönetmelikler (ör. 91/1779 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik) çerçevesinde düzenlenir.</p>
<p>Silah imalatı için gereken esas izin Milli Savunma Bakanlığı (MSB) tarafından verilen Savunma Sanayii Güvenlik Üretim İzin Belgesi&#8217;dir.</p>
<p>Silah ticareti için de silah imalatı gibi özel izinler aranmaktadır. Silah ticareti için İçişleri Bakanlığı’na veya ilgili valilik/kaymakamlıklara başvurarak silah satış izni alınır. Bu iznin alınması için adli sicil kaydı, iş yeri ruhsatı, güvenlik sertifikaları ve teknik yeterlilik belgeleri gibi belgelerin bulunması gereklidir.</p>
<p>Yukarıda bahsi geçen Kanun ve yasal düzenlemelere uygunluk göstermeden imalat yapanlar, satış ve ticaretini yapanlar, satış yapma gayesi ile bulunduranlar ve ülkeye hukuka aykırı şekilde silah sokanlar &#8211; kaçakçılık yapanlar 6136 Sayılı Kanun kapsamında cezalandırılırlar.</p>
<table border="1" cellspacing="0" cellpadding="8">
<tbody>
<tr>
<td>Ateşli silahları ya da ateşli silah parçalarını yurt dışından ülkeye sokma, sokmaya teşebbüs etme,<br />
aracılık etme, nakliyesini sağlama, satma ya da satıcılığa aracılık</td>
<td>5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ve 500 günden 5000 güne kadar adli para cezası</td>
</tr>
<tr>
<td>Bu suçların iki ya da daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi hali</td>
<td>8 yıldan 15 yıla kadar hapis ve 1500 günden 5000 güne kadar adli para cezası</td>
</tr>
<tr>
<td>Bu suçların suç işleme amacı ile kurulan bir örgüt faaliyeti kapsamında işlenmesi hali</td>
<td>Esas ceza miktarı bir kat artırılır</td>
</tr>
<tr>
<td>Suç konusu silahların tüfek, seri ateşli, tam otomatik, dürbünlü, susturuculu<br />
veya hedef noktalayıcı aparat takılı tabanca olması hali</td>
<td>Ceza yarı oranda artırılır</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söz konusu suçun ve cezalarının düzenlendiği tam madde metnine göre:</p>
<p><strong>Ülkeye Silah Sokma, Silah İmalatı, Taşıma, Taşımaya Aracılık, Satma, Satmaya Aracılık Veya Bu Satmaya Aracılık Veya Bu Satma Amacıyla Bulundurma</strong></p>
<p><strong>6136 Sayılı Kanun Madde 12</strong></p>
<p>Her kim bu Kanunun kapsamına giren ateşli silahları, bunlara ait mermileri veya bunlara ait namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları ülkeye sokar veya sokmaya kalkışır veya bunların ülkeye sokulmasına aracılık eder veya bunları 29/6/2004 tarihli ve 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silâh, Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun hükümleri dışında ülkede yapar veya bu suretle ülkeye sokulmuş ve ülkede yapılmış olan ateşli silahları veya mermileri ya da namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaları bir yerden diğer bir yere taşır veya yollar veya taşımaya bilerek aracılık eder, satar veya satmaya aracılık ederse veya bu amaçla bulundurursa beş yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşyüz günden <strong>beşbin güne kadar adlî para cezasıyla</strong> cezalandırılır.</p>
<p>Birinci fıkrada yazılı suçları üçüncü fıkradaki hal dışında iki veya daha çok kişinin birlikte işlemeleri halinde, failler hakkında <strong>sekiz yıldan onbeş yıla kadar</strong> hapis ve bin günden onbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.</p>
<p>Birinci fıkradaki fiillerin, suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek cezalar <strong>bir kat</strong> artırılır.</p>
<p>Ateşli silahın tüfek veya seri ateşli kısa sürede çok sayıda ve etkili biçimde mermi atabilen tam otomatik, dürbünlü, susturuculu veya hedef noktalayıcı aparat takılı tabanca veya bu fıkrada sayılanların benzerleri olması ya da bu niteliği taşımayan ateşli silahlar veya her türlü mermilerin veya namlu, sürgü, gövde, çerçeve, silindir, mekanizma başı, çıkarıcı, tırnak, ateşleme iğnesinden oluşan ana veya balistik önemi haiz parçaların miktar bakımından vahim olması halinde yukarıdaki fıkralarda yazılı cezalar <strong>yarı oranında artırılarak</strong> hükmolunur.</p>
<p>Dördüncü fıkrada niteliği belirtilen ateşli silahlar ile benzerlerinin miktar bakımından vahim olması halinde birinci, ikinci ve üçüncü fıkralarda yazılı cezalar <strong>bir kat</strong> artırılarak hükmolunur.</p>
<p>Ek fıkra:21/11/2024-7533/11 md. Kurusıkı tabir edilen ses veya gaz fişeği ya da benzerlerini atabilen silahı, teknik özelliklerinde değişiklik yaparak bu Kanun hükümlerine tabi silah haline dönüştürmek eylemi, 5201 sayılı Kanun hükümleri dışında yapılmış üretim olarak kabul edilir ve bu madde hükümlerine göre cezalandırılır. Dönüştürülen silahın sayı ve nitelik bakımından vahim olmaması halinde verilecek ceza üçte birinden yarısına kadar indirilir.</p>
<h2>Kurusıkıdan Dönme Silahın Cezası Ne Kadardır?</h2>
<p>Kurusıkı diye tabir edilen yalnız barut doldurulmuş ve ses çıkarması amacı ile kullanılan silahların ateşli silahlar gibi zarar verecek şekilde dönüşüme uğratılması öteki deyimle ses ve gaz fişeği atabilen silahların ateşli silaha dönüştürülerek imalatının sağlanması ya da satılması yasaktır.</p>
<p>Bu yasağa uyulmaması halinde 5729 Ses ve Gaz Fişeği Atabilen Silahlar Hakkında Kanun&#8217;un 4. Maddesi gereği bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.</p>
<p>Ayrıca güncel olarak 6136 Sayılı Kanun&#8217;a 2024 yılında getirilen ek fıkra ile kurusıkı tabancaların vasfında değişiklik yapılması halinde suç konusu eylem silah imalatı kapsamına girerek beş yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilmesi öngörülmüştür.</p>
<h2>Mermi Satmanın Cezası Nedir?</h2>
<p>Mermi satmak, mermi kaçakçılığı yapmak da 6136 Sayılı Kanun&#8217;un 12. Maddesinde düzenlenen yasal düzenlemeye tabi olup cezanın esas hali beş yıldan oniki yıla kadar hapis ve beşyüz günden beşbin güne kadar adli para cezasıdır.</p>
<p><strong>Mermi bulundurma cezası &#8211;</strong> Ancak fail satma ve ticaretini yapma amacı gütmeden yalnızca bulundurursa mahkeme tarafından bu husus dikkate alınarak 12. Madde gereği değil daha hafif bir ceza öngören 13. Madde gereği cezalandırılmalıdır. Bu maddeye göre sanık iki yıldan dört yıla kadar hapis ve yüz günden beşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.</p>
<p>Bir Yargıtay kararında &#8221;mermi alım satımı, madde kapsamında değerlendirilmeyecek, sanığın yalnız silah bulundurması, suça konu silahı satmaya çalıştığına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması halinde hakkında 13/1 maddesi gereğince hüküm kurmak gerekmektedir denmiştir.</p>
<h2>Silah Kaçakçılığı ve İmalatı Hakkında Yargı Kararları</h2>
<ul>
<li>Bir adet silahla yakalan ve 125 adet mermi satan sanık hakkında 6136 Sayılı Kanun madde 13/1 maddesi gereğince ceza uygulaması yapılırken alt sınırdan uzaklaşılması gerekir.</li>
</ul>
<p><strong>Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2014/37049 Esas, 2015/15765 Karar, 06/04/2015 Tarih</strong></p>
<ul>
<li>Uzunluğu 71.8 cm olan tüfek ile ilgili tüfek uzunluğunun 50 cm&#8217;i geçmesi nedeni ile BERAATİNE karar verilmesi gerekirken 6136 Sayılı Kanun&#8217;dan mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırıdır.</li>
</ul>
<p>&#8221;6136 Sayılı Yasanın 4/3 . Madde ve fıkrasına göre yivsiz tüfeklerin bu yasa hükümlerine tabi bulunmadığı,; öte yandan Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik&#8217;in 2. Maddesinin f bendinde tabanca tanımı yapılırken &#8221;tam otomatik olmamak şartıyla namlu uzunluğu fişek yatağı hariç 30 cm&#8217;yi ve tüm uzunluğu 50 cm&#8217;yi geçmeyen ateşli silahlar&#8221;dan söz edildiği dosyada mevcut ekspertiz raporunda toplam uzunluğunun 71.8 cm olduğu belirtilen dava konusu silahın anılan hükümler uyarınca 6136 sayılı kanun kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilerek sanığın unsurları oluşmayan atılı suçtan BERAATİNE karar verilmesi gerekir iken mahkumiyet hükmü kurulması yasaya aykırı</p>
<p><strong>Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2013/11818 Esas, 2013/26578 Karar, 06/11/2013 Tarih</strong></p>
<ul>
<li>Sanığın, İzmir’de oturup o sırada Trabzon´da bulunan yeğeni ile, kendisinden satmak için silah isteyen sanığa dava konusu silah ve mermileri İzmir’e gönderme biçiminde oluşan eylemlerinde teşekkülün koşullurı bulunmaz. Toplu halde silah kaçakçılığı suçu oluşur.</li>
</ul>
<p>Dosya üzerinde yapılan incelemede; Yerinde görülmeyen sair itirazların reddine; Ancak, 1- 6136 sayılı Yasanın 12. maddesinin 3. fıkrasında düzenlenen teşekkülün varlığından sözedebilmek için aynı maddenin 1. fıkrasında yazılı eylemleri işlemek amacıyla iki veya daha fazla kişinin önceden anlaşıp birleşmeleri ve bu birleşmenin organize suç amacıyla örgütlenme, yerleşik bir disiplin ve iş bölümünü içermesi ve eylemleri sürekli biçimde sürdürmeleri gerekmekte olup, olayımızda ise firari sanık Ali&#8217;nin Trabzon&#8217;dan yeğeni olan ve İzmir&#8217;de ikamet edip, o sırada Trabzon&#8217;da bulunan sanık Yusuf oğlu, Ali ile kendisinden satmak için silah isteyen sanık Mehmet&#8217;e dava konusu silah ve mermileri İzmir&#8217;e gönderme biçiminde oluşan eylemlerinde teşekkülün yukarıda açıklanan koşullarının bulunmadığı, bu eylemlerinin 6136 sayılı Yasanın 12/2. madde ve fıkrasında öngörülen toplu halde silah kaçakçılığı suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde teşekkülden hüküm kurulması bozma nedeni olmuştur.</p>
<p><strong>Yargıtay Sekizinci Ceza Dairesi Esas: 2000/21368 Karar: 2000/16724 Tarih: 16.10.2000</strong></p>
<div style="background-color: #dcdfe4; border-style: groove; border-color: #ba967b; padding: 15px; margin: 10px 0; border-radius: 5px; box-sizing: border-box;">
<p style="margin-top: 0;"><strong>YASAL UYARI</strong></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">1- Sitemizde yer alan metinler <span style="text-decoration: underline;">hukuki danışmanlık niteliğinde değildir.</span> Metinlerin kullanımından doğabilecek zarar ve sakıncalardan Avukat İrem İlbars <span style="text-decoration: underline;">sorumlu değildir.</span></p>
<p style="margin-bottom: 10px;">2- İnternet sitemizde yer alan tüm metin, içerik ve görsellerin telif hakları Avukat İrem İLBARS&#8217;a aittir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile diğer ilgili uluslararası telif hakları mevzuatı kapsamında korunmaktadır. Bu içeriklerin izinsiz olarak kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması, <span style="text-decoration: underline;">yayımlanması ya da kullanılması yasaktır.</span> Bu haklara aykırı kullanımın tespiti halinde Avukat İrem İlbars yasal yollara başvurma hakkını saklı tutar.</p>
<p style="margin-bottom: 0;">Metinlerimiz e-imzalı olup <span style="text-decoration: underline;">zaman damgalıdır.</span></p>
</div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://ilbarshukukburosu.com/silah-ticareti-sucu-ve-cezasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
